Boğaz bölgesi..

Boğaz bölgesinde ses tellerimiz vardır, yani konuşma merkezidir. Aynı zamanda hayatın olmazsa olmazı nefes, bu bölgeden geçerek akciğerlere ulaşır ve yaşam devam eder.

Boğaz bölgesi ifade yerimizdir. Konuşuruz dinlerler, konuşurlar dinleriz, herkes kendini bir şekilde ifade etmeye çalışır.

Boğaz, ifadenin yeridir. Dengeliyse, düşünce duygu hislerimizi, rahatça, kırmadan dökmeden söyleyebiliriz.

Değilse sorun çıkar. Birilerine kızarız, öfkeleniriz ama diyemeyiz susarız. Ortamda sorun hissederiz susarız, kırmak istemeyiz susarız vs. veya tam tersi bu bölge sorunludur ve karşımızdakine hiç aldırmadan her defasında hoyratça yüksek volümde bağırır, çağırırız.  Yani bu iki uç da sorundur.

Kendimizi düzgün ifade edemediğimiz zamanlarda, susulan o cümleler boğazda bir yerde tıkanır kalır. Ses kısılır, boğazda ağrı olur, kuru öksürük, yutkunma sıkıntısı, gıcık tutması bitmez durur.

Olay geçici bir durum değilse, yani sorunun kaynağı sürekli hale gelirse, zamanla söylenemeyen sözler duygunun yoğunluğuna, süresine bağlı olarak, boğazda polip olur, kitle olur.

Kendini doğru ifade etmek, cesur bir dürüstlüğü gerektirir. Başkasına hükmetmeye çalışmadan, zorbalaşmadan ya da gizli beklenti ve korkulardan dolayı kendini hiçe sayıp, ezmeden dürüstçe ifade etmek önemlidir.

Hislerimiz neyse elimizden geldiğince düşüncelerimizi ifade etmek güzeldir.

Enerji tıbbında ifade bölgesi olan boğaz, yaratıcılıkla da bağlantılıdır. Göbek altındaki bölge yaratıcı alandır ve boğazla arasında enerjisel olarak bağ vardır.  Birinde sorun varsa diğerine de yansır. Mesela genital bölge sorunlarında ( kadında myom, kanama, gebelik sorunları vs, erkekte prostat, sık idrar yolu enfeksiyonu gibi) boğazda da sıkıntı vardır. Sık boğaz ağrısı yaşarlar, öksürük gıcık tutar vs.

‘Çözümü nedir?’ derseniz, aslında hayatın özü basittir, karışık olan bizim buna ne kadar uygun davrandığımızdır. Bedensel veya ruhsal binlerce terapiler, tedaviler vardır, bunları bazen dener, sorunu hallederiz, bazen de hiç işe yaramaz.

Oysa konu belli, açık ol, dürüst ol ve cesur ol. Kendini olduğu kadar ifade et ve o konuyu geç. O an bildiğimiz o anın doğrusudur ve buna göre davranırız. Zamanla doğrularımız değişebilir, o zaman da tekrar durumu yorumlayıp ifade edebiliriz.

Bir sorunumuzu halletmede bazılarının bize yararı olabilir ama her zaman önce kendimize dürüst olup, kendimizi görmek ve olabildiği kadar her gün daha iyi olmak için bir adım atmak ve hayata güvenmek her zaman iyidir.

Ne oluyor ki böyle hissediyoruz? Neden öfkeliyiz, neden değersiz hissediyoruz? Neden konuşamıyoruz veya konuşunca hükmedici- kırıcı oluyoruz, neden korkuyoruz? Kendimizi serbest bırakırsak ağzımızdan çok mu kötü şeyler çıkar, az bağırsak güçsüz mü oluruz, bütün bunlar nedir, bu duygular neden vardır? Bu sürekli bir ‘kendini keşif yoludur.’ Bu yolda çok düşersin ama mesele düşmek değil tekrar toparlanmaktır.

Herkes birbirinden farklı ama daha değerli değil, iyi yaşamak herkesin hakkı.

Aramızdaki değer farkını oluşturan tek şey; elimizden geldiği kadar dürüst olmak, iyi olmak, bilerek kimseye vicdansızlık yapmamak, başkalarının hayat ışığını söndürmemek, merhametli olmak.

İşte sadece bunlar bir insanın değerini artırır metafizik alemde, onun dışında kimse kimseden üstün değil.

Herkes farklı ama birbirinden üstün değil.

 

993714_940x531.jpg

Öylesine bir hal..

Hafif keyifli bir hal vardır, işte o hal, tam mutluluk veya coşku değildir. Öyle bir ruh halidir ki; direkt biri kaynaklı hiç değildir, kendiliğindendir, öylesinedir. Sarhoş değilsindir, sadece öylesine bir hoşsundur.

İşte o keyifli haldeyken;

1- Hayatın akış olduğunu,

2- Kendinden hoşnutluğu,

3- Yediğin içtiğinden tat almayı ya da tat alacağın şeyleri hazırlayıp yemeyi, bulamadıysan da sorun etmemeyi,

4- Sokakta yürümekten, etrafa öylesine bakarken kaldırımın kenarında gördüğün karahindibadan, nereden geldiğini bilmediğin kuş sesinden, fırının önünden geçerken duyduğun ekmek kokusundan hoşnut olursun.

Yani o keyifli halde şunu fark edebilirsin, belki de etmezsin: Ben iyiysem etraf da daha iyi, ben keyifliysem her şey daha keyifli.

Neden? Çünkü keyifliysem etrafa verdiğim anlamlar ağır ve katı değil daha hafiftir. Her şey akışkandır, değişebilir. Bugün böyledir ama yarın farklı olabilir. Yani bakış ve yorumlayışım değişmiştir.

Bir de o halde her şey devamım gibi, benden yayılan gibidir. Yani akışın önemli kısmı benden yayılır.

Netice kendimleyken iyiysem başkalarıyla da iyi yaşayabilirim çünkü fark etmez. Her şeyin başlangıç noktası benim için benimdir.

11050775_10152734034388297_1905972348115903656_n

 

Arayış bitince..

A: Arayışın bittiği yerde içine doğru yontulursun.

B: Arayışın bittiğini kim bilir?

A: İçin bilir.

B: Ne der?

A: Tamamım, buldum der.

B: Sonra ne olur?

A: Önce uzun bir süre aradığını bulmanın hoşluğu olur.

B: Sonra ne olur?

A: İçine doğru dönmeye başlarsın çünkü arayış dışarıda tamamdır. Şimdi içe doğru yontulma başlar.

B: İçeride ne görürsün?

A: Koca bir kaya ya da dağ ya da buz kütlesi ve onu şekillendirip, zarifleştirmek için her gün yontarsın.

B: O neyle yontulur?

A: 🙂 🙂

B: Nee??

A: Soruda kal!!

B: Yani dışarıda veya içeride arayış kademelidir, bir arayış biter yenileri mi başlar? Her şey katman katman mıdır?

A: Evet, biri tamam olur diğeri başlar. Hayat işte 🙂

751038286_n

Kimdin neydin?

Kimdin neydin, beni nasıl severdin ya da sever miydin? Unutmuşum hepsini..

Elimi nasıl tutardın, bana nasıl bakardın, gözlerinde sevgi mi olurdu ya da neydi?  Unuttum hepsini..

Yollarda mı yürürdük, denize mi bakardık ya da ne yapardık? Sorma işte, unutmuşum dedim ya hepsini..

Seninle çayı mı, kahveyi mi ya da kahvaltı yapmayı mı severdim? Unutmuşum hangisiydi sevdiğim?

Zamanda mı hata ya da bizde mi? Bilemedim.

Sorma işte, bilmiyorum dedim ya hiç birini…

Akış mı böyle getirdi, ben mi ters yöne aktım ya da neydi? Anlamadım gitti..

Bunda da vardır bir iyilik, öyledir mutlaka, yoksa seversin sen beni çünkü kalbim seni sevdi.

O yanılmaz, seni ben değil, ilk o sevdi.

O yüzden şimdi, sevgiyi anlamak isteyince sadece kalbime bakarım. O yanılmaz çünkü.

Nasıl bilebilirsin deme, dedim ya; unutmadığım tek şey, kalbimin sen diye birini sevdiği..

vK39evqT_400x400