Aşk..

Aşk öyle bir duygu ki, orada hesap kitap yok, sadece bir ışığın etrafında pervane olmak var. Ona bakıp onunla yanmak, coşmak. Tuhaf bir şey. Yaşanmadan anlaşılmayanlardan.

Tabi yaşamak da nasip işi, oluru var ya da yok. Olmasının da hesabı kitabı yok.

Aşık, eğer yapabilirse en büyük iyiliği kendi için yapabilir. Olaylar nasıl gelişirse gelişsin, aşkın içindeki ateşten geçip, başka şeyleri görebilir. Aşktan yansıyanın, aslında onda hissettiğinin, tecelliyatın yansıması olduğunu anlayabilir mesela. Tecelliyat sonsuzdur, her yerde her şeyde görülebilir. Onu gören göz bir daha hiçbir şeye aynı bakmaz, bakamaz mesela.

Aşık tecelliyattan kendine yansıyanla ışıl ışıldır mesela. Yani aşığı ışıl ışıl ve coşkun yapan aşık olduğu değildir, ondan kendine yansıyan yaradılışın muhteşemliğidir yani tecelliyattır.

Aşık eğer yapabilirse, yücelikle basitliğin arasındaki duygu savaşlarından çıkabilirse, daha üstü görebilir. Yoğun duygusallıklar insanı yıpratır. Duygulanım iyidir ama duygusallık değil. Duygusal tepkiler insanı zihnen geri bırakır, gelişemez olur.

Aşık bu alandan çok şey öğrenebilir ama hiçbir şey de yapamayabilir, duygu selinde debelenip sadece acı çekebilir. Yoğun duygular ve oradan yapılan tepkiler. Anlamsızlık alanı.

Netice, aşk tuhaf şey, oradan her yere gidilebilir. O bir menzil değil, oradan bir şekilde devam edilir.

IMG-20180126-WA0001

Sevgi..

Aynen bu karikatürden ilhamla 🙂

Ben: “Ben seni çok seviyorum” 🙂

O (rahip yerine o): “Önce ‘Ben’i sil, o egodur. Sonra ‘sen’i sil, o gereksiz. ‘Çok’u sil, o dualiteden, çok demen için azı bilmen lazım, o dualiteden. Sondaki ‘-yorum’ ekini sil, o arzudandır.

Bak bakalım ne kaldı geriye?

Ben: “Sevgi.”

O: 🙂

d8ef2fbb4a7489df3ee83fe7f5ed1250.jpg

Kız ve kuş..

Sevgi sahipsiz bir kuştu, uçtu uçtu ve bir kızın kalbine kondu. Kız, o konduktan sonra sandı ki, ‘Artık hep benim, sadece benim’ ama kuş dedi ki: “Seninleyken anın tadını çıkar çünkü ben kimsenin değilim.”

Kız günlerce hem mutlu hem mutsuz oldu, artık bir anı bir anını tutmuyordu.

Kuş dedi ki: “Sevmek iyidir ama beklenti ile akışı zorlama, olacak olan olur nasıl olsa.”

Kız dedi ki: “Bunu hem anlıyorum hem de anlamıyorum. Bilincim, kuşun doğru söylediğini biliyor ama bir yanım henüz o kadar olgun değil çünkü onu zorla tutmak, ‘o benim’ demek istiyorum.”

Kuş dedi ki: “Buna izin vermem, sahiplenilmem ve sahiplenmem, yaradılışım bu, bunu anla ve elinde olanın keyfini sür.”

Kız düşündü, ‘Kuşun bilgisinin gerçek bilgi olduğunu biliyorum ama mülkiyetsizliğin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Anlıyorum ama henüz bunu yaşayamıyorum.’

O yüzden kız, kuşu hem çok seviyor hem de bazen çok kırgın oluyordu.

Kız dedi ki: ” ‘Kuş işte’ diyemiyorum, vardır bir bildiği biliyorum ve onun bilip yaşadığını, yaşayacak olgunlukta olmadığımı da biliyorum.”

Ve o kız, kuşun verdiği güvenle her gün yeniden sevmeye devam ediyordu.

20160706_192220

Kimdin neydin?

Kimdin neydin, beni nasıl severdin ya da sever miydin? Unutmuşum hepsini..

Elimi nasıl tutardın, bana nasıl bakardın, gözlerinde sevgi mi olurdu ya da neydi?  Unuttum hepsini..

Yollarda mı yürürdük, denize mi bakardık ya da ne yapardık? Sorma işte, unutmuşum dedim ya hepsini..

Seninle çayı mı, kahveyi mi ya da kahvaltı yapmayı mı severdim? Unutmuşum hangisiydi sevdiğim?

Zamanda mı hata ya da bizde mi? Bilemedim.

Sorma işte, bilmiyorum dedim ya hiç birini…

Akış mı böyle getirdi, ben mi ters yöne aktım ya da neydi? Anlamadım gitti..

Bunda da vardır bir iyilik, öyledir mutlaka, yoksa seversin sen beni çünkü kalbim seni sevdi.

O yanılmaz, seni ben değil, ilk o sevdi.

O yüzden şimdi, sevgiyi anlamak isteyince sadece kalbime bakarım. O yanılmaz çünkü.

Nasıl bilebilirsin deme, dedim ya; unutmadığım tek şey, kalbimin sen diye birini sevdiği..

vK39evqT_400x400