Anemi/ Kansızlık..

Bazı hastalıkların genetik nedenleri vardır ama gende bir sorun olması illa o hastalığın çıkacağı anlamına gelmez. Uygun koşul oluşmazsa gendeki sorun sessiz kalabilir.

Çağımızda o kadar çok kadında ve artık erkeklerde de, kansızlık sorunu var ki, tanılı mide- bağırsak veya kanama yapan hastalıkların dışında, kansızlıkların çoğunda belli bir neden bulunmaz. Hasta; kansızlık bizde genetik deyip geçer ya da doktor idiyopatik der.

Evet, hücrelerde sorun vardır; demiri alamıyor, alıyor ama kullanamıyor veya emilim yok  ya da kanama yapan bir neden olabilir. Yani bunlar fizikselde olan belirtiler ve uygun tedavi neyse onunla sorun çözülebilir.

Ama işin bir de ruhsal yanı var; her zaman kan, can demektir. Can; çi- gi-qi yaşam enerjisi, yani kan sadece eritrositleri ve diğer kan hücrelerini taşımaz, Uygur tıbbında kan; qi, can enerjisini taşır. Yaşam enerjisi Uygur tıbbında kanla taşınır, yani qi.

Kansızlık varsa, ruhsal olarak anlamı, bedende yaşam enerjisinin düşüklüğüdür. Kişi hayata gevşek tutunur, isteksizdir, zoraki idare eder.

Oysa insan olmak her zaman kolay değildir, zorlukları var ama yine de bu bedenle bize sunulan bir yaşam var. Başka yok, bu bedenle bir yaşam şansı var ve yaşamak tesadüf değil, rastlantısal değil. En başta bu olasılık vardı ve oldu, onun için varız.

Zorluğun içindeki kolaylıkları görmek, iyi şeylere tutunmak, yaşamımızı ertesi güne taşınmak, bunlar insanın yaşam enerjisi için önemli. Bu can bize verildiyse, bir şeylere aracılık etmek, vesile olmak içindir. O yüzden neye, nelere vesile olacağımızı anlamak ve vesileleri takip ederek hayata tutunmak, başkalarının da tutunmasını sağlamak görevimiz. Nasıl yapayım diye sorma, nasılın cevabı kendinde, karşılaştıklarında, neyle iyi hissediyorsan onda, yani o günün içinde.

Yaşıyor olmanın elimizden geldiğince hakkını vermek, başkalarından beklemeden kendimizi güzelliklere açmak, canımızı canlı tutmak düşünen beyinlerin görevi.

O zaman canımız canlı olsun. 🙂

 

 

İnsan neden hasta?

Hasta insanın psikolojisi normal değildir. Özellikle hastalığın akut yani aktif zamanında. Daha sinirli, şüpheci, kinci, alıngan, hassas vs olabilir ve hissedilen duygular hastalığın olduğu organa bağlıdır.

Normalde organlar, hücreler, bedenin genel sağlığını korumak adına, gün içinde oluşan biyolojik sorunları çok çalışarak tolere eder çünkü beden yaşamdan yanadır, beden yaşamdır.

Ama yıllar boyunca devam eden, kronikleşen, bedenin karşılayamayacağı miktara gelen zararlar, bir gün organ hasarı veya hastalık olarak kendini belli eder. Artık insan hastadır.

Hastalık bedene zararlı maddelere, toksik duygulara maruz kalma süre, miktar veya sıklığına göre tolere edilebilir. Her toksik madde veya duygunun temizlenme sınırı vardır, yani sınır aşılmadan arınmak gerekir.

Aslında hastalık fiziksel veya zihinsel yoldan gelebilir. Bazen madde ruhu bazen ruh maddeyi etkiler ve zamanla ikisi de birbirine dönüşür.

Yani her zaman toksik maddeler hastalık yapmaz, bazen aşılamayan toksik duygular, kişiler, mekanlar, durumlar bedende hastalık yapar.

Mesela her zaman sigara akciğer, mesane veya böbrekte hastalık yapmaz.

Kederin aşırısı akciğeri hasta eder. O hastalığın adı bazen tüberküloz, bazen pnomoni, bazen astım, bazen akciğer kanseri olur.

Her zaman tütsülenmiş gıdalar mide de hastalık yapmaz. Bazen hazmedilememiş olaylar, kişiler mideyi hasta eder ya da aşırı düşünce ve obsesyonlar, şüpheler dalağı hasta eder.

Ya da bastırılmış ya da açık edilmiş öfke karaciğeri hasta eder.

Kabulde zorlanma veya alınganlık safrayı hasta eder.

Neşesizlik, hayatı hep sevinçsiz yaşamak kalbi yorar, hasta eder.

Kalın bağırsakları da akciğer gibi keder ve bırakılamayan duygular hasta eder.

Çözülmemiş korkular böbrek ve mesaneyi hasta eder.

İnsan gün içinde çeşitli zararlı etkenlerle karşılaşır ve arınma her anın içindedir. Arınma tefekkürle olur, normal düşünceyle değil. Her gün olan şeyler ve onlara verdiğimiz anlamlar, hayatı güzel görme alışkanlığımız her şeyi etkiler.

Günlük hayat içinde her şey kontrolümüz altında değildir, kontrol edebileceğimiz şeyler olduğu gibi, en az onun kadar kontrolsüz bir alan vardır yaşamın içinde, o yüzden bakış açımız önemlidir.

Bazen insanın yapısı olumsuza daha meyillidir ve maharette burada başlar, yani kendinde olanla çalışma ve onu dönüştürme ve bu konuda son nefese kadar pes etmeme, işte asıl yaşamak budur.

Ve işin aslı insan dünya hayatı içine girdiği andan itibaren zaten hastalığın içindedir çünkü dünya dualitenin, ikiliğin olduğu bir gezegendir. Karanlık aydınlıkla, nefret sevgiyle, kadın erkekle, gece gündüzle dengelenir yani her şey zıttı ile muhkemdir, dünyanın kuralı budur.

Uygur tıbbında her organın duygusu vardır, bunun aşırılaşması, ters yönde ilerlemesi hastalık yapar. Duygular da ikilidir, tüm dünya gibi.

Ve konu hiç öfkenin, kederin, korkunun olmaması değildir, tabi bunları aşan insanlar olabilir ama genel insan böyle değildir. Öfkeyi, kederi, alınganlığı yaşar. O yüzden olduğu kadar çözmek, arınmak esastır.

Arınmak doğru yoldan yürümektir. Öfkenin aşırısı karaciğere zarardır, hücreleri bozar, organ hasta olur. Hastalığın adı farklı olabilir, siroz, kitle, kanser, kist vs ama çekirdek sorun aynıdır ve o duyguyu karaciğerin ne oranda tolere ettiğiyle bağlantılıdır.

O yüzden kirlenmek doğaldır çünkü dualite var, hep temiz olunmaz ama bunun temizlenmesi de var çünkü dualite var, her şey çift yönlü.

Nasıl kirlendiğimizde yıkanıp arınıyorsak, duyguların mekanların insanların toksik etki yapanlarından da arınmak gerekir. Ve bu bir kereye mahsus değil, yaşam tarzı, prensibi olması gerekir. Nasıl ki bir kere banyo yaptın diye tüm ömür boyunca o yetmez ise, insanın ruhsal arınması da öyledir, zaman zaman dönemsel arınma gerekir, yani kirlendiğini hissettikçe.

Ve yapabildiğin kadar zararlı etkenlerden uzak durma, enfekte ortamlardan uzak durduğun gibi enfekte insanlardan uzak olmak gerekir ve kendiniz de enfekte insan olmayın.

Nasıl yapacağım diye sormayın, şüpheye hiç düşmeyin, hayatta emeksiz bir şey yok, olduğunu sandıklarımız yanılgı, vardır onun da bir arka planı.

Nasıl mikroplu ortamda olmak istemeyip oradan uzaklaşıyorsanız, aşırı öfke, alınganlık, keder vs içinde de olmayın. Hapşıran veya açık yaranın farkında olduğunuz gibi, kederinizin farkında olun ve onu görün, bastırmayın. Neden kederliyim? Diye sorun kendinize, fark edin, yapabileceğiniz çözümleri yapın. Hayat her zaman kolaylık içinde yürümez, bazen riskleri, zorlukları göze almak gerekir, hatta hayat cesarettir, adım atmaktır, çözüm için adım atın.

Hesap vereceğiniz tek merci vicdanınız, başka insanlar, boş laflar değil. Bu bedende yaşayacağınız tek hayat bu, başkalarının hayatı değil, işte o yüzden onu hakkıyla yaşamak önemli. Ve hakkını veremediğimiz anlarda konuyu ortaya alıp, çözmek, düzeltmek gerekli.

Kimse kimse için bir şey yapamaz kişi kendi yapmayınca, iyi insanlar sadece istersen söyler, destekler ama yapan her zaman kişinin kendisi.

Arın toksik maddelerden, mekanlardan, insanlardan, duygulardan, her gün olduğu kadar. Zaten hayat bu değil mi? Her gün bir miktar, tedaviye giden yolun dozu bu. İrade göstermek ve yapmak, emek vermek, arınmayı istemek ve çalışmak. Öyle biri falanca terapiyi yaptı, artık daha neşeliyim, hayat bolluk içinde falanla olmuyor bu iş, hayat zaten sonsuzluktan gelen ve bol olan, sonsuz dar olur mu? Dar gören, dar olan insan. Ve hepimizin deneyimi, öğrenecekleri farklı, o yüzden kıyaslama, sadece kendi yolunda yürü.

Her zaman kendine katkı bütüne katkı, iyi hisler üretmen etrafına da fayda çünkü duygular yansır. İyi veya kötü, ne yansıtacağın ise senin seçimin, yani özgür irade.

Sorunun neyse onu kapama, dayanamayacağın noktaya kadar bekleme, her gün bir parçasını çöz. Tefekkür et, neden o duygu, olay, kişi seni etkiledi?

Kederlenmek, yaşamdan mutsuz olmak çare değil, kederin seni yıkabilecek gücünü unutma.

Ne yap yap kalbinde neşeye yer aç hayatında neşeye yer aç, hayat bir oyunsa ki kadimler öyle diyor, vardır bir bildikleri, yapabileceklerini yap, yani aktif eylem ve yapamadıklarının içindeki güzelliği de gör.

Ömür deneyim için, o deneyimi neşeyle geç.

20190524_185034

 

Beyin ve zihin..

Aslında insanın iki zihni var; biri beynin kullandığı, günlük hayata uyumu sağlayan, kuralcı, didaktik zihin ve diğeri ruhun bağlantılı olduğu zihin.

Beynin zihni her zaman duruma göre tavır alır, kar zarar üzerinden hesap yapar, sürekli kararlar alır, bir sonraki adımı düşünmezse bunalır. Hesapçıdır, plancıdır, kontrolcüdür.

Aslında bunlar insan beyninin fonksiyonlarıdır. Beyin, günlük hayatta toplum içinde işlerimizi kolaylaştırmak için kararlar alır, planlar yapar. Beynin görevi karar almamızı sağlamaktır.

Zaten o yüzden insan beyni “anı yaşamak, anda olmak” kavramlarını bir türlü anlayamaz çünkü 🙂 an içinde beyin olmaz, karar olmaz.

Karar verebilmek, hesap yapmak için düşüncenin ya ilerde ya geride olması gerekir ve bu doğaldır.

Bu durumda toplamsal konularda, ortak ilişki alanlarında, işimizde, hayatın önemli bir kısmında karar ve plan gereklidir, beyin önemlidir, hakkını vermemiz gerekir. Yoksa toplum içinde yaşamak zordur.

Beyin bedenin genel yönetici organı olarak işleri tesadüflere bırakmaz çünkü yönettiği bedenin yaşamasını ister.

Beyin emin olmak ister ama hep şüpheye meyleder, o yüzden her günü, her adımı sürekli planlar.

Aslında beynin plan yapmasında sorun yoktur, sorun o planların arasında akan hayatı görmemektir.

Yani şüphenin olmadığı, planın tutmadığı, kararların altüst olduğu bir alan vardır; orası zihin alanı, ruhun zihninin alanıdır. Ve beyin o alanı göremez. Çünkü zihin anda akar ve beyin anı görmez. Beynin programında an yoktur. İşte meditasyon alanı da orasıdır.

Ve insan dünya hayatı içindeyken beyinle hareket etse de, zaman zaman o plansız alanda, yani anlarda, yani akışta olabilirse rahatlar. Bütünle bağını, ben olduğunu ve o benin ortak benin, BİR’in parçası olduğunu anlar veya hisseder veya bilir.

İnsan kendine o alan içinde akmaya izin vermezse, hayatın günlük akışı içinde çaresiz, güçsüz, bitap düşer. Sistem kendini koruyamaz.

Göz, saksıdaki çiçeğin güzelliğini görür ama köklerini göremez. Açan çiçeğin güzelliğini gör ama çiçeğin bağlantılı olduğu kökü unutma, beyni kullan ama anda akan zihnin de farkında ol çünkü o zaman hayat kolaylaşır.

https://vk.com/another_art?z=photo-35486596_456297795/wall-35486596_431230

Современное искусство