Haydi..

Her ne olduysa oldu, belki sen yaptın belki sana yapıldı ama her neyse olan oldu, o değişmez. İşte o yüzden ah vah etmeyi bırak ve olduğun güne bak, tam olduğun ana. Artık nasıl olmasını istiyorsan tam da o nefesini aldığın anda başla ve düzenle. Geçmişte olanı didikleme, o bitti. Hesabı neyse, alacak veya verecek, o gelecektir sana. O yüzden takılma.

Sadece bu anı tekrar vicdanlı ve güzel yap. Eskiyi dert etme, yarayı sen açtıysan bile. Bu günü güzel yaparsan ama gerçek bir dersle, affın nasıl geleceği bilinmez. Veya af gelmese de bedelini öder ve geçersin. Bedel acı olsa bile.

Orada takılma, yürü, işine gücüne bak ve birileri için bir şeyleri güzelleştir. Sadece kendi derdinle ah vah etme. Bak etrafına ne çok can var, pek çok acıdan geçmiş, bir sürü bedeller ödemiş ama sonra tekrar gülebilmiş.

İşte böyle, sadece kendine mercekle bakıp durma, birinden feyz al ya da birine bir şeylere sen şifa ol, bazen bir sözle, bazen bir gülüşle. Yap işte güzel bir şeyler. Öyle güzel yap ki şifa olsun herkese. Ve beklentide olma ama zaten güzellikler sahibini bulur daima. Sen sadece iyi yap, güzel yaşa.

Screenshot_2020-02-26-20-29-24

Düşünerek yap..

Hatalarımız, o zaman da bizim kararımızdı, yani kurban falan değildik. Belki öyle gibi davranmak, başkalarının yönlendirmesinde olmak o dönem için kolay geldi. Çünkü böylece yaptığımızın sorumluluğunu almadık, ne olduysa başkaları bize yaptı ve böyle düşünmek kolaydı. Böyle düşündüğümüz zaman kendimizi masum sandık, oysa masum falan değildik.

Zaten hata da yoktu, sadece öyle yaptık, sonucu öyle oldu. Ve şimdi devir değişti, devran döndü, bir şeyi cesaretin şu an az olsa da düşünüp yap. Ama tabi sen bir şeyi isteyip istenmediğin konusunda da kararsızsındır çünkü buna karar verdim demek de bir cesaret, yaptığının sorumluluğu demek. Bunu yapman da çağ atlaman demek. O zaman yapayım diyorsan, eksik gediğini iyice düşünerek yap, başkalarını suçlama ve kendini de suçlama, o an öyle uygun buldum de ve yap. Haydi yolun rast gelsin o zaman.

Akılla davran..

Bir yol var gidilen ve bir an var yaşanan, her şey basit gibi ama insanlar sade olmayı öğrenemedi. Dünya kaos içinde, kötülükler had safhada, insana doğaya hayvana yapılanlar, canın kıymetini bilmeyenler, ruhsuz, vicdansızlar var. Ve işte böyle zamanlarda ne yapmalı, nasıl yapmalı? Eğrilerin arasında elinden geldiğince doğru olmaya devam etmeli, olduğun çevrede ne yapabiliyorsan onu yapmalı ve olabildiğince zihnini sakin ve serin tutmalı. Ahlar vahlar boşuna zaman kaybı. Bir de böyle dönemlerde en önemlisi ruhen çöksen de bunu uzatma, toparlan ve yapman gerekenleri daha da iyi yap çünkü toparlanamayıp sersefil olman zaten o kötülükleri yapanların besini, onlara malzeme çıkarma. İnsan görünümlü her yaratığın insan olmayabileceğini anla ve onlara acıma, acıdığın zaman acıtırlar canını çünkü onlar can düşmanı, insan olamayan ruhsuz sefiller. Onları tanıyabilirsin, sadece gözlerine bak, ordan anlarsın kim olduklarını, içi boştur o gözlerin, işte onlardan sakın ve acıma, yoksa acıtırlar unutma. Netice özellikle böyle zamanlarda sakin kal, serin kal, akılla davran, yapabileceklerini yap ve bitap düşme.

Çünkü..

Onu seviyorum çünkü bana hep çok cömert oldu. Cömertliği maddi olarak algılamayın sakın, o her açıdan cömert oldu. Ve ben elinde olan her şeyi verdiğini bildiğim için seviyorum onu. Bununla birlikte onu o yapan bir nüvesi var, sanki atomun parçalanamaz çekirdeği gibi, işte o alandansa istediğim, buna yapacağı bir şey yok, o alana ulaşılamıyor, o kısmı paylaşamıyor. Yine de onu o yapan bu nüvesi, öyle olmasaydı belki bu kadar çok sevilmezdi çünkü olduğu halde masum, zeki, hem çok hafif hem çok derin, o an neyse o, işte o yüzden seviyorum onu çünkü kurnaz değil, düzenbaz hiç değil, o saf ve çok bilgili. Ve onu seviyorum çünkü olduğu yer huzur, o yanımdaysa, hissettiğim sadece güven ve huzur, her yere gidebileceğim insan o. İşte bu yüzden canı hep sağ olsun ve eli elimde olsun dileğim.

IMG-20200423-WA0078

Antikor cevabı..

Bedende bir enfeksiyon olunca normal koşullarda vücudun savunma hücreleri bu durumla mücadele eder ve beden güçlüyse(% 90 böyledir) gerekli antikor cevabını oluşturur ve enfeksiyon biter. Bakteri ve virüs enfeksiyonlarında normal koşullarda antikor(savunma hücresi) oluşmuşsa bu bedenin o mikrobu tanıdığını- bağışıklık oluştuğunu gösterir. Yani aynı enfeksiyonla tekrar karşılaşırsa onu tanır ve antikoru ile olayı başlamadan bitirir ve insan bunu fark etmez bile, beden kendince halleder durumu.

Antikor cevabı ilk enfeksiyon sonrasında yükselir ve bir süre yüksek seyreder, zaman içinde beden savunma hücreleri artık o konuda tetikte olmasına gerek yoksa antikor düzeyini zaman içinde düşürür. Bazen sıfıra yakın olacak kadar antikor miktarı düşer, belki testte ölçülemez bile. Ama bu antikor olmadığı anlamına gelmez, sadece o an bu savunma cevabına ihtiyaç yoktur, hepsi bu.

Tıp bilgisi der ki; savunma hücrelerinin hafızası vardır ve bu bilgi eğitimin ilk yıllarında ilk mikrobiyoloji derslerinde öğretilir. Hafıza yani, karşılaştığı enfeksiyonu unutmaz, o mikrobu hatırlar ve tekrar ihtiyaç duyarsa aynı antikoru, tekrar gerekirse yükseltir kanda ve savunmayı yapar. Tıp bilgisi bunu der.

Bunun istisnası olabilir tabii, bu nedir? Kişinin immun sistemi bağışıklığı bir nedenle zayıftır, kendini savunamaz ya da savunmasını engelleyen yapısal bir sorun vardır.

Netice bunları niye anlattım? Siz yorumlayın. Sadece şu; özel bir bedensel nedeniniz yoksa, bir enfeksiyon geçirdiyseniz antikor varsa tekrar antijen alıp antikor üretmemize gerek yoktur.Bilim bunu söyler. Işte bu yüzden bilimle çelişen şeyleri zamana bırakmakta fayda görüyorum.

Esnek..

Ahh o kalbin kırılganlığı yok mu, ahh, işte o çoğumuzda zaman zaman var ve halledilmesi gereken bir duygu durumu. Kanaatimce gereksiz bir durum ve bunun değiştirilmesi gerekir. İnsanın kalbi neden kırılır? Başka olasılıklara gözü gönlü kapalıdır ve yeteri kadar esneklik yoktur ondan kırılır. Oysa hayat, doğa son derece esnektir. Bir sarmaşığın, bir ağacın yolunu keserseniz veya bir nehrin, o yoluna başka yerden devam eder sakince, ağaç diğer taraftan büyür veya yolunu kesersen kedi başka yoldan yürür. Hedefi neyse oraya ulaşır veya hedef yoksa da yoluna keyfine devam eder. Ahh benim yolum kesildi, hayalim yıkıldı, kalbim kırıldı demez. Ne yapar? Başka olasılıkları görür ve yürüyüp devam eder. Yani Kırılganlık doğru bir duygu değildir, onu haklı çıkarmanın, dramatize etmenin gereği yok. Kimse kimsenin kalbini kırmaz aslında, sadece sen içine bakarsan o kalbini kırdı dediğinden bazı beklentilerin olduğunu ve onların karşılanmadığını fark edersin. Ve özgür irade var, sen onun için bir şeyler yaptın diye, beklemek zorunda değilsin, yaptın ve geçmelisin, ordaki duyguyu büyütmenin gereği yok. Netice; esnek olmayan kırılır ve oysa yaşam esneklikten yanadır, yaşam esnektir- ölüm kırılgan.

Salgın hakkında düşüncem..

1- Maskenin korunmada etkili olduğunu düşünüyorum.

2- İstatistik veriler aşılamadan önce ve sonra da yeterince detaylı verilmedi, hep güvenilmezdi

3- Kesin olan tek şey havadan bulaşan bir şey var

4- O yüzden günlük tv verilerine bakıp çok sosyalleşmek, özellikle kapalı alanlarda doğru değil

5- Virüs bedende sistemik yayılım yapıyor, bölgesel değil, yani konu sadece akciğer değil. Ama akciğerler virüsün giriş yeri olduğu için ilk bulgular burada

6- Evet bu bir virüs, zaten virüs nedir? Virüs bir bilgi taşır, zarf veya duvarı yoktur, sadece DNA veya RNA iplikçiği, yani bilgi taşır.

7- İşte bu yüzden bu bir virüs

8- Ama kişisel görüşüm, doğal enfeksiyon değil, oluşturulmuş bir enfeksiyon

9- Havadan yayılıyor, solunumla alınıyor, akciğerleri önce etkiliyor, sonra sistemik yayılım. Böyle görünüyor ama temelde bu virüs zihinleri etkiliyor

10- Her sene virüs salgını olur, ne var bunda- diyenlere katılmıyorum çünkü evet bu bir virüs ama her seneki grip virüsü salgını gibi değil

11- Bu virüs en çok zihinleri etkiliyor, toplumlarda korku, zihin bulanıklığı, sorgusuz beyinler yaratıyor. Bence asıl sorun zihinsel etkiler ve üzerinde düşünülmesi gereken, araştırılması gereken de bu konu.

12- Özetle; özellikle kapalı ortamda maske kullanmak doğru bir durum, enfeksiyon sadece akciğerleri değil tüm sistemleri etkiliyor, yani ciddiye almak lazım ve zihni korkudan kurtarmak gerekli. O yüzden korkma ve tedbir ol.

13- Ve son olarak aşı konusu, bu çok kişisel bir konu, araştırıp inceleyip herkesin kendi kararını vermesi gereken bir durum. Ve bu karara uygun davranıp, sonrasında millete ahkam kesmenin de anlamı yok, aklına yatan olur, yatmayan olmaz. Bunlardan hangisinin doğru olduğunu zaten zaman gösterecektir çünkü bilimsel konuların teyidi için belli süreler gereklidir.