Yaşam haktır..

Yaşam haktır her can taşıyana, günü gelince ölümün de hak olduğu gibi. Herkes hakkını istediği gibi kullanır ama ölümün grevi olmamalı diye düşünüyorum çünkü bu, yani konu ne olursa olsun, ne kadar haklı olursa olsun, açlık grevi, ölüm orucu gibi durumlar içeri dönmüş şiddettir. Kişinin içine dönmüş şiddet en az dışarı dönmüş şiddet kadar önemli ve anlamlıdır. Altında çok derin duygu durumları vardır. Bu herkesin kendi bedeni, yaşamı, can’ıyla ilgili kişisel kararlarıdır ama sadece üzücü bir durumdur.

Üzme..

Bugün bir şeyi yeniden fark ettim, bence çok önemli; biz ve başkaları var, biz yani ben dediğimizin içinde asıl ben ve başka birileri- bir şeyler var, sistemler, organlar, hücreler, mikroorganizmalar vs vs yani simbiyotik hayatlar. Herkes ve her şey sürekli birbiri ile temas içinde.

Böyle bir sistemde yaşıyoruz (yaşamak dediğimizin ne olduğu da muamma ama neyse), yaşarken hep o ne yaptı ben ne yaptım? Gibi olanları yorumluyor ve başımıza geleni kaldırıp kaldıramadığımıza göre bazen acı çekip, kederleniyor, bazen de o dosyayı kaldırıp umursamıyoruz, böyle şeyler işte.

Şimdi asıl mesele; belki fark etmiyoruz ama biz ne yaparsak yapalım kendimize yapıyoruz, başkalarına değil, asıl konu bu. Birileri bize bir şey yaptığı için kırılıp üzülüyoruz, keder- acı çekiyoruz veya başkasına eziyet ediyoruz, kendimizi her şeyin hakimi, hükümdar falan sanıyoruz, oysa hiç hakkımız yok çünkü özgür irade var, kimse istediğimiz gibi davranmak zorunda değil.

Her zaman olduğun gelişim düzeyinde şuna bak; kalbinde bile isteye birine kötülük yapmak var mı? Eğer varsa bu sıkıntı, farkındaysan ve dönüşmeye hazırsan bunu mutlaka toparla, davranışını değiştir, neden böyle yaptığını düşün, af- özür dile vs ve yoluna devam et ama bir daha bu davranışı yapmamak üzere.

Öbür türlüsü, yani kendine çektirdiğin acı- eziyet çok önemli, kendine eziyet etme, kırma, dökme, bunu yapma ve asıl dilediğin özür önce kendine, sakın kendini üzme.

Screenshot_2019-12-07-14-22-33-1

Gözler..

Bu dönemde bedensel tedbirlerini al ama zihnini de koru. Gözlerimizde korku var, işte bu önemli. Oysa gözlerimizde güzel günlerin hayali okunmalı çünkü mutlaka geçecek, hayallerimiz hazır olmalı.

Maske..

Maskeli olmak; maske bir anlamda kendini saklamak, gerçeğini gösterememektir.

Ve maske aynı zamanda kendini dışarıdan izole etmek, korumak, saklamaktır.

Yine bir yönüyle maske, ben ve onlar diye ayırmaktır, dışarıdaki bana zarar verebilir demektir.

Kişilik olarak maskeli olmak, olduğun hali gösterememek, saklamak, gizlemektir ve toplum içinde herkes biraz maskelidir. Maskeli olmanın içinde kibir vardır. Ben ve onlar, ben önemliyim (kibir), korunmalıyım onlar tehlikeli demektir.

Maske konusu önemli, maskesiz günler dileğiyle 🙂

Gelişmişliğin ölçütü!

Toplum bilincinin gelişmişliğinin ölçüsü; çocukların yetiştiriliş şekli ve büyüklerine davranış şeklidir. (Kadınlar konusunu diyenler olacak ama bu ayrı mesele, onu geçiyorum çünkü alt konu).

Çocuklarını şefkatle büyütemeyen, büyüklerine saygı duymayan topluluklar ne kadar gelişmiş olursa olsun, insani olarak bilinçlenmemiştir.

Çocukluk ve ileri yaş, seninde geçtiğin ve kısmetse geçeceğin iki dönem, o yüzden sana nasıl davranılmasını istiyorsan öyle ol ve büyüklerin aktif yaşamın içinde olmasını her zaman takdir et! Çünkü unutma fiziki olarak istese de ayakta olamayanlar var ama işini görebilen, hala neşesini koruyabilen büyüklere hayranlık ve saygı duy!

Çocuklar içinse, gerekirse senin çocukken göremediğin şefkati göster, koru, kolla onları.

İşte bu bilinci anlar ve uygularsan insan sıfatına giden yolda olursun.

Yaş, cinsiyet ötesinde insana, her CAN taşıyana değer ver.

Hipokrat yemininde; “Önce zarar verme (primum non nocere)” öğretilir, yani hiçbir CAN’a zarar verme, fayda sağlamasan da olur!

Netice; konuşurken davranırken, adil ve vicdanlı ol.

 

Resim..

İnsanın bir şeyler üretmesi önemli, üretilenler bazen hemen tükenen şeyler oluyor, bazense kalıyor, belki yıllarca belki bir süre ama insandan sonra kalabiliyor.

Çalıştığım hastanede tedaviye gelen hastalardan isteyenlere resim yaptıran ressam Sema hanım var ve duvarlar onun hastalara yaptırdığı tablolarla dolu, resimler genelde doğa çiçek manzaraları.

Geçen haftalarda gözümün sıkça takıldığı bir tablo oldu, yapan hastayı hatırlıyorum, ilk resim yapışıydı, ne yapacaksınız diye sorduğumda, olur mu bilmiyorum ama elif ve vav resmi çizeceğim dedi. Ben de: İlginç olacak değişik bir konu nereden aklınıza geldi? Dedim, o da: Bilmem öylesine dedi. Nitekim geldiği her tedavide resmini ilerletip tabloyu bitirdi ve resmi duvara asıldı.

Geçen haftalarda gözüm sıkça resme takılınca o hastanın nerelerde olduğunu sordum, biri dedi ki, öldü. Üzüldüm ve rahmet diledim ama şimdi o resmi her gördüğümde beni asıl heyecanlandıran insanın kendinden geriye bıraktığı güzelliklerin olmasının ne kıymetli olduğu düşüncesi oldu.

Emek vermek, üretmek çok değerli, belki insanın ölümsüzlüğünün yolu bu, emek vererek ürettikleri.

20200323_142453