Hayat..

Evet ben yaptım, sen yaptın hepsini, ne oldu ne yaşandıysa hayatımızda, hepsi bizimdi. Etrafımızda sürekli bazı dokunuşlar da oldu, tıpkı kırlardaki bir papatya büyürken arada temas eden rüzgar gibi, güneş gibi, arı gibi, böcek gibi, bazen sert iklim, hava gibi veya yanından geçerken papatyanın dalını, çiçeğini koparıp atan insanlar gibi, bize de oldu sürekli temas edenler. Ve fakat temaslardan sonrası bizim kararımız veya kararsızlığımızdı ve bunlar hayatımızı oluşturdu. Tabi ki bilinçsiz zamanlarımızda, beni daha çok sevsinler diye uyum sağlamak için kendi gerçek yaradılışımızı sakladık belki, orijinal beni gösterirsem kabul etmezler diye düşündük, ne yazık. Bilmiyorduk, çocuktuk belki. Evet bu yanlıştı ama artık büyüdük, ben olduk, neysek oyuz, olduğumuz hali istediğimiz şekilde değiştirebiliriz, gerek duyarsak tabi.

Büyüdüğün halde, istemediğin, rızan olmayan şeylere evet diyorsan, gözünü aç ve şikayet etme kimseden. Bilinçsizce gizlediğin bazı gizli çıkarların vardır belki, konfor bildiğin alanda kalma isteğin, cesaret edip ben yaptım, benim kararımdı diyemediğin cesaretsizliklerin, bunlar senin bileceğin. Yani böyle de yaşayabilirsin tüm hayatı, sorun yok çünkü senin kararın. Sadece bu durumda iyi bak kendine, suçlama başkalarını, seni engellediğini sandıkların aslında senin de kendine bilinçsizce yaptığın engellerin ve o engellerden sağladığın faydaların, o yüzden kendini kandırma.

Bu dünyada tek bir kişiye dürüst olacaksın o kendinsin. Dürüstçe bak kendine; seni engellediğini düşündüklerin, engellemelerini onayladıkların olabilir mi?

Neyse artık ne olduysa oldu, ne yaptıysan yaptın, şimdi olduğun filizi canlandırma vakti.

Beden hafızası..

İnsan bedeninin ilk oluşum aşamasında bulunduğu memleketin önemine inanırım. Anne karnında geçen dokuz ayın çoğunun geçtiği yerde şekillenir fetüsün ilk yapı taşları ve bedenin ilk şekillenen hücreleri. Genetik materyalinin dışında, yani DNA, RNA’nın oluşturduğu gen aktarımının öngördüğü bedenin şeklinin oluşmasında hamilelik dönemindeki alınan gıdalar ve özellikle o bölgenin suyu, bedensel ve enerjetik hafızada kodlanır, yıllar sonra da hatırlanır. Özellikle o bölgede kaynak suyu varsa ve anne o sudan içiyorsa, o su o kişiye iyi gelir çünkü bedenin hafızası hatırlar. İşte o yüzden yıllar sonra da olsa anne karnında geçirdiğimiz bölgeye gidince, oradan bir şeyler yiyip içince, gidemesek de bize oradan bir şeyler gelince bedenimiz bundan memnun olur, iyi hisseder, şifa gibi gelir. Netice, ilk şekillenirken ki kullanılan materyal önemli.

Emek..

Bu çağın insanının hatalarından biri; bir şeylerin öyle, kendiliğinden, emeksiz, çabasız olmasını beklemesi çünkü gayret etmek istemiyor çünkü tanrısal iradeyi kullanmaktan korkuyor. Hatta o torpil bulup iş yaptırmalar da hep bundan, yani çabasız hak elde etmek, çağın, hele de maalesef bizim ülkenin gerçeği bu.

Kişisel gelişim konularında, yani insanın ruhsal zihinsel gelişiminde de bu böyle; insanlar bir şeylerin değişmesini ama bunu kendi için birilerinin yapmasını bekliyor, pasif tavır, kurban tavrı, muhtaçlık zihniyeti, kendine düşen tek şey parayı vermek ve doğru yanlış belli olmayan ama referans kaynaklı bazı bilgileri satın almak, sonrasının birden mucize olmasını bekliyor. Oysa insan katman katman, gelişim değişim ömür boyu, hem bedende hem zihinde hem ruhta. Öyleymiş gibi davranılıyor ama hayal et, pat diye hemen olsun gibi bir şey yok şu an dünya insanında, bu yalan, bir yemek nasıl pişiyor, bir iş dosyası nasıl oluşturuluyor, bir çocuk nasıl büyüyor, bir kazak nasıl örülüyor ya da bir roman, resim nasıl yapılıyor? Hep adım adım, ilmek ilmek, satır satır üstüne ilave edilerek oluyor. Kimse kimsenin yerine onun için bir şey yapmıyor, hazırcılık yok. Bazı konularda öyle sanılıyor ama değil, insan emek vermeli, çaba göstermeli, gayret etmeli, irade göstermeli, insan o zaman insan olma yolunda oluyor.

İrade..

İnsanın en büyük hatası iradenin kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemesi ve tembelleşmesidir. İrade kullandıkça güçlenir, zorlayarak başlatılır, ilk adımı; yapmak istediğin için zorlanmaktır, ta ki kendiliğinden olana kadar. Ve o işi yapmak için harekete geçerken, ama’ları, off’ poff’ları, acaba’ları, şüpheleri bir kenara bırakmak zorundasın, yoksa başlamamak için hep bir bahanen olur, onlara uymadan, çok düşünmeden yapacağını yapmaya başlamalısın. Düşüneceğimiz kısım öncesindeki zihinde o işi tartmak, hesaplamak, biçmek işidir, karar verme, niyet aşaması düşünmeyi gerektirir. Ve fakat verdiysen kararını uzatmadan başla ki belki olur. Diğer türlü tüm hayat sadece oyalanırsın, bir robot gibi, kukla gibi oyuncak olursun diğerlerinin elinde. Netice; varsa hayallerin, yapmak istediklerin, ilk adımları zorla da olsa at ve başla. Bugün başlarsan belki yarın devamı olur, diğer türlü ömür öyle geçer gider. Geçirme onu anlamsızla, kendi anlamların için çabalarsan hayat daha güzel olur.

Pembe beyaz begonvilli ev..

Bir kadın var hatırladığım, çok hasta bir kadın, onun tek hayali pembe beyaz begonvillerin duvarına sarıldığı bir evdi. Kadının bu hayalini dünyanın en güzel ressamı onunla tuvalde gerçekleştirdi. Çok hasta kadın o güzel kalpli ressamla pembe beyaz begonvilleri beyaz duvarına dolanmış bir ev yapmıştı ve kadın hayalini bir şekilde gerçekleştirdikten sonra öldü.