Odak..

Herhangi bir sorunda (bu hastalık, tartışma, çözümsüz gibi gelen bir konu vs olabilir), beyin dikkati sürekli soruna vermek ister ve kaygıyı büyütür çünkü beyin kaygı üretmeyi, ah vah etmeyi sever.

Oysa bir sorun anında çözüm yollarından birini seçip, sonrasında odağı oradan çekmek gerekir.

Hiç unutulmaması gereken şey; dikkatimizi verdiğimiz şeyi güçlendireceğimizdir. Derde güç verirsen dert güçlenir, neşeye dikkat verirsen neşe çoğalır, çözüme odaklanırsan her şey çözülür.

Yani yapılabilecek şeyleri o konuda yapıp, başka şeylere yönelmek, dikkatimizi başka işlere vermek uygundur. Bir hastalıkta da aynı şey geçerlidir. Yapabileceklerini yapıp, o enerjiden uzaklaşmak, sürekli o konuya yoğunlaşmamak gerekir. Beyin hayaller kurmayı sever, odaklandığını büyütür, bu durumda hayallerimizi iyi hissettirecek şeylere, odağımızı yapacağımız işlere, dış dünyaya, doğaya verebiliriz. Bunu nasıl yapacağız diye sormak aslında beynin kurnazlığıdır, oyalanma isteğidir, odağı değiştirmeye direncidir.

Yani nasıl değiştireceğim diye sürekli sağa sola sormayıp, bir yerden başlamak, olmayınca tekrar başlamak, emek, irade, gayret etmek. Yol bu. Kimse için de farklı mucizevi bir yol yok. Ne yaparsan kendinden kendine ama gerçekten bunu dene.

รูปภาพ art, girl, and beautiful

Adam..

Akşamüzeri iş çıkışı saatlerinde şehrin kalabalık meydanlarından birindeki durakta otobüs yolcularını almak için durduğunda başını cama yaslayıp etrafı izledi, capcanlı renkli bir kalabalık mütemadiyen sağa sola akıp duruyordu. Tam o canlılığın arasında hani bulanık gözle bakınca görülen resimler gibi farklı bir akış hissetti, bakışını odaklayınca aslında orada olan ama kalabalığın canlılığı içinde hiç fark edilmeden kendi aleminde duran adamı gördü. Altında koyu gri kalın bir iple bağlı pantolon, arada delikleri olan çizgili bir kazakla meydanın büyük çöpünden sadece kartonları ayırıp sessizce torbasına atıyordu, 50- 60 yaşlarında gibiydi ama her yaşta da olabilirdi, emin olamadı. Çöp toplayan adam sanki etrafında başka bir dünya yok gibi büyük bir dikkatle kendi kartonlarıyla ilgileniyor, seçip, ayırıyor, kenara koyuyordu. İşin ilginci büyük meydanın koca kalabalığı da onu görmüyor gibiydi, herkes inmek, binmek, bir yerlere ulaşmak telaşındaydı. Oturduğu koltuktan hafif öne doğrulup adamı seyrederken şaşkındı çünkü her santime birkaç insan düştüğü halde onun kartonlarını ayırdığı alana hiç yağmur düşmüyor gibi hiç insan basmıyordu. Adam sakindi etraf telaş içindeydi, adam kimseyi görmüyor gibiydi ve kimse de onu görmüyor gibiydi, adam tekti etraf çılgınca kalabalıktı, adamın bir yere ulaşma telaşı yoktu etraf bir yerlere ulaşmaya çalışıyordu, adam başka bir dünyada gibiydi herkes bu dünyadaydı, adam oradaydı etraf ulaşmak istediği yerlerdeydi ve binen yolcuların tamamlanmasıyla otobüs hızla kalkarken adamın sakince kartonları ayıran silueti de dünyasından uzaklaşmıştı. Bazıları hem var hem yoktu, bazen hepimiz hem var hem yokuz, oradayız ama orada değiliz, hayat gibi, var ve yokuz.

New Hair Drawing Curly Sketch 29 Ideen  - Style & Beauty #frisur #frisuren #haar #hochzeitsfrisuren #hochzeitfrisur

Korku çağı..

Dünyanın bu döneminde, aslında çağında, baskın duygu korku. İnsanlığı yöneten, yönlendiren temel duygu, diğer tüm olumsuz duygu hisler korkunun yansımasıdır.

İnsanın insanla iletişiminde, aile ilişkilerinde veya devletlerin yönetiminde korku hakim, bunu kullanarak iş görmek baskın. Ve korku zamanla insani olmayan şeyleri daha rahat kaldırmamıza, hatta ondan zevk almamıza bile neden olur. İnsanı baskılar, cesaretini kırar, ilerlemesini önler, olan hal içinde ezilmesine neden olur, umudunu söndürür, hayata tutunmasını zorlar.

Ve tuhaf olan bilerek veya bilmeyerek, her şey herkes bir şekilde korkuyu kullanır, destekler. Misal tüm kadim öğretilerde bahsi geçen; “dün geçti, yarın yok, her şey şimdi” bilgisi yok sayılır. Gelecek henüz gelmedi, o her anda yaptıklarımıza bağlı ve geldiği zaman zaten o gelecek yine şimdidir, yani bugün yapılan, bugün söylenen, bugün önemlidir.

Deprem oldu, oluyor, bu bugünün gerçeği ama bazı insanlar bundan bile gizli bir zevk alıyor, yani olacak depremlerden bahsedip toplumsal korkuyu tetiklemek veya corona enfeksiyonunu veya zamanında kuş gribini veya domuz gribini korku faktörü gibi kullananlar gibi, çoğu kişinin yaptığı bu. Oysa bir şey olur kişisel veya toplumsal önlemler alınır, olasılıklar hesaplanır ve tedbirler uygulanır kişisel veya yönetimsel anlamda. Bu konularda çok eksiğimizin olduğu malesef doğru, olana ah vah edip hiçbir şey yok gibi devam eden idareler, yönetimler, insanlar içindeyiz.

Bu durumda her zaman olması gerektiği gibi önce konuya kendi alanımızdan bakmalıyız, biz neler yapabiliriz, nasıl davranmalıyız? En önemlisi düşüncelerimizde korkuyu büyütmememiz. İnsanlık olarak bir şeyler yaptık ve doğa bu yapılanlara tepkisini veriyor. Genel ruh halimizi korkuya, bıkkınlığa teslim etmeden devam etmeliyiz çünkü korkunun geldiği kaynak belli ve o kaynak insanın iradesinin yani ruhunun yani düşüncesinin kendine teslim olmasını bekliyor. Oysa yaratılış sadece mutlu olmamızı, keyif almamızı istiyor. Bunu fark edin. Kötü olasılıkları düşünüp, davet etmeyin. Korkuya teslim olmayın.