Kıvırcığım

Sevgili Kıvırcığım canım benim, bu dünyada en çok sevilen çocuk sensin, seni çok seviyorum ben Kıvırcığım. En çok dedim ama sevginin azı çoğu olmaz Kıvırcığım, sevgi sevgidir ve kıymetlidir.

Sen canım Kıvırcığım seviliyorsun ve kıymetlisin. Bundan sonra hiçbir şeyin veya kimsenin sana bunun aksini söylemesine veya göstermeye çalışmasına izin verme çünkü bunun aslı yok. Bu tür bir davranış sadece illüzyondur, gerçek değil, o yüzden buna iznim yok.

Bu dünya senle birlikte BEN olduğum için var. Hiç kimse benden değerli değil, benden çok sevilen değil.

Sevgili Kıvırcığım, sen o koca çocuk gözlerinle, sana gösterilen ve kabul ettirilmek istenen bazı şeyleri, bir çocuk olduğun için bilmeden doğru sandın. Oysa sana sevgisiz ve değersiz hissettiren hiçbir şey gerçek değildi, sadece illüzyon. Artık bunu biliyoruz, ben bildiğim için sende biliyorsun çünkü bedenimin her bir hücresinde senin enerjinde var. Ama artık gerçeği biliyoruz, değerliyim ve sevilenim.

Sevilen ve değerli olduğunu bilen her şey ve herkes gibi, sonsuz kere sonsuz ne istiyorsan o olsun. Mesela gönlünce gez, istediğin gibi konuş, davran, hayattan sevgiyle iste ve sevgiyle al. Bizde olanları da yeri gelince değerini ve bize kattıklarını bilerek değerli bir şeyi sevgiyle verir gibi ver. Bazen hayattan al ve bazen hayata ver. Bunun ikisini de değerini bilerek yap.

Şimdi Kıvırcığım, çık o karanlık kömürlükten, çık ve gönlümün odalarında bir prenses gibi gönlünce dolaş, hepsi senin, var olan her şey senin. Aldığın her şeyi onlarla işin bitince, tıpkı oyun oynayan bir çocuk gibi oyna ve geri ver. Biliyorsun hiçbir şey kalıcı değil, hiçbiri bizim parçamız değil. Bize kalan oynadığımız şeylerin tecrübesini ve bilgisini alıp yolumuza devam etmek.

Artık BEN bildiğim için sende biliyorsun Kıvırcığım, en son bedenimize gelinceye kadar, bizim sandığımız her şey sırasıyla verilecekler. En son bedenimiz, o koca iri gözler kıvırcık lüle saçlar ve şimdiki beden halim, hepsi en son verilecekler.

Düşün Kıvırcığım sadece bedenimiz gerçekten bizim, yani bir yere kadar ve o bile günü gelince hayata tekrar verilecek çünkü döngünün düzeni böyle. Bu durumda Kıvırcığım, hiçbir şeyi veya kimseyi sakın sahiplenme, onların hepsi senin bakışınla oyuncaklar, benim açımdan aracılar, öğrenmemiz için vasıtalar. Bazı şeylerle kısa süreliğine, bazısıyla orta sürede, bazısıyla tüm hayatımız boyunca sana göre oyna yani temas et ve hepsini sırayla bırak, en son bırakacağımız şeye kadar.

Yani Kıvırcığım etrafında olan her şeyle benimle birlikte dans et ama dansın ağır aksak olmasın, keyifle neşeyle dans et.

Tüm dünyayla eğlenerek dans edelim, en çok da sevdiklerimizle keyifle ve uzun uzun dans edelim. Hani sanki güneşli bir günde hafif bir rüzgarla ritm tutturmak gibi, işte öyle, sevdiklerimizin değerini bilerek onlarla sevgiyle dans edelim.

Sevgili Kıvırcığım, artık tüm hücrelerimde keyfince dolaş çünkü buradayken her şeyin sahibi sensin. Neşelen keyiflen ve o neşeni keyfini bana da bulaştır. Artık ben bileceğim ki ne zaman keyifliysem Kıvırcığım’da keyifli çünkü neşe bana senden gelir, yani saf halimden yani çocuk halimden.

Bundan sonra nerdesin ne yapıyorsun düşünmeyeceğim, buna gerek yok çünkü Kıvırcığım bu oyun aleminde artık senin, istediğin herkesi ve her şeyi yanında bulman, dans etmen ve yeri geldiğinde bırakman çok kolay. Yapacağın şey sadece düşünmek sonra istemek ve sonra ona eşlik etmek. Ben artık varlığını, neşe ve keyif anlarımda tüm hücrelerimde ve benliğimde bileceğim, sen buradasın, benimlesin anlayacağım. Benim keyif ve neşe anlarım, senin her şeyle neşeyle oyun oynadığın, bana göre dans ettiğin anlar.

Gez gönlünce her bir hücremde, kalbimin en ışıklı odalarında otur ve istediğini söylediğin her şeyi oyununa yani dansına dahil et ve istemediğin anda sevgiyle bırak. Artık ne istediğini ve ne istemediğini bilmen yeterli, sadece buna dikkat et, anladın sen beni.

Artık anlaştık seninle ve sevgili canım biliyor musun benim ayrıca sana çok kıymetli bir hediyem olacak. Çok kıymetli diyorum çünkü bu ilk olacak. Aslında bu yazıyı bu sözümü unutmamak için yazıyorum, nasipse sözüm söz olsun, bunun için elimden geleni yapacağım ve o kitap sana ithaf edilecek, sevgim ve saygımla birlikte.

Benden çıkacak ilk kitap sana ithaf edilecek çünkü sen buna değersin. Keyifle neşeyle kal ve istediğin her şeyi yap ve yok et, artık bu oyunu yani dansın kurallarını biliyorsun. Görüşürüz demiyorum çünkü iç içeyiz, biriz, zaten birbirimizleyiz, bunun farkındayız. Sevgimle ve saygımla koca gözlerinden öper, saçlarını okşarım Kıvırcığım, hep neşeyle keyifle sağlıkla kal ve ol..  

alışkanlıklar

İnsan beyni ne tuhaf, insanı sürekli bildiği ve alıştığı şekilde yaşatmak ister. Oysa daha iyi şeyler olabilir ama beyin alıştığının dışına çıkmaya izin vermez. İşte tam burada devreye İRADE girer. İrade kullanılmak içindir, bunu denemeliyiz, istediğimiz her değişiklik, hayatımızı daha iyi hale getireceğine inandığımız her şey için irade kullanmayı öğrenmeliyiz.

İrade kullanmak için o anda olanın zıt yönünde enerjimizi kullanmamız gerekir. Sağa gidiyorsak, sola dönmek gibi, atalet içindeysek harekete geçmek gibi, yani hep yapılanın tersini yapmayı bedene, beyin aracılığıyla öğretmek. Bu ilk başlarda zordur çünkü alışılanın tersini yapıyorsunuz. Zordur ama öğrenilebilir. Sürekli denemek ve beyne bilmediği diğer yolağı öğretip, o yolağı güçlendirecek kadar ısrarla denemek gerekir. Beyin bu ısrar karşısında o yolu kalınlaştırır ve kullanılacak hale getirir, yeter ki pes etmeyelim.

Her davranış ve duygu şeklimiz, beynimizin yıllardır öğrendiği alışkanlıklardan başka bir şey değildir ve aslında bizim bir parçamız hiç değildir, hepsi değişebilir, yeter ki o iradeyi kullanmaya başlayalım.

Hiç kimse mızmız huysuz mutsuz olmak zorunda değil, hepsi İRADE ile değiştirilebilir, yani gerçekten isteyen ve sürekli deneyen, bir gün gelir ki davranış ve duygu değişikliğini yapar. Yeter ki bunun için emek ve enerji harcamayı göze alalım.

anılar

Ah o anılar yok mu? Hiçbirini bırakmayı düşünmüyorum, dursunlar bir köşede, yaşasınlar hayatlarını. Bırakmadığım anıların kendisi değil asla, onların hepsinden oluşan şimdiki ben, yani beni oluşturan yapı taşları olanları. Yapı taşım halinde olanlar bana kalan, gerisi kendi haline çoktan bırakıldı. Bakmıyorum onlara çünkü biliyorum dikkat verilmeyen her şey kendi zamanını yaşayıp gider, yok olur.

Şu nefes aldığım an var ya, onun oluşmasını sağlayanlar benimle olanları. Yapı taşlarını sevdiğimin bedeni 🙂 🙂

yaşadık bir şeyler

Geçmişte yaşadıklarımızı değiştirmeye çalışmamız gerekmez, bunun için hiçbir terapiye gerek yok. Her yaşanılan sadece deneyim ve bu dünyada oluş nedenimiz zaten sadece deneyim olabilir çünkü her deneyim öğrenmek demek. Dünya öğrenmek için var yani bilgi.

Hepimiz denedik bir şeyler, sonuçlarına iyi veya kötü dedik, mutlu veya mutsuz olduk ama hepsi öğrenmek için yapılan deneyimlerdi, bunlardan bir şeyler öğrendik. Tüm yaşadıklarımızla şimdiki biz haline geldik. Yani onları yaşamasaydık, şimdiki olduğumuz insan olamazdık. Birde insanlar genel olarak hep kendilerinin olumsuzluklarına odaklanır, oysa yaşarken herkesin bir şeyleri eksik bir şeyleri fazla olur. Bazısının işi iyidir ilişkileri kötü, bazısı zeki değildir ama kalbi güzeldir, bazısının seveni vardır bazısının parası vs vs. Hiç kimsenin her şeyi eşit olmaz, kesin olan hepimizin iyileri olduğudur ve sorunumuz beynimizin çalışma şeklinden dolayı olumsuza kayıp, olmayanlarımızı görmek olduğu için insan genelde mutsuz olduğunu sanır. Oysa her şey algıyla ilgili, iyi şeyleri görmeyi ve iyi hissetmeyi beyne öğretmek önemli.

Netice yaşadık bir şeyler, onlara iyi kötü dedik ve geldik bugüne. Ve her gün yeniden her şey başladığına göre, daha iyi şeyler yapıp, daha mutlu olmak için seçeneklerde var. Hepimize kolay gelsin..

Hepimiz yaşadık bir şeyler ve geldik bugüne, abartmaya ne gerek var? Sadece yaşadık bir şeyler işte..