Neyi hissetmek isterdin?

Hep başkalarından istiyorsun ya o şeyi, mesela şefkati, acaba önce sen verebilir misin şefkati? Tabi önce istediğin kişiye, sonra istersen her şeye.

Ama tabi verebilmen için o şeyi, önce kendinde çoğaltman lazım.

Bu hissin herkeste olduğu kesin ama kullanılmadıkça zayıflamış veya belki içimizde daha derine saklanmış olabilir ama zemininde vardır, gerçekten istersen çıkar mutlaka.

Ve o çıktığında önce sana dağılır, bir düşünsene şefkat yağmurunda ıslandığını 🙂 muhteşem bir his. Ve tabi her içten fışkırıp gökten yağan şey gibi, o senden etrafına da yayılır. Yani mutlaka yağar şefkat, vermek istediklerine.

Ama sen onu önce çıkart, kendinde dolaştır ve kendini doyur, sonra göğe fırlat.

Dışarı verdiğin her şey gibi ama verir gibi yaptığın değil, kalpten verdiğin yani hesapsızca, her şey gibi önce yine sana yağar ve sonra istediğine ve daha da sonra herkese.

Tüm diğer istediğin hisler için de durum aynen geçerli.

motivational thoughts: GOOD,BETTER,BEST.NEVER LET IT REST...

Selma- 1

Selma çok gergindi, etrafındakileri kırmak istemiyordu ama kendi kendine kırgındı. Sonbaharın bu ışıltılı güneşli gününde evde, karışık bir kalabalık içinde, sıkışmış hissediyordu. Sanki zihninin rahat salınımda olması için gereken mekan, hava, atmosfer olmadığı için ruhu nefes alamıyordu. Saatlerce evin içinde birileriyle ilgilendi, temas etti, aldı, verdi ama ruhu nefes alamıyordu. Sonra birden durdu, bir şeyi fark etmişti. Şu an içinde bulunduğu duygu durumunu çok iyi tanıyordu, bu his, duygu hayatının ilk kırk yılını doldurmuştu, çok tanıdıktı. Sıkışmış hissetmek, alansız yaşamak, hacimsiz olmak. Hatta yıllarca, ruhunun alansızlık hissini kapatmak için bedeninin dünyada kapladığı alanı genişletmişti. Aldığı kilolar, duygularıyla bağlantılıydı ve ne zaman ki bir şeylerin yaşamında ters gittiğini fark edince duraklamıştı. Onun sayesinde yavaşlamıştı. O olmasaydı belki hala o umutsuz daralmışlık içinde yaşıyor olacaktı.

Ve şimdi bu hafta evde gelişen yeni durumlar, birden alışık olduğu o eski döngüye doğru onu çeker gibi oldu.

Selma bunu fark edince sakinleşti, bu belki bir test edilmeydi. Gerçekten bir şeyleri öğrendiyse, toparlanıp, her şeye rağmen ruhuna alan açmalıydı, yoksa yine o negatif hislere dönebilirdi.

Akşam ortalık sakinleşip, koltuğuna oturunca, önce zoraki, sonra içten gülümsedi. Her insan gibi o da önce kendine iyi olacaktı, alan açacaktı, sevecekti. Zaman zaman eski sıkışık döngüler denese de, duymadan, bakmadan, ona kapılmadan, iyi hissedeceği alanı koruyacaktı. O zaman ruhu rahat nefes alabilirdi, bu temel prensibiydi.

İnsan iyi olmadan kimseye gerçekten iyi olamazdı, bunu artık biliyordu. O yüzden bazen düşse de kalkmayı bilecekti.

Olduğu haliyle sevilen kader..

Önce koşulsuz ve hesapsız kaderinden memnun ol, onu hisset, sev. O zaman anlarsın niye öyle olduğunu yani idrak.

Bu olunca kaderin tam istediğin yola döner. Elinde olanın içinde sevgi bulursan, elindeki seni bir üste yani istediğine taşır. Neden böyle olur? Çünkü hesapsız ve koşulsuz sevilen senin hep daha iyi olmanı ister. Koşulsuz sevgi bunu gerektirir.

Olduğu haliyle sevilen kader, emin ol seni hayallerinden de daha iyi yerlere taşır. Kendi gider ve seni hak ettiğin güzelliklere emanet eder. Sadece dene bunu ama tüm kalbinle ve şüphesiz.

Yani içinde olduğun duruma söylenme, sadece o koşulu anla, teşekkür et.

İşte o zaman kaderin ve hayatın güzelleşir. Bu her insan olanın ve kendini keşfetmek için emek verenin hakkıdır.

O zaman emek ver ve hakkını al.

evler