iyi ol

Birbirimize hep sorarız; Nasılsın? Bazen zor bir sorudur bu, iyi hissetmezsin ama iyiyim dersin. Bugün ben de iyiyim..

Ama bunca yaşanmış yıldan sonra asıl mesele iyi hissetmediğin anda neyi görmediğin, ne oldu ki iyi değilsin? Sağlık sorunun mu var, sevdiklerinin sağlığında mı sorun var? Bunlar yoksa, işte mesele burada, izin verme o mutsuz enerjiye!!! Yaşıyorsun ya, nefesin üzerinde ya, gerisi hem de tüm sorun dediklerin sadece hikaye.

İşte asıl o an, yani gerçek olmayan sorunlarla ağladığın an.. buna izin verme çünkü hakkın yok buna.

Sadece keyif almak için gelinen bu dünyada, sahte sorunlar için yıpratıyorsan bu bedeni, hem de şu an sahip olduğun tek şeyi, en büyük haksızlığı adaletsizliği sen kendine yapıyorsun demektir. Bunu yapma!! Unutma kendini sahte dertlerle üzen, başkalarına neler yapar?

İYİ OL hem de en olmadığın anda. Olduğun halin kiymetiyle İYİ OL. Nasıl diye sorma, herkes kendi yolunu bulur.

İyi ol hem de tam bu halde.

IMG_20171214_101612_214

canım

Sen benim masum yanım, kalbimi güldürenim, en güzel halim.. işte ondan seviyorum seni.

Yani sana döndüğümde, sende gördüğüm kendimi seviyorum ya, ondan seviyorum seni çünkü sen beni güzel gösteren bir ayna gibisin.

Seni seviyorum çünkü seni severken kendimi sevmeyi öğreniyorum ve sendeki BEN sevilmeye değer.

Netice tüm hepsinden dolayı seviyorum seni..

heart-1156094_960_720.jpg

 

kova

Ne olmuş yani öyle olduysa, sadece bugün varsın unutma. O üzüldüklerin var ya, hepsi geçti bitti. Bitirmeyen sadece vesvese. Ve o eski düşünceler var ya, onlar sürekli yeni yaratım yaparlar. Farkında mısın, hep aynı şeyi yaratıp durursun çünkü aynı acılar zihinde. Oysa sadece bir şeyler yaşadın, herkes gibi ve hepsi bitti.

Silkelenebilir misin, seni aynı yere çeken zihnini dinlemeyip, kalkabilir misin? Bir dene, belki oluru var, denemezsen bilemezsin. Hani bir kova durgun su gibi, onu dökmeden taze su doldurabilir misin? Ya kaldırıp dökersin ya da bilerek o suyu dikkate almayıp, yukarıdan taze su doldurursun ama var gücünle. Pes etmeden, iradeyle. Ve bir an gelir ki tüm kova taze su olur. Zihin yeni olunca yaratım tazedir. Ama sanma ki bir kez dökünce biter. O kova zaman zaman hep dökülüp dolmak ister. Çünkü hayat sürekli yenilenir ve bekleyen su kirlenir.

Sanma ki bu kolay, değil bilirim. Çok kez düşersin ama yılma. Gerekirse yine ağla sızla ama bu defa uzatma, tekrar kalk. Denersen olabilir. Denemezsen her zaman aynı tas aynı hamamdır.

Dene. Sadece kendin için dene. Zaten senden başka biri mi var ki?

Screenshot_2017-12-06-16-56-11-1

neyse enerjimiz odur halimiz..

Bazen deriz ki; İnsan olmak zor, bazende her şey su gibi akar çünkü içimiz coşkundur. İşte o coşkun halde her zaman olamıyoruz ve o zaman her şey zor geliyor. Genelde hayattan mutlu olmamız, enerjimizin coşkun olduğu halde ne süreler kaldığımızla ilgili. Bu hale sık giren, kendini mutlu etmeyi seven insanlar hayatı daha kolay yaşayanlar. Onlar baktıklarında bir güzellik bulanlar.

Hayatı zor bulanlar ise, bu coşkun hale az veya hiç giremeyenler. Gözleri olandaki güzelliği göremeyenler.

Ve ikisi arasındaki insanlar; Yani bazen güzellikleri görenler, bazen enerjisi düşenler.

Yani konu tamemen enerji seviyemizle ilgili. Daha iyisini yapabilseydik yapardık.

Enerjimiz yüksek değilse her baktığımızda zoru görürüz. Yani, mutlu olamıyorsak, buna enerjimiz o an yetmiyordur.

Netice elimizde ne varsa o halde yaşarız.

haddini bilmek

Bazı insanlarda şöyle bir şey var, bunu duyunca o kişilerin insan olduklarını unuttuklarını düşünüyorum. Çok şaşırıyorum ama ruhsal konularla ilgilenen camia bunu daha çok yapıyor.

Bu tipler mesele derler ki o bilge veya ermiş olsa, gerçekten aydınlanmış kişi olsa, kendi şunu yapmaz, bunu yapmaz. Eee ne yapmış bu kişi? Sigara içmiş, kendinden küçük birini sevmiş, evliliğini yürütememiş, alkol almış vs vs. Yani o kişinin fikirleri , iyi vasıfları değil, yaşamlarında açık aramalar, üstelik bu açık buldukları şey, o kişinin insani özelliklerini azaltmayan kişisel farklılıklar. Oysa başkasına zarar vermiyorsa, iyi insan olmasını engellemiyorsa özel hayatından bana ne, sana ne, kime ne? Bu tür konularda açık arayanlar aslında yarı tanrıcılık oynayanlar, onlardan uzak durmak gerektiğini düşünüyorum. Bu tür insanlar kendilerini her yönden mükemmel göstermek isterler ama yalandır çünkü dünyada kimse mükemmel değildir ve zaten mükemmel ne demektir?

Dünyada yaşarken kimse tam, bütün, mükemmel olamaz, olmaz öyle şey. Yapabiliyorsak marifet bir insanı her şeyiyle görüp, beğendiğimiz yönlerine odaklanmaktır. Yoksa en sevdiğimiz kişilerde ne aymaz yönler vardır, bize hiç uymaz, hiç benzemez ama severiz onları çünkü iyidirler. Mesele hatalar ve kusurlarla birlikte insan olmak, vicdanlı olman gereken yerde vicdanlı, merhametli olmak, bilerek hiçbir canlıya zarar vermemek.

Dünya bedenli yaşanan, vicdan ve nefsin çekiştiği bir alandır ve insan bazen yanılabilir, hatalar yapabilir ve yapar zaten, kesin yani çünkü dünyanın yapısı böyle. Her kim olursa olsun, ermiş, üstad, peygamber, büyük önderler kim olursa olsun, öğretileri, ürettikleri eserleri önemlidir. Bu dünyaya katkıları önemlidir. O kişilerin insani detayları her türlü olabilir.

Ermiş, Tanrının sevdiği insandır ama sigara içiyor olabilir, saçma davranışları olabilir.

Birde vay efendim madem üstad, ermiş insan niye şeker hastası, niye kanser olmuş falan diyenler vardır. Bunu söyleyenler, ermiş bile olsa en başta hepimizin insan olduğunu unuturlar. Hepimiz önce insanız ve sonra bir şeyleriz. İnsan hatası kusuruyla insandır. İnsan bedeni entropiye uğrar ve bir gün biyolojik beden makinesi kendini kapatır, bunun içinde çeşitli hastalıklar, olaylar bahane olur. Peygamberler, ermişler şeker hastası olamaz mı, illa şeker hastalığı sevgiyi alıp verememek diye takmak mı gerek ezber bilgilere.

Aslında duyguların sağlığımızla çok ilgili olduğu bir gerçek, 5000 yıllık Uygur Tıbbı bunu söyler ama netice olarak vakit geldiğinde her şey bir şeye bahanedir.

Atatürk yüzyılın en büyük lideridir ama insandır ve peygamberler içinde aynısı geçerli. Hangisi olursa olsun yüksek, övülecek vasıflarının yanında insandırlar. Bu durumda insanların kendilerinden dünyaya yaptıkları katkılara, iyi huylarına bakalım, onların gündelik hayat içindeki sigarası, içkisi, hastalığı hep bahanelerdir. Hem unutmayalım ölüm herkes için bir bahane ile gelir, ermiş de olsa kanser olabilir, şekeri çıkabilir, kalp hastası olabilir. Çünkü dünya yaşamı bahanelerle, nedenlerle devam eder.

Biz insanız, tanrıcılık oynamıyoruz. Sistemin aslı başka, insan başka, önce samimi olup, insan olalım, kul olalım. Tanrıcılık oynamaya gerek yok. İnsan olabilirsek, vicdandan hareket edebilirsek en büyük mutluluk budur.

Bu arada ben bir Yeşilaycı olarak hayatımda bu kapılardan hiç geçmedim ama eksikli gedikli bir insanım. Sevdiklerimden ve sevenlerimden tek beklentim iyi yanlarımı görüp onu çoğaltmaları çünkü bende öyle yaparım.

Bence dışarıda sihir falan yoktur, sihir insanın kendisidir. Yumurta ve spermden yani iki tek hücreden gelişen tek bir zigottan büyüyen insan en büyük sihirdir. Hayat buradadır. Bilmediğimiz şeyler için, yaşadığımız hayatı es geçmeyelim.

Aslında bu yazıyı bir nefes terapistinin Osho için yazdığı, kendi bazı terapistlerinin onun grubundan ayrılıp Osho çalışmaları yapan bir gruba katılması üzerine, onlara Osho ile ilgili bildiği her şeyi söylemediğini, Osho’nun özel hayatıyla ilgili bildiği kendince kusurlarını döktüğü bir yazıyı görünce yazmak istedim. Yazıda diyor ki Osho şeker hastasıymış, şuymuş buymuş. Bunları bir kusur olarak görüyorsanız onun yöntemlerini niye kullanırsınız? Herkes hataları ve kusurlarıyla insandır. Osho bir felsefeciydi, tüm dinler hakkında bilgi sahibi, soranlarla bilgisini paylaşan, aydınlandığı söylenen bir İNSAN’dı. Yani Osho insandı, yaşadı ve öldü. Önemli olan fikirleri ve ürettikleridir ve onun fikirlerinden isteyenin ezber yapmadan kendine kattıklarıdır. Gerisi, yani körü körüne biat, kime yapılırsa yapılsın zaten köleliktir. Değer verdiğimiz, bizden önde olduğunu düşündüğümüz insanları örnek alıp, değer vermek ve her durumda kendin olmak. O bilgileri kendimizden geçirip, düşünmek, değerlendirmek ama şunu unutmamak..

Bu dünyada yaşarken peygamberde olsa, önce Bedenli İnsanız.

Tanrıcılık yapmaktan tatmin olanlar var ama biz bedenliyiz ve beden geçici, sadece dünyada yarattıklarımız, güzel ahlak ve bilgi kalıcı.

Önce İNSAN olmaya çalışmak, bir fikir üretmek, yaratıma destek olmak. İnsanların, insani tavır, tarzları eğer başka canlılara zarar vermiyorsa bundan bize ne? Üstelik yakınında yaşamadığımız insanlarla ilgili anlatılanları tam bilemeyiz.

Netice, özel yaşamdaki insani vasıflar, güzel huy, ahlak çok önemli ama bununla birlikte üretilenler, fikirler, emekte çok önemli. Yapılan tüm güzelliklere saygı duymak dileğimle.

osho