Hayat.

Hayat öyle bir şey ki, tam rahatladım derken yeni bir şey çıkarır. Bu defa o düzelir, ‘ohh’ dersin, bir şey daha çıkar. Çünkü “hayat” zaten budur. Düzene giren her şey, bir şekilde tekrar bozulur. Maharet bunlara çok takılmadan akmaktır. Tıpkı denizde yüzmek gibi.

Deniz bazen sakindir, bazen dalgalı. Sakinse her şey kolaydır, dalgalıysa maceralıdır ve bir şekilde hepsi geçer. O dalga geçerken dibe batmadan geçip, devam edebilmek, işte güzellik budur. 🙂

Olur, sev, tüm zamanlarda.

Kadın, adama sordu: “Seni sevebilir miyim?”

Adam: “Olur, sev” dedi.

Kadın: “Olur, seveyim.”

Adam: “Sev, tüm zamanlarda.”

                                  ———-

Kadın şimdi bu anıyı hatırlarken, hafifçe doğruldu: “Bazen ona çok kızsam da, o bana zamanın bir yerinde ‘Olur, sev, tüm zamanlarda’ dedi. Sevmem için alanımı sonuna kadar açtı. Onu severken, sevmenin; katlanmak değil, rıza göstermek olduğunu anladım.

Sanırım sevmek her haline eyvallah demek gibi. Sevmek, buna niyet etmek gibi.”

1DAVID-47.jpg

‘Velinin dini olmaz’

VELİNİN DİNİ OLMAZ

Bu söz Metafizik Tekillik derslerinde söylenmişti.

Yani; bilge bir insan, dünyasal kavramların, kalıpların dışında şeyler olduğunu bilir.

Bununla birlikte bilge, dünyayı yok saymaz çünkü hayat yaşamak içindir ve ne kadar güzel yaşarsan, bundan en çok ruhun huzur bulur.

Dünyada olanlara, seni etkileyenlere tepkini, tutumunu belli edeceksin, yapacaklarını yapacaksın, yani asla pasif olmayacaksın. Bir birey olarak bu dünyadaysak, zihnimize uygun gelen doğruları yapacağız. Bu, dünyasal her olayda geçerli ve siyaset de buna dahil. Doğru bildiğini savunup, yapacağını yapacaksın. Ve sonrası..

Sonrası; bir şey olur, bir şey yaparsın ve akışı bırakırsın. Yani direnmezsin. Çünkü..

Her şeyin öncesi “İNSAN” olmaktır. Vicdan, merhamet, şefkat, sevgi, saygı, değer.

Her insan görünen İNSAN değildir, bunu artık herkes biliyor. İNSAN’ın bir ruhu vardır. Bir şekilde ruhuyla bağlantısı, arada ruhundan sızana izin veren açıklığı vardır.

Zaten İNSAN’ı diğer yaratılandan üstün kılan sadece budur, yani içinde RUH taşıdığı bilgisi. Bu yoksa, o kişi fiziki görünüşte insandır ama İNSAN değildir. Yaratıcıdan üflendiği söylenen ruh, bedeni İNSAN yapar.

Bu durumda ruh taşıyan bedenli insan olmak değerlidir.

Her insanın içinde bilge bir yan vardır, bu yanınla bağlantılı olman için veli- ermiş olman gerekmez. Ermişlik- aydınlanmak, vakti- saati gelince olur ve bir hedef değildir, olacağı varsa olur, sorun değildir.

Bilge yanını hisseden insan veya bilge insan şunu bilir; dünyada yaşarken kavramlar, tanımlar vardır. Bilge bunları görür, bilir, bazen uyar, adapte olur ama kavramların ötesinde şeyler olduğunu da bilir. Dinler, politikalar, toplumsal kurallar, kavramların içindedir.

Dinler, insanların belli bir yöne yönelmesi için onu düzelten kuralları sunar. Her dinin amacı insanın iyi olması için gerekenleri öğretmektir. İyi olmak, vicdan- merhamet- adalet- sevgi taşımaktır. Dinlerin amacı, şekiller, kıyafetler, biçimler değildir, iyi insan olmaktır.

Gerçek bilge, tüm bu değerleri kendinde bulmak için dinlerin sadece aracı olduğunu bilir. Dinler vardır ve bunun üzerinde şeyler vardır.

Bu durumda “Velinin dini olmaz”. O, şefkat merhamet vicdan sevgi taşır. Bunlar asıl olandır.

Dünyasal olarak baktığımızda, toplumlarda çok önemli olan, siyaset, din, futbol vs gibi konular, kavramlar içerir ve bunların ötesi vardır. Yani fanatik bir şekilde kavramı sahiplenip, onunla özdeşleşmek hatadır çünkü sen insansın, kavram değil.

Tabi ki yaşam içinde belli partiyi, belli siyasi görüşü, belli futbol takımını tutabilirsin, belli dinin vardır ama bunlarla özdeşleşmemelisin çünkü bu görünenin ötesi vardır. Ötesi dediğimiz şeyler vicdanın yoludur, ruhla bağlantıya giden yoldur.

Netice; hepimizin pek çok konuda görüşleri var ama bunları sen haline getirmeden İNSAN olmak var. Zaten bu sahiplenilen görüşler, zihin geliştikçe değişecektir.

Güneş Yanığı Sonrası Soyulma

“Maya, Rüzgar ve Ketu” kitap

Maya, Rüzgar ve Ketu” çıktı 🙂

Şimdilik google playde e-kitap olarak okunabilir durumda, sanırım bir ay içinde basılı kitap olarak internet üzerinden alınıp okunabilir olacak. Çok heyecanlı ve mutlu ve aynı zamanda hüzünlüyüm.  Hislerimi sonrasında uygun bir ara anlatırım 🙂

Bir buçuk yıldır kitabı çalışıyordum, nihayet ‘BİTTİ, TAMAM’ diyebildim 🙂  (Bununla ilgili duygularımdan öğrendiklerimi de bir ara belki paylaşabilirim)

Tam okumak isteyeceğim gibi bir kitap oldu, hatta böyle bir kitap olmadığı için yazdım, yoksa gerek yoktu 🙂 deyip eğlendiğim anlarda çok oldu.

Netice eksik ve gedikleriyle “Maya, Rüzgar ve Ketu” e- kitap olarak okunur durumda, basılı olarak çok yakında hazır 🙂

Yolu açık olsun, herkese katkı sunsun, hayırlı, uğurlu olsun, o ilk göz sevincim 🙂

https://play.google.com/store/books/details/Aydek_Sultan_%C3%96ZDEM%C4%B0R_Maya_R%C3%BCzgar_ve_Ketu?id=29ZdDwAAQBAJ