Moxa tedavisi..

Mezotel hücrelerinden kaynaklanan mezotelioma, daha çok plevra (akciğer zarı) kaynaklı olmakla birlikte, daha az olarak periton (karın zarı) kaynaklıdır. Agresif ilerler.

Bu kısa tıbbi bilgiden sonra, Uygur tıbbındaki bir detaya değineceğim. Uygur tıbbında rüzgar, soğuk, sıcak, nem vs hastalık nedeni olabilir. Bunların aşırılığının hastalık oluşturabileceği kadim tıpta bilinir.

Uygur tıbbında bu agresif ilerleyen kanser türünde kişinin geçmiş öyküsünde genelde, yaşandığı anda çok ciddiye alınmayan, karın ve kasık bölgesinin aşırı ve yoğun soğuğa maruz kalması öyküsü vardır. Karın zarı kanseri soğuk hastalığıdır.

Uygur tıbbında, karın ve kasık bölgesinin yoğun soğuk alması sonrası ilk 24 saat içinde yapılacak ısıtma tedavisinin ileri yıllarda oluşabilecek mezoteliomayı önleyeceği bilindiği için, moxa (akut ısıtma) tedavisi ile ısıtma ve soğukluğu dağıtma yapılır.

Yani maruz kalınan aşırılaşmış hava koşulları hastalık nedenidir.

Moxibustion (艾灸 – pronounced Ai Jiu) is a traditional therapy that involves the burning of a small bundle of tightly bound herbs, or moxa, to targeted acupoints of the body. The heat generated during moxibustion helps increase the flow of essential energy or Qi (气) throughout the body via the meridians. In traditional Chinese medical theory, stimulating the flow of Qi is essential to achieving health and wellness.

Kız ve Karamık nine..

Karamık nine: “Niye böyle yapıyorsun? Derdin ne? Vermezsen sevilmeyeceğinden mi korkuyorsun?”

Kız gülümseyerek baktı, gözlerinde gökkuşağının yedi rengi vardı: “Hiç böyle düşünmedim Karamık nine. Derdim yok. Ben sadece sevdiğime elma götürüyorum, bir de mor menekşe çünkü o bunları sever. Ve onu sevindirmek beni mutlu eder. Sadece sevdiğim için götürüyorum.”

Karamık nine: “Bir gün, bir şey yapmasan ya da hiç aramasan, o seni arar mı?”

Kız durdu. Gözlerindeki yedi renk solmuştu. Yavaşça konuştu: “Bilmiyorum nine. Bunu hiç düşünmedim desem yalan olur ama düşündükçe işin içinden çıkamadım. Ama artık onun kalbinde ne olduğunu sorgulamıyorum, sadece kendi kalbime bakıyorum ve kalbim onu sevdi.”

Karamık nine: “Bu kaçış mı, korku mu, bu ne?”

Kız: “İkisi de değil nine. Herkes kendi kalbinden sorumlu. Kalbim onu seviyor.”

Karamık nine: “Ama kokuyorsun. Aramazsan aramayacağından korkuyorsun.”

Kız: “Oluyor bazen, haklısın.”

Karamık nine: “O zaman niye?”

Kız: “Niyesi, nedeni yok ki nine. Sadece sevgi var. Korku ise, bazen geliyor, evet. Artık korkuya takılmıyorum. O zaman sevemem. Sadece şunu düşünüyorum; evet genelde aramaz beni ama aradığımda, ‘niye aradın’ demez, geldiğimde ‘nereden çıktın’ demez. Beni mutlu etmek ister. İşte oradan biliyorum sevgisini. Beni görmek istemese ‘yok’ derdi ama demedi. Kapısını hep açık bıraktı, gelirsem diye. Hem duygularının benimkiyle aynı olmasını bekleyemem, bunu bilemem, ölçemem. Sevgi ölçülmez ki nine. O bana hep ‘Herkes kendince sever’ der. Sevginin karşılığı olur mu nine ya da bir ölçüsü? Herkes kendi sevgisinden sorumlu. Sevginin miktarı, dozu, karşılıklığı olur mu nine? Sevgi varsa vardır, onu kimse ölçemez, sadece hissedilir. Ve ben şimdi ona elmayla, mor menekşeleri götüreyim. Belki beni bekler, bilmiyorum ki..”

Karamık nine: “Tamam git ama korkma. Sev ama vermezsen sevilmeyeceğini düşünme, duygun güzel ama kendini de unutma.”

Kız: “Biliyor musun nine, bazen kimse görmüyor ama o bana sürekli veriyor ve değeri ölçülemeyen şeyler veriyor.”

Kız yavaşça yürümeye başladı, nine ona sevgiyle baktı. Hayatın içinde bir masal işte.

Omlet..

Sevdiğim bana “Yumurtayı kırmadan omlet yapamazsın” der. “Omlet yemek istiyorsan, yumurtayı kıracaksın” veya “Oyuna girmek istiyorsan zarı elinde tutmayıp, sallayıp atacaksın” der. Haklı biliyorum, bir şeyleri istediğimi düşünüp, bunun için gerekeni yapmıyorum.

Yumurtayı kırmak, konfor alanını bozmak ve her yapılan yeni hamle “yumurtayı kırmak.” Hem istiyorum hem alıştığım konfor alanından vazgeçmek istemiyorum. Bu ara çelişkilerdeyim. Yumurtalar kırılmadan omlet olmaz mı? Yumurta hep öyle kalsa, omlet olmasa olmaz mı? Omlet için yumurta mutlaka kırılmalı mı? Tuhaf sorulardayım. 🙂