Mesela bir elma..

Mesela bir elma kendi kendini yiyeceği için mi olacağının en olgun haline gelmeye çalışır veya bir ağaç ya da bir ot, kendi için mi en iyi şekline bürünür? Bu mümkün değil değil mi? O yüzden kendi en iyi formun ol, bakalım senden dünyaya ne güzellikler olur.

Dön dolaş..

Ne zaman kendini unutup birileriyle sürüklensen bedbaht olursun. O yüzden birlikte ama tek ol, birileri için bir şey ol ama sen ol, dön dolaş ama hep kendin ol. Olduğun merkez dinlenme, toparlanma, varlığının huzur bulma yeri. Kalbinin merkezinde bulamadığın huzuru, başkalarında bulacağını sanarak yanılma çünkü zaten o başkaları da onu arıyor her insanda. En iyisi yine, dön dolaş ve kendinden bak her şeye..

Nefes- su..

Çok daraldığın anlarda iki şeyi bilinçli yaparsan merkezini tekrar bulabilirsin. Bunlardan biri su içmek, diğeri nefesini hissedip derinleştirmek. Yani bu ikisine ulaşabiliyorsan sakın korkma; nefes ve su yanındaysa endişe olarak gördüğün pek çok sorunun mutlaka bir çaresi, bir yolu vardır. Sadece zihnin endişelerle uçuşurken bunları biliçli yap, olaya bilincini getir.

Nefes için çok şey söylenebilir ama sadece şunu eklemek isterim; akciğer enfeksiyonları veya dünyanın gündemi olan kovid enfeksiyonu sonrasında akciğer sorunu yaşayanlar, nefeste zorlananlar, aldıkları tıbbi tedavi yanında basit nefes egzersizleri ile solunum kapasitelerini artırıp, akciğerlerini daha kısa sürede toparlayabilirler. Bunun için çok derin nefes çalışmaları bilmeseniz bile, sadece bir yere rahatça oturup önce nefesinize odaklanın, göğüs kafesinizin şişmesini inmesini izleyin, bunları yavaş yapın. Yani yavaşça alıp, sakince verin, göğsün kalkıp indiğini fark edin. Yapabiliyorsanız aldığınız nefesi her denemede biraz daha aşağı doğru itin, yani soluk diafram kasına değsin ve diyafram kendine kadar gelen nefesi kullanıp alt karın bölgesini rahatlatsın, sanki karın bölgesine yapılan yumuşak bir masaj gibi. Bir de nasıl, ne şekilde diye şüpheye düşmeyin, yapın, her gün biraz daha hissedin, yeter ki nefesinizi derinleştirin, ister bir saniye, ister beş dakika yapın, sadece sakince nefesinizle çalışın.

Sahip değilsin..

Bir rüzgarı sahiplenemeyeceğini, onunla sadece istersen esebileceğini veya sabah öten güzel kuşun sesinin sahibi olmadığını, sadece o anın şahidi olduğunu veya insanların eş- arkadaş- çocuk vs gibi tanımlarla malın olmadığını, onlara istediğin- istedikleri kadar eşlik edebileceğini veya gün doğumunu- gün batımını izleyerek sadece keyif alabileceğini ama onları cebine koyup -benim diyemeyeceğini- anladığın zaman, yani hayatın kişi veya şeylerle yoldaşlık olduğunu anladığın zaman, sen ve dünyan güzelleşecek çünkü her şey farklı gibi görünse de bir, bir gibi görünse de farklı, o yüzden sınırlara ve rızaya saygı duyduğunda her şey daha insanca olacak.

Sınırlar..

Her şeyin bir sınırı vardır, o şey isterse- rıza gösterirse o sınırları geçebilirsin. Zorlamayla olmaz yani, bunun bir vebali vardır. Her şeyin olduğu gibi insanın da sınırları vardır, hem zihnen hem bedenen, bunu zorla geçemezsin, geçmemelisin. Bir canlı için sınırlarının geçilmesine izin vermek güvenle ilgilidir ve bunu isterse yapar. Dünya yaşamında her şeyin sınırı vardır, dünya sınırlı, dünya dışı zihin alanı sınırsızdır. Mesela insanın içindeki binlerce hücre ve onlarca organ bedenin bütünlük içinde kalması için deri ile sınırlandırılmıştır. Beden dışarıya sınırı deri ile koyar, buradan ötesi benimdir der ve ötesine izin verildiği oranda yaklaşabilirsin ve bu izni vermek güvenle ilgilidir. Sana izin verilmediği sürece ne bir taşa, ne bir ota veya ağaca veya hayvana, toprağa veya insana dokunamazsın. Bunu rıza dışında yaparsan, ödeyeceğin vebal olduğunu bilmelisin, karma bunu yanına bırakmaz, bunu artık bu çağda anlamalısın, her şeyin sınırlarına saygı duymak insan olmanın gereğidir.