Sevgi kavramı..

Sevgi bir kelime ama o aslında bir kavram ve herkes için sevginin taşıdığı anlam farklı, o her canlı için bir ihtiyaç, herkes sevgiye muhtaç.

Hepimizin onu hissedişi, alışı- verişi çok başka, o yüzden karşıdakinin sevgisini kendisininkiyle aynı olmayınca anlayamıyor kimse.

Benim görüşüme göre sevgi en çok davranışlarda hissedilir- bilinir, sözde cümlede, gezme tozmada hediyeler çiçeklerde değil, o davranışlardaki özende hissedilir- bilinir.

Yani ona döndüğün anda sana şifa olan kişi, sevilendir ve sevendir. Her türlü sevgi ilişkisinde, ihtiyacın olduğunda sana zaman ayıran, yanında temel olarak iyi hissettiren (bazen olmasa da genel zeminde), insan olarak varlığını onurlandırıp gelişimini destekleyen kişi seni sevendir.

En büyük hatalarımızdan biri, sevdiklerimizi (eş, çocuk, arkadaş, dost, anne baba kardeş) aşırı sahiplenmemiz, oysa bunu yaptığımız zaman karşımızdakini metalaştırır, değersizleştiririz, o bir insan değil bir eşya gibi olur, oysa herkes ayrı bir birey ve özgür iradeleri var.

Sevgi; insanı yüceltirse kıymetlidir, güzel vasıflarını artırmasına vesile olursa, ona değer katarsa, yaradılıştan gelen yeteneklerinin çıkmasına, üretimine katkı sunarsa değerlidir.

Sahiplenmek, kısıtlamak, daraltmak, baskılamak, iradeye hüküm koymak, sevgi değil küstahlıktır, kendini başkası üzerinden gerçekleştirmek istemek o kişiyi değersizleştirmektir, zalimliktir.

Netice sevgi, karşındakinin yaradılış yetenek ve özelliklerini dünyaya bir değer katması için desteklemek, o kişinin bir üst basamağa çıkması için katkı sunmaktır. İşte sevgi budur, öbür türlü sevgi sandığınız şeyler, sadece yanılsamadır. Sevgi benlikte hissedilendir.

IMG-20200226-WA0012

Küçük kızlar..

Küçük kızlar birini sevdiği zaman büyür. Kaç yaşında gerçekten severse o zaman büyür. Ve sevgi riskli şeydir. Sevdiğinin seni seveceğinin garantisi yoktur. Hadi sevdi diyelim, devam edeceğinin garantisi yoktur. İşin özünde hayatı gerçekten yaşarsan her an belirsizdir. Sana garanti veren alan, aslında korumak için zorla enerjini tükettiğin alandır.

Netice küçük kızlar bazen otuzunda bazen kırkında bazen ellisinde bazen yirmisinde büyür. Bilinmez hangisinde gerçekten seveceği. Ve bazen hiç büyümeyen küçük kızlar vardır.

Ve küçük kızlar ve küçük oğlanlar, kalben sevdiği zaman büyür.

Enakei

Aşk..

Aşk öyle bir duygu ki, orada hesap kitap yok, sadece bir ışığın etrafında pervane olmak var. Ona bakıp onunla yanmak, coşmak. Tuhaf bir şey. Yaşanmadan anlaşılmayanlardan.

Tabi yaşamak da nasip işi, oluru var ya da yok. Olmasının da hesabı kitabı yok.

Aşık, eğer yapabilirse en büyük iyiliği kendi için yapabilir. Olaylar nasıl gelişirse gelişsin, aşkın içindeki ateşten geçip, başka şeyleri görebilir. Aşktan yansıyanın, aslında onda hissettiğinin, tecelliyatın yansıması olduğunu anlayabilir mesela. Tecelliyat sonsuzdur, her yerde her şeyde görülebilir. Onu gören göz bir daha hiçbir şeye aynı bakmaz, bakamaz mesela.

Aşık tecelliyattan kendine yansıyanla ışıl ışıldır mesela. Yani aşığı ışıl ışıl ve coşkun yapan aşık olduğu değildir, ondan kendine yansıyan yaradılışın muhteşemliğidir yani tecelliyattır.

Aşık eğer yapabilirse, yücelikle basitliğin arasındaki duygu savaşlarından çıkabilirse, daha üstü görebilir. Yoğun duygusallıklar insanı yıpratır. Duygulanım iyidir ama duygusallık değil. Duygusal tepkiler insanı zihnen geri bırakır, gelişemez olur.

Aşık bu alandan çok şey öğrenebilir ama hiçbir şey de yapamayabilir, duygu selinde debelenip sadece acı çekebilir. Yoğun duygular ve oradan yapılan tepkiler. Anlamsızlık alanı.

Netice, aşk tuhaf şey, oradan her yere gidilebilir. O bir menzil değil, oradan bir şekilde devam edilir.

IMG-20180126-WA0001

Sevgi..

Aynen bu karikatürden ilhamla 🙂

Ben: “Ben seni çok seviyorum” 🙂

O (rahip yerine o): “Önce ‘Ben’i sil, o egodur. Sonra ‘sen’i sil, o gereksiz. ‘Çok’u sil, o dualiteden, çok demen için azı bilmen lazım, o dualiteden. Sondaki ‘-yorum’ ekini sil, o arzudandır.

Bak bakalım ne kaldı geriye?

Ben: “Sevgi.”

O: 🙂

d8ef2fbb4a7489df3ee83fe7f5ed1250.jpg

Kız ve kuş..

Sevgi sahipsiz bir kuştu, uçtu uçtu ve bir kızın kalbine kondu. Kız, o konduktan sonra sandı ki, ‘Artık hep benim, sadece benim’ ama kuş dedi ki: “Seninleyken anın tadını çıkar çünkü ben kimsenin değilim.”

Kız günlerce hem mutlu hem mutsuz oldu, artık bir anı bir anını tutmuyordu.

Kuş dedi ki: “Sevmek iyidir ama beklenti ile akışı zorlama, olacak olan olur nasıl olsa.”

Kız dedi ki: “Bunu hem anlıyorum hem de anlamıyorum. Bilincim, kuşun doğru söylediğini biliyor ama bir yanım henüz o kadar olgun değil çünkü onu zorla tutmak, ‘o benim’ demek istiyorum.”

Kuş dedi ki: “Buna izin vermem, sahiplenilmem ve sahiplenmem, yaradılışım bu, bunu anla ve elinde olanın keyfini sür.”

Kız düşündü, ‘Kuşun bilgisinin gerçek bilgi olduğunu biliyorum ama mülkiyetsizliğin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Anlıyorum ama henüz bunu yaşayamıyorum.’

O yüzden kız, kuşu hem çok seviyor hem de bazen çok kırgın oluyordu.

Kız dedi ki: ” ‘Kuş işte’ diyemiyorum, vardır bir bildiği biliyorum ve onun bilip yaşadığını, yaşayacak olgunlukta olmadığımı da biliyorum.”

Ve o kız, kuşun verdiği güvenle her gün yeniden sevmeye devam ediyordu.

20160706_192220