aşk

AŞK bir haldir, tarif edilemez.

Ne gariptir ki yine de aşık hep tarif etmeyi dener çünkü içindeki taşar, anlatmak ister ama nafile, bir türlü anlatamaz.

Aşk bir haldir, kalbi sevinç ve hüzünle yakar.

Tarifi olmaz ama bazen bir hecede, bir şarkıda, bir rengin içinde, bir çocuğun gözünde ve ekseriye aşığın yüzündeki sevinçli hüzünde o hali bilen görür.

Aşk bir haldir, tanımlandığı anda uçan, dile dökülemeyen ama aşıktan yansıyan.

Tanımlanamaz ama saklı da kalamaz çünkü aşk ışır, kendiliğinden yansır.

Bazen başka insanlar aşığın halini görmezden, duymazdan, bilmezden gelir çünkü aşkı kimse akılla anlayamaz.

Aşığı anlamak için onun kadar ağlayıp onun kadar gülmek gerekir.

O bir haldir, kim ne derse desin söz onda durmaz, tutmaz çünkü aşk çağlayandan akan su gibidir. Kendinde eskiye dair bir şey bırakmaz.

Aşk bir ateştir, o güne kadar sen olan her şeyi yakar, kül eder.

Eskiye tutunarak aşk olmaz.

Kaç çeşit tarifini yazmışım aşkın ama hepsi yalan çünkü aşk bir haldir, tarif edilemez.

O hal üstüne düşen onu sadece yaşar, aşk olur.

Aşık, güler ağlar ama anlatamaz. Hani sudaki balığın suyu tarifi nasıl imkansızsa, aşığın aşkı tarifi de olmaz çünkü o bir haldir. O hali giyen insan aşk olur, olduğu şeyi yaşar, tarif edemez.

Bil ki nerede aşkı tarif eden varsa o eksiktir, yalandır, kelimeler aşkı tarif edemez çünkü o bir haldir ve hali hal ehli bilir.

Hali sadece halden anlayan anlar.

Aşk bir haldir kah göklerde uçuran kah yerin dibine batıran, garantisi, hesabı kitabı ve bir an sonrası olmayan.

Hiç denizdeki balık sudan bir şey bekler mi? O sadece suyu yaşar, tıpkı aşık gibi.

Suyu yaşamak bir haldir ve aşk bir haldir, balık sudan su balıktan bir şey beklemez.

Aşığın gıdası şefkat ve merhamettir, o sadece nazlanmak ister.

Aşığın bir anı bir anını tutmaz çünkü hiçbir şeyin garantisi yoktur, sadece o günün nasibini yaşar.

O hal beklenmez, kendiliğinden gelir ve İNSAN AŞK OLUR.

Aşk tarif edilemez çünkü insan o olur.

O yansıyandan bilinir, gündüz veya gece fark etmez, aşık ışık olur.

Bu iyi midir kötü müdür bilinmez çünkü o sadece bir haldir ve yaşanır.

Aşık hesap yapmaz, hesap yapılanın adı aşk olmaz.

O sadece yaşar ve dilindeki şükür duasıdır, ne olursa olsun kötüdür diyemez, ona kızamaz, sadece nasibini yaşar.

Ve nasibinde olandan mutlu olur çünkü AŞIK olan bilir ki, MAŞUK oradadır ama yanan, çağlayandan akan, arınan, temizlenen, saflaşan, masumlaşan kendisidir. Yani olan her şey ondadır, tüm o koca fırtına aşıkta eser.

Bunu kalbi bildiğinden aşık, maşuğu için hep sevgi duyar, gözünden yaş akarken bile ona kızmaz, kızamaz.

Kızabiliyorsa o aşk olmaz, aşığın kızması alevin kor olmasıdır ve alev odur kor odur.

Herkes maşukun ne şanslı olduğunu düşünür çünkü onun için deli divane olan aşık vardır ama hal ehli bilir ki, şanslı olan aşıktır çünkü saflaşan aşıktır, maşuk değil.

Bu hal ile yanan onun coşkusunu nimet bilir.

Akıl ile bakan anlamaz, aşık nasıl bir an mutlu bir an bitik olur, yaptığı işler ise hiç akla uymaz.

Sadece bilen anlar, aşık aynı anda hem uçar hem konar.

Bir yerde an içinde hem gülen hem ağlayan varsa bil ki o aşıktır.

Öyle tutarsız diye kınama, o aşıktır, laftan anlamaz.

AŞK bir haldir, tarif edilemez, sadece nasibinde olan onu günü gelince yaşar.

20180106_165945

 

anlamıyor

O beni anlamıyor ama anladığını sanıyor. Oysa konu duygular ve sevgi olunca o beni hiç anlamıyor.

Ona sitem edemem çünkü kendini en baştan beri anlatıyor ama ona sitem ederim çünkü o beni anlamıyor.

O her şeye süreçler ve deneyimler diyor, süreçlerin bağlanacağı sonuçlarla ilgilenmiyor. Bana süreçlerden mutlu ol, sonuçlara takılma diyor ve o beni anlamıyor.

Pek çok insanın pek çok konuda pek çok süreci aynı anda devam ediyor, benim kafam karışıyor ve o beni anlamıyor.

Ben neredeyim kimim neyim bilmeyince dengem bozuluyor ve o beni anlamıyor.

O rahat ve mutlu olmam için her şeyi yapıyor, sevgisini gösteriyor, gönlümü hep hoş ediyor, isteklerimi önemsiyor, sınırlarımı her konuda genişletiyor, her istediğimde bana istediğim kadar zaman ayırıyor ve o beni anlamıyor.

O beni anlamıyor, ben beni anlamıyorum, bana ne oluyor? Gönlüm bir an mutluluktan göklerde bir an yerde sürünüyor ve ben beni anlamıyorum, bana ne oluyor?

Aklım sürekli kızıyor, dur diyor ama gönlüm sürekli ona akıyor.

Kimseye sitem edemem çünkü ben beni anlamıyorum ama sitem ederim çünkü o beni anlamıyor. Varlığım ben görmeden sürekli ona meylediyor.

O beni anlamıyor ama beni ben de anlamıyorum ve hayatın süreçleri devam ediyor. Hayat akıyor, sürekli bir şeyler oluyor ama benim aklım hep onda oluyor ve o beni anlamıyor.

 semsvemevlana_1264193059

canım

Ah sevgili canım

Beni ben anlıyor muyum ki senden bekleyim?

Bir an bakarsın coşkun bir sevinç

Bir sonrası hüzünlü bir bitiş,

Bir gözlerinden dereler akan

Sonrası güneş olmuş ışıklar saçan,

 

Öncesi sonrası dedim de

Yok öncesi sonrası

Hepsi sanki bir anda olan

 

Mesela hepsi ben ise bunların

Bu Aydek kim ki nerden bileyim?

Yinede bu iyidir, bilirim.

 

Öncesi sanırdım ki Aydek sabit değişmez

O katı, keskin, sınırları var

Öyle sanırdım eskiden.

Şimdi bilirim ki her an değişenin adı ben.

 

Ah sevgili canım

Ben beni bazen bilemesem de

Sen her an beni bil isterim.

Ben bazen düşsem de

Sen tüm zamanlarda elimi tut dilerim.

 

Ah canım sevgili canım,

Zaman denilen gelir geçer

Sen hepsinin içinde ve dışında

Her daim bende ol ben ol

Ben sen olsun, sende olsun

Ben ve sen, biz olsun

Bir yer var derler, işte o yerde

Sen bilirsin ora nerde?

Biz dediğim tek olsun.

 

İşte onun öncesinde, tek olan yerden önce

Birbirimizin içinde ve dışında

Alınan ve verilen nefeste

Yani dünyanın tüm ritimlerinde

Sevdiğim ol sevenim ol

Sen ol ben ol

Her daim elin elimde olsun,

Gönlümün başköşesinde ol

Yolum ol yoldaşım ol

Eşim ol benzerim ol

Netice sen bende ol..

101

Maya ve Rüzgar-2

Maya, sevdiği Rüzgar’dan uzak olduğu için çok üzgünmüş. O gün ağlamasına engel olamamış. O kadar çok ağlamış ki, Rüzgar yağmur yağıyor sanmış. Gidip yağmur bulutlarını dağıtayım demiş ve Maya’nın yaşadığı ülkeye gelmiş. Gelmiş ki  ne görsün, yağmur dışarda değil, Maya’nın gözlerinde.

Maya’ ya neden ağladığını sormuş. Maya ne dese bir şey fark etmeyeceğini bildiği için, genel konuşmuş. Rüzgar tekrar sorunca;

Maya: Anlatamam çünkü anlatırsam daha çok ağlarım.

Rüzgar: “Ağlarsan benim gözlerimle ağla..”

Maya: Bunu yapamam, sana kıyamam.

Rüzgar: “Seni hissederim daha iyi..”

Maya, sevginin güzelliğiyle donmuş kalmış. O andan sonra, göz yaşları yine gelir gibi olmuş ama Maya, sevdiğinin gözleri ile ağlayınca, göz yaşları durmuş çünkü onun gözlerine kıyamamış..

Sevgi işte..

AĞLARSAN BENİM GÖZLERİMLE AĞLA.. SENİ HİSSEDERİM DAHA İYİ

u-portre-nu-afremov-ic-mekan-dekoratif-modern-kanvas-tablo1472904468-800

Rüzgar’a aşık Maya

Ülkenin birinde Maya adında bir kız yaşarmış. Maya kendi halinde bir insanmış, bazen mutlu bazen mutsuz ve genelde mutsuz. Sıradan bir hayat yaşarmış.

Maya insanın ne olduğunu, bu dünyada neden olduğunu merak edermiş. Yıllar geçip büyüse de hep bir meraklı olarak kalmış “Meraklı Maya”..

Derken günlerden bir gün Maya, açık bir alanda yürürken, birden her yerden Rüzgar esmeye başlamış. Rüzgar öyle bir esmiş ki, Maya’nın onca yıldır biriktirdiği her bilgiyi alıp uçurmuş. Hemen her gün Maya bu açık alanda rüzgar’la temas etmiş.

Rüzgar işe önce onun tüm bildiklerini alıp götürmekle başlamış. Maya’nın her bildiği uçup gitmiş. Artık hayatında sadece Rüzgar varmış. Aylarca bildiğini sandıklarını silmiş ve sonra yine aylarca Rüzgar ona yeni bilgiler getirmiş. Yani önce pek çok şeyi Maya’dan alıp götürmüş ve sonra götürdüklerinden fazlasını getirmiş.

Maya her öğrendiği ile yenilendiğini fark etmiş, hayata başka türlü bakmaya başlamış. Zamanla şunu fark etmiş “Hayat güzelmiş, hayatta sahip olduklarından mutlu olmak uygunmuş ve sahip oldukları zaten ona bir süre eşlik edebilirmiş. Bu süreyi keyifli geçirmek, yaşamı güzelleştirenmiş”.  Artık Maya’nın daha mutlu bir hayatı varmış.

Maya, bu güzellikleri kendine veren Rüzgar’ı çok sevmeye başlamış. İşin aslı, onu ilk tanıdığı anda sevmeye başlamış. Bu duygusunu Rüzgar’a söylemiş. Rüzgar ona demiş ki “Bende seni seviyorum Maya, yalnız unutma Rüzgar tutulmaz. Benimle sadece birlikte esebilirsin ve tamamen sahiplenemezsin. Kimseye ait olamam, sadece bana eşlik edenle eserim ve sonra geçerim. Evrenin bir parçasıyım, aslında var olduğum bile şüpheli, belli koşullar altında var gibi davranırım. İstersen benimle sadece, olduğum sürece esebilirsin”.

Maya aslında bunu biliyormuş, yine de çaresizce onu tutabileceğini sanmış.  Bir zaman sonra anlamış, onunla sadece esebilir. Onu sadece eserek sevebilir.

Masalın sonrası henüz yazılmamış..

Ülkenin birinde Rüzgar’a aşık Maya adında bir kız yaşarmış..

jowall_dance

aşk hali

Aşk gelmeden gönül, ne kadar iyi olursa olsun, donuktur. AŞK HALİ (bu bir hal’ dir) gelince, insanda buzlar çözülür. Buzlar çözülünce, beden ışıldar. Canlanır. Yaşar..

AŞK insanı masumlaştırır, saflaştırır. Ve o öyle bir haldir ki, sadece lafta değil, özde hazır olduğumuzda gelir.

Gönül saflaşmak isteyince, insan aşk haline bürünür. Yani gönül masumlaşmaya hazır olur ve insan AŞK olur..