Sevgili canım cefanı kimler çekti bilmem, ben sefanı sürmek isterim ve cefamı kimler çekti bilmem, sen sefamı sür dilerim..

Sevgili canım cefanı kimler çekti bilmem, ben sefanı sürmek isterim ve cefamı kimler çekti bilmem, sen sefamı sür dilerim..

Her şey döner değişir, değişmeyen yalnız BEN.
Onu seviyorum sanıyorum, sevdiğim sadece ondaki BEN..
Hepsi olur, yeter ki sen iyi ol. Bazen yapamayabilirsin yinede dene. Hani meşhur topal karınca hikayesini bilirsin, karınca gönlünün isteğini takip etmiş, etrafındaki herkes itiraz etmiş, yapamazsın hem küçüksün hem sakatsın demiş. Topal karınca yılmamış, olsun demiş, gidebildiğim kadar giderim, yapabildiğim kadar yaparım.
YETER Kİ İYİ OL ve OLDUĞU KADAR YAP yani DENE..

Mesela onunla aynı evde yaşamak nasıl olurdu çok merak ediyorum. Mesela ben üşümüş eve gelince bana su torbası hazırlar mı ya da bir bardak sıcak çay verir mi? Mesela uyuyup kalmışsam üzerime battaniye örter mi? Mesela bunları ben demeden hissedip yapar mı? Ya da mesela ben koltukta yanında uzanırken bana hafifçe sarılır mı? Ya da evde dolanırken hiç ummadığım anda gözlerinin bana sevgiyle baktığını görmek nasıl olurdu? Bunları çok merak ediyorum. Biz aynı evde nasıl oluruz, tartışırsak veya kavga edersek nasıl barışırız ya da hangi konuda tartışırız veya tartışır mıyız? Mesela o kirli kıyafetlerini nereye koyar, eşyalarını düzgün kaldırır mı? Mutfak alışverişini yapar mı ya da nasıl yapar? Ne yaşarsak yaşayalım ertesi sabah beni yeniden sever mi? Belki bu soruları kendime çevirmeliyim. Mesela o eşyalarını dağınık bıraksa, bazen saatlerce sadece uzanıp yatsa, benle ilgilenmese, benle tartışsa, aksi olsa yine sever miyim onu? Aslında bunlar yaşanırken anlaşılır ve sanırım önemli olan her ne yaşanırsa yaşansın, sevgisini bilmemdir. Birinin yani onun sevgisi nasıl bilinir? Her insan tatsız anlar yaşayabilir ama o ilişkide baskın duygu nedir? Bunu düşünmek gerekir. Sevgisini içimde hissetmeliyim. Bunun içinde aslında sevgiyi önce kendi içimde hissetmem gerekir. Ben seversem sevildiğimi bilebilirim, sevgi benden geçerse onu tanırım. Baskın duygum sevgi ise ondan yansıyan da sevgi olur. Yani netice sevgi varsa aynı evde yaşamak güzel olurdu sanki. Hatta aynı evde eş olarak yaşamak nasıl olurdu? O benim kocam desem mesela, ay çok banal gibi tamam ama severken bunu demek ne hoş olurdu. Bir düşününce hoşuma gitti sanki. Dur biraz daha düşüneyim bunların nasıl duygular olduğunu.
Maya çayını alıp bu düşünceler içinde karşısındaki ormanın ruhunu seyre koyuldu. Düşünürken sürekli gülümsüyordu. Birden aklına onun yemek yapmak kolay iş sözü geldi, oysa kendisi yemek konusunda tecrübesizdi. İyi yapmasam da o sesini çıkarmaz, peki acaba ara sıra oda yemek yapar mıydı? Gülümsemesi iyice yayıldı, sanki yüzü değil tüm hücreleri gülümsüyordu. Sonra yüzünde utangaç bir ifadeyle bu düşündüklerim sıradan gibi biliyorum ama zaten hayatı güzelleştiren bu sıradan şeyler değil mi? Sonrasında bardağını bırakıp, arkasına yaslandı ve bu düşünceler içinde gözlerini kapadı.
MASAL TADINDA BİR GERÇEKLİK hikayesi..

Dalda kuş sesi, toprakta çimen yeşili, gönlümde bir hafiflik ve birde sen..işte mutluluk reçetesi.

İnsan pek sır saklayamaz, bir şey duyulsun istiyorsan sır gibi söyle 🙂 🙂
Aşkın sevginin başlangıcı gerçekten muammadır herkese, birden ve beklemediğin anda olur. Devamı ise tesadüflerle değildir, emek ister. Hani her gün doğan güneş gibi, bıkmadan yılmadan sabırla inşa edilmek ister. Yoksa biter, her başlayan şey gibi..
Bu durumda herkese gönlündeki sevginin yanında yamacında kolunda olduğu sevgiler diliyorum.

Beden üzerine aldığı fiziksel yükü bir şekilde taşır, çok ağrı duyarsa bırakır. Oysa ruh naiftir, o hep kendini zorlar sorgular, adil olmak ister. Beden ve onun aklı adil olmayabilir ki genelde değildir. Oysa ruh adil olmak için fazladan acı çeker, üzülür, büyütür. Kendini sorgulayacak olan odur çünkü. Bir ağacın kökleri gibi düşünün. Ruh köktür ağaç beden, kök sağlam olursa ağaç her mevsim sağlam olur.

Gece korkudur, gündüz cesaret ve ikisi de tek başına yarımdır. Gündüz, gecenin kucağında büyür. Cesaret ise korkunun zemininde büyür. Yani gece ve korku, gündüz ve cesaretin oluşması için mayadır. Tıpkı hüzün zemininde neşe ve sevincin oluşması gibi yada nefretin, sevginin alt zemini olması gibi.
Netice bunlar birbirine dönüşebilen duygulardır. Birbirine dönüşebilen şeyler sabit ve kalıcı değildir.
Tıpkı şunun gibi; gündüz-gece birbirine dönüşür ve bir günü oluşturur. Her duygu bir şeyi oluşturmak içindir. Onlar zaten dönüşür, bir şeyi oluşturur.
Bu arada biz istediğimiz duyguda odağımızı tutarsak bu döngü tamamlanırken keyifli yaşamış oluruz.
Bu arada odağımızı enerjimiz hangisine yeterse onda tutabiliriz. Duygu haliniz olumsuzsa enerjiniz düşük demektir. Onu yükseltmek için hareket yürüyüş spor yapın, kendinize sevgi şefkat sabır gösterin, kendinize herkesten iyi olun. Kendi ruhsal yanınıza odaklanın mesela, o sizin bedenli halinizde ki iyileri hatırlatabilir. Ruhsal yanınız kusur bulmaz, sadece destek sunar. Bu arada çok önemli, elinizden geldiğince size iyi gelen insanlarla ve yerlerde olun, iyi gelmeyen insanlardan ve yerlerden uzak durun.
Tabi tüm bunları yapmak İRADE kullanmak demektir. Diğer tarafa her kaydığınızda irade kullanmak. İRADE kullanıldıkça güçlenir ve bizim tanrısal yanımızdan kaynaklanır.
Duygu durumunuz bazen düşse de, yılmayın tekrar deneyin, bir daha deneyin, İRADE gösterin. Unutmayın irade kullanıldıkça güçlenir.
Kendimizi iyi halde tutmak çok önemlidir çünkü her hal yayılır. Sizden yayılan hangisi olsun? Bunu seçin ve istediğiniz her konuda İRADE gösterin. Her an kayabilirsiniz ama yine deneyin, yılmayın, İRADE gösterin. Kuru topraktan çıkar her güzellik hatırlayın 🙂 🙂

Biliyorum her şey zıddıyla var.
Her an içinde iyi ve kötü dediğim var.
İşin aslı ise iyi kötü değil, sadece olan var.
Enerjim hangisine yeterse o katmanı yaşarım.
Enerjim gücüm yetsin ki her olanda iyiyi göreyim.
Gözlerim güzeli görsün,
Ellerim şefkatle dokunsun,
Sevdiğim kokuları duymak nasip olsun.
Kulaklarım temiz sözleri duysun.
Ağzımın tadı yerinde olsun.
Tüm bunları fark edebilmek için enerjim olsun.
Amin…
Ve tüm hepsi dileyen herkesin olsun.
