benden bana

Bendenbana ve isteyen herkese 🙂

1- Her şeyin başı sağlık, ne yap yap onu olduğu kadar koru her yaşta.

2- Her bunaldığın anda nefesini hisset, hatırla.

3- Mutlu ol çünkü var olmanın tek amacı bu aslında.

4- Elindekilerin tadını çıkar ve hakkını ver, sahip olduklarına teşekkür et.

5- Kafanda gereksiz yere başkalarını dolandırma.

6- Bazen oluyor biliyorum ama başkalarının hakkında fazla yorum yapma, boş ver. Gerekirse görme duyma, aldırma.

7- Sadece şu an var unutma, yani ne yaparsan burada. Ötesi yok gerisi zaten yok, sadece bu an. Bu durumda yaratım burada hep hatırla. Bir şey olduğunda ona bak, ne ifade ettiğini anla ve sonra takılma, bırak aksın.

8- Evet beyninin alıştığı bir davranış şekli var ama iraden de var. Hep aynı şeyleri yapma, üzülme, kederlenme, dertlenme çünkü bunların hiçbiri gerekli değil, gerçek hiç değil. Elinde sadece olduğun an var. Aldığın nefes var. İşte tam orada ol çünkü yaratım tam orada. Enerjini oradan yayıyorsun dünyaya ve o sana olasılıklar olarak tekrar dönüyor unutma.

9- Yaratım her an burada iken, sormazlar mı adama, pardon kadına 🙂 sen nerdesin diye.

10- Her anda her şey yolunda. Sadece inan buna. Her şey deneyim ve deneyimden çıkan duygular ve hisler. Bunların hepsi işte enerji, beden düşünce duygu his, hepsi enerji ve sen iyi enerjiler üret dünyaya.

11- Ve şu koca dünya sen ona neyi verirsen mislisini verir sana hep hatırla. Bu durumda şaşırt dünyayı, evet bazen düşebilirsin keyfin kaçabilir ama ona güven ona inan ve bunu unutma.

12- Ona güven, ona inan ve bunu hep hatırla.

13- Sen istersen bir an bir ömre bedel olur, o bir ömürlük anların kıymetini hatırla.

14- İleri giden beyninin rahatlaması için belli kararların, yapılacakların olsun, planların olsun ama o kararları kalın çizgilerle çizme. Sadece bir planın olsun, beynin rahatlasın ama gerekirse değişebileceğini bil. Yani endişe etme. Olur nasıl olsa.

15- Geriye giden beynin için kendini hiç yorma, bırak gitsin ama sen peşinden takılma. Olan olmuş unutma ve olanı niye diye yargılama. Olmuştur çünkü koşullar onu gerektirmiştir. Sen Yaratılışın aklından daha büyük olabilir misin? Bu durumda pişmanlık kadar saçma bir şey olamaz. Sadece gereksiz harcanan enerji çünkü pişman olacağın bir şey olamaz. Çünkü o olanın olduğu anda yapılacak başka bir şey olsaydı kesin yapardın, yapardı. Yapamadığınıza göre olan uygundur. Olanı yargılama. Bu sınırların dışında.

16- İlerisinin gerisinin hesabını dışarıdan yapıyor gibi görünsen de içinden yapma, sadece günün içindekini yaşa, onu yönet, ondan bir şeyler yap. Ama boş durma. Önünde ne varsa o günün kısmeti o.

17- Boş durma dedim ama bunu yanlış anlama. Bazen boşluk iyidir, içinde güzellikleri yeşillendirir. Öylesine boş ol, öylesine dolan. Boş durma derken kastım, beynin dırdırlarına teslim olma, pişmanlık endişe şüphe içinde olduğun her an boşuna geçen zaman. Yoksa gerçek boşluk her zaman iyidir ve gerçek boşluk yaratıcılıkla dolar.

18- Çalış çabala emek harca istediğin her konuda, kader çabaya hayrandır daima.

19- Tutma, hiçbir şeyi sıkı sıkı tutma, bedenin bile emanet olduğunu biliyorsun ya. Bu yüzden sadece seninle olanın tadını çıkar. Değerlinin değerini bil. Bunu ona söylemeyi de unutma. Kıymet bilmek her zaman iyidir çünkü sen değerlinin değerini bilirsen, içindeki değerlilik hissini de yükseltirsin. Değeri görmen sendeki değeri çoğaltır, bu yüzden gönlünü geniş tutmayı unutma. Hakkı hakka ver. En azından elinden geldiği kadar, en azından anladığın kadar hakkı hakka ver ve cömert ol.

20- Nasıl olsa bir hal olur rahatla, olmayan ne var bu hayatta.

21- Ve hepsinin özeti sana, var olmanın tadını çıkar, başka fayda arama, tek kazancın bu hayatta. 🙂

Ha bu arada o dediğimi unutma, o bu senenin konusu olsun işte sana, hallet onu da 🙂

IMG_20170510_172245_718

 

nerede keyifli isen orada ol

Çocukluğumuzda keyifle ve severek yaptığımız şeyler vardır ya, büyüdükçe unuttuğumuz.. işte onları tekrar hatırlamaya çalışalım. Ailelerimiz, çevremiz, okul, her şey zamanla bizi onlardan koparır ya..

İşte o çocuklukta en severek yaptığımız şeyler, muhtemelen bu hayatta hep yapmamız gereken şeyler. Belki hayatta olmamızın, yaratılışımızın yegane amacı onlar.

Yaşamda hep ‘keyif aldığınız şeyleri yapın’ derler ya, işte o şeylerin ne olduğunu büyüdükçe unuturuz bir şekilde ve bunun ipuçlarını ararız bilinçsizce. Hep ne yaparsak mutlu oluruz, keyifli oluruz bunu anlamaya çalışırız çaresizce..

Oysa hep derler ya ‘mutlu olduğun şeyi iş olarak yap, hep mutlu olursun’ diye.. İşte o şeylerin ipuçları, tam da, ilk çocukluk yıllarımızda, 3-7 yaş arasında (hadi en fazla 10 olsun).

Bir derinleşelim bugün ve bu hafta ve hatta bu ay, sakince düşünelim neler yapardık, nelerden mutlu, keyifli olurduk diye. İşte onları, hiç acele etmeden bulmaya çalışalım, ipuçları onlarda..

Ben kendi adıma bu son aylarda bunu çok düşündüm. Ben çocukken, yazmayı çok severdim (yıllar sonra bu, bir vesile ile, çıktı çok şükür) , küçük öyküler yazardım, resim yapmayı çok severdim, bir şeylerin dışını değil içini keşfetmeye bıkmadan devam ederdim. Bana alınan bir oyuncağın içini sırf meraktan açar bakardım. Tabii büyükler için bu oyuncağa zarar vermek olurdu. Benim içinse, sırf keşfetme isteğiydi. Bu yüzden adım ‘asi’ydi, merak ettiğimin peşinden giderdim. Bir de, küçük topluluklar içinde konuşmayı, bildiklerimi anlatmayı severdim, herkes de istekle dinlerdi. Ne anlatırdım bilmem ve dinletirdim kendimi (bilirim ya, şimdi neyse).

Netice, bu konu dünya içinde yaşarken çok önemli, çünkü yaradan bizi, acı ve mutsuzluk için yaratmadı. Acı çeken mutsuz olan kişi neyin işine yarar ki (bu belli aslında). Yani “nelerden keyif alıp, mutlu olduğumuz” üzerinde aylarca düşünülecek kadar önemli bir konu. Bunun üzerinde düşünelim çünkü, biz mutlu isek, bizden yaradılışa yansıyan da “mutlu”..

Ee daha ne olsun.. kendimiz için değilse bile, yaradılış için “mutlu” olacağız, mecbur yani..

şüphe ile geçen gecenin sabahı

11246372_771629099630293_6311324397428361107_n

Dün şüphe ile geçen geceden sonra iki şey öğrendim. Bunlardan birincisi, insanın niyeti insanlara ve olaylara karşı iyiyse, bilerek ve isteyerek iyi düşünmeye çalışıyorsa, bir şekilde bazen içi daralsa da, her olay daima insanı iyiye götürüyor. İçindeyken bazen anlamasak da, yaşadığım tecrübelerden bildiğim bu. Her şey hayrımıza oluyor sonrasında bu kesin, dünkü olan için henüz diyemesem de, bu her zaman böyle.

İkinci tekrar öğrendiğim şey, sabahın gerçekten bir hayrı olduğu, bu da kesin, bir şekilde sabahın enerjisi, insanın içine bir ferahlık veriyor, tekrar anladım ve gecenin enerjisine biraz sabır gerekebiliyor bazen.

Ve insanın daraldığı anda, bunu anlayan ve destek olanlar var ya şu dünyada, bunun için çok şükür ediyorum.

Bu arada şüphe çok daraltıcı bir duyguymuş ve bunu görmem gerekiyormuş, anladım, ihtiyacım kalmadı ona. Başladığı ilk noktada durmuyor kesin ve seni olmadık yerlere sürüklüyor, bunu yaşadım ve kimseye tavsiye etmiyorum. Nasıl bir şey olduğunu gördüm ve onu kendi yoluna yolluyorum, o kendi istediği yola ve benden ve herkesten uzak ola..

şüphe

Hani bazen, insanız ya, “tamam artık kafam daha rahat, güveniyorum hayata ve yaradana” diyorum ya, tamam çözdüm durumu gibi.. Ve sonra birden küçük bir sarsılışta ne yapacağımı bilemiyorum iyi mi? Biliyorum bunlar yaratıcının sınavları, madem çözdün, hadi burdan buyur, hem de en anlamsız yerinden iyi mi? Bu akşam yaşadığım güvensizlik ve şüphe.. Bunlar da duygu ve çözülmeyi bekliyorlar demekki, tamam, kabul görüyorum bu duyguları, ne istiyorlar anlamaya çalışıyorum, çok abartmadan(bu önemli şu an), sonra biliyorum ki herkes yoluna gidecek. Ya bu olayda anlayacağım güveni, teslimiyeti ya da tekrar deneneceğim yaradan tarafından, tercih benim.. Elimden geleni yapacağım, bir sabah olsun, gözümün önü açılsın daha iyi olacağım sanırım..

günler-mevsimler

Birden farkettim ki, ben şu mevsim geldi, bu mevsim geldi falan diyorum ya, hepsi öylesine.. Aslında bugün birden anladım ki olan şu.. Mevsimlerin günlerin hepsi bir akış, hepsi bir can ve hepsi bir fırsat bana.

Nasıl ki denizdeki balık için su her gün farklı, benim için de gün ve ortam böyle.. Akan bir şey var her günde, her gün farklı bir biçimde.. O gün     akan enerjiye göre, hava yağmurlu rüzgarlı karlı güneşli falan kabul de, hep akan sisteme göre değişiyor bu ve ben de bu akanla değişiyorum. Temelde bir ‘iyilik’ olsa da, bazı gün  daha mutlu, bazı gün daha göz yaşlı olabiliyor. Hepsine kabul ve hepsi nasılsa düzeliyor bir biçimde, zaten kalıcı olan ne var ki bu dünyada. Ve şu gün bu gün değil, mevsimi ne olursa olsun, ‘her gün’ farklı ve paha biçilmez, bir şekilde..

Tabi Şu da var, gün içinde akanın beni şekillendirmesi yerine, bilinçli bir şekilde akanı ben nasıl yönlendirebilirim acaba.. düşünmek ve denemek lazım bunu da..

mevsim-tablosu