Corona..

Corona virüs salgını şunu düşündürdü; insanlık olarak her şeyi o kadar hızlı yaşayıp tüketiyoruz ki, aslında yaşadığımızı bile hissedemiyoruz çoğu zaman, sadece zaman geçiyor diyebiliriz. Zaman yani ömür geçiyor ve dünya çok hızlı, bu yüzden corona için yapılan karantinalar, kapatılan iş yerleri, yavaşlamalar insanlığa iyi gelmiş olabilir. Corona tüm dünyayı yavaşlattı, bu bir farkındalık yaratabilir.

Bir de virüsler her zaman zayıf halkayı vurur, zayıf halka sadece bedensel zayıflık- hastalık değildir, zihinsel zayıf halka- yaşama isteksizlik gibi durumlarda da kişiyi etkiler ve toplu eliminasyon yapabilir. İşin ilginci bu isteksizliği kişi dışarıdan hiç belli etmeyebilir, bilemezsiniz.

Virüsler hızlı veya yavaş her zaman temizleyicidir.

An’da..

Beyin sürekli “acaba nasıl yaparım, öyle mi böyle mi” der, yani hep şüphe, telaş içindedir çünkü beynin görevi o güne kadar bildikleriyle her olayı bir yere bağlayıp bitirmektir. Tamamlayamadıklarını en yakın yere bağlar veya bilincin derinlerine iter ama illa ki ortada bir şey bırakmaz, en olmazsa o şeyi halının altına süpürür 🙂 yeter ki ortada çözülmemiş şey görünmesin.

Bağımlısı olduğumuz şeyleri bırakmak için zorlanmamız bundandır, beyin şüphe içindedir, hep sorgular, “nereye bağlasam, nasıl ikna olsam, ne yapsam, nasıl yapsam” der, oysa doğrusu sadece yapmaktır. İşi beynin sorgusuna bırakırsak alışkanlığımızın zarar verdiğini bilsek de sürekli bahaneler üretir, haklı nedenler bulur, süreci uzatırız. O yüzden bir alışkanlığınızın size zarar verdiğini düşünüyorsanız sadece yapın, basit yapın, bahaneler, günler, yöntemler üretmekle uğraşmayıp, sadece yapın.

Mesela sigara nasıl bırakılır? Destek alınacak yöntemler vardır ama işin aslı sadece çok düşünmeden bırakmaktır, düşünürsek süreç uzar. O konudan zihni uzaklaştırarak, ısrarla yok sayarak, hemen yaparak bırakılır çünkü her şey an’da yapılır, karar verip yaptığınız an’dır.

Bu arada beden alışkanlıkları hep aynı yolu kullanmak için kişiyi zorlar, beyin yıllarca aynı yolağı kullanılmıştır, etki- tepki ve vereceği cevap bellidir, ne olursa ne yapar?

Yani ne kadar destek tedavi yöntemi kullanılsa da (tabi ki bazen çok fayda sağlayabilir) asıl konu irade ve hemen başlamak, zarar veriyorsa yapmamak. Beden araçtır, bebek gibi davranabilir, bilemez ama zihninle ona tekrar yeni davranış öğretilebilir.

Aslında bağımlılıklar dışında da hayatın normal akışında, kolay ama ilginç farkındalıklar yaratan bir egzersiz vardır; “Normalde günlük rutininde hep yaptığın bir şeyi o gün yapma.”

Bunu zararlı bir bağımlılığınız olmasa da deneyebilirsiniz, bedene dair ilginç farkındalıklar yaratır . İyi kötü- yararlı zararlı demeden hep yaptığınız bir şeyi o gün yapmayın, konu ne olursa olsun değiştirin, o gün tersini yapın. Mesela her gün meyve yiyorsunuz o gün yemeyin veya o gün kahve veya çay içmeyin veya o gün yürüyüş yapmayın ve deneyin, beden- zihin buna nasıl tepki veriyor?

Mesela o gün hep yürüdüğünüz yoldan yürümeyin, akşam o saatte uyumayın, sürekli kullandığınız o takıyı takmayın, telefonu o gün konuşma ihtiyacı dışında kullanmayın vs vs, eğlenmek için konu çok, deneyebilirsiniz. Böyle bir egzersiz bedenin ve beynin tepkisini görmenizi sağlar, iradeyi güçlendirir, kendinizle ilgili ilginç farkındalıklar gösterir, anı görmenizi sağlar, bazı sorun gördüklerinizi çözmenizi kolaylaştırır.

Netice bir şey size sıkıntı veriyorsa ( bu bazen insan ilişkileri de olabilir, sıkıntı veren insanla bilerek o gün muhatap olmayın) şüpheye gerek yok, bakın, yapın, tekrar bakın, bunu hayatın her alanında yapın, değiştirin ve yeniden bakın.IMG-20200226-WA0009

Virüs..

Bir virüs her zaman en zayıf anınızda sisteminize saldırır, bedeni güçsüz bırakır. Bu salgın döneminde şunu fark edin; virüsler aynı zamanda zihninizi de güçsüz, umutsuz, korku içinde bırakır. Yani virüs bedeninizden önce zihninize bulaşır. O yüzden her enfeksiyonda olduğu gibi bilimsel olarak yapman gerekenleri yap ama korkutulmaya izin verme.

Ne kolay değil mi?

Ne kolay değil mi, başkalarının durumları hakkında yorum yapmak, ben olsam şöyle- böyle yapardım demek, sorulmadan fikir söylemek ve bunları da genelde bu konu bana bulaşmasın diye yapmak, olan toplumsal olayları, ölümleri vs bahane ederek işi gücü kendini bırakmak ve kişisel dersini almamak, insanı ve dahi her canı can olarak görmek için emek vermemek, ne kolay değil mi?

Öncelikle bu dünyada yönetimler, siyasi idareler var, onlar ülkelerin yönetimi için kararlar veriyor, doğru-yanlış, yani siyaset var ve çoğu zamanda dünya genelinde hatalı işler yapıyor.

Bir de bizim kişisel sınırlarımız, seçimlerimiz, yaptıklarımız, yapacaklarımız var. Kendi ülkemiz için siyasi yönetimleri adımıza iş yapmak için seçen biziz, siyaset halka hizmet için var, üstün olan, hizmet alması gereken, yücelmesi beklenen, seçimi yapan halk. Çıkan sonuçlar ise ortada. Buna ısrarla hizmet eden herkes, seçimlerinden sorumlu, bundan kaçış yok, kaçacağını düşünmek bile tuhaf.

Bu konuya daha fazla artık denecek şey yok ama gelelim kişisel alanımıza; siyaset sadece toplum düzenlerini oluşturmak için bir araç, bir iş için kullanılan makine gibi. Yani hiçbir siyasi görüş, duruş tek bir insandan, can taşıyandan kıymetli değil. Siyaset- yönetimler, her iş her meslek gibi canlara hizmet mevki, varlık nedeni bu.

Bu durumda her olayda önce karşıdakinin can taşıdığını unutmamak, verilen canı onurlandıracak şekilde konuşmak- davranmak- çözüm üretilmesine katkı sağlamak önemli. Herkes CAN taşıyor ve kendi canınız dahil yarın neler yaşanacağı belli bile değil, insan ve can taşıyan her şey siyasetlerden değerli.

O yüzden kişisel alanlarınızı anlamsız sözlerle kirletmeyin, tüm dünyada siyasi güçlerin neden olduğu oyunlarla, insanı harcamayın, yargılamayın, küçültmeyin, insan olmak önemli.

Bu arada toplumsal olaylardan etkilenmemek mümkün değil, tek bir canın ölümünün bazen tüm toplumu uyandırmak gibi bir görevi vardır, toplu ölümlerinde benzer şekilde vicdanları sarsıp uyandırma gücü vardır ama hala vicdanı bilinci kör olmakta ısrar edenler var çünkü onların yolları ayrı, belki ruhları çoktan işgal edilmiş.

Ayrıca olanları bahane ederek (özellikle olayda fiziken yapabileceğin bir şey yoksa) işi gücü hayatı günü harcamamak, kendini bırakmamak, boşluğa düşüşü uzatmamak gerekli çünkü herkes birbirine destek için var.

Unutmayalım, siyasetlerin neden olduklarına rağmen güneş her gün her canlı için yeniden doğar ve batar. Her canlı; insan- hayvan- bitki- belki taş toprak ve her şey can taşıyor olabilir. O yüzden bilinçli varlık olarak sorumluluğunu düşünüp-bilmek, uygun seçimleri yapmak, günü değerini vererek yaşamak çok önemli. Öbür türlü girdaplardan çıkamayız.

Sorunlardan hiçbir çağda unutuş dışında çıkış olmadı ama biz unutmayalım sadece bilinçli olalım. Her can kaybı vicdanları uyarmak, insanları bilinçlendirmek için var. İşte bunu anlamak onları onurlandırmaktır.

Sevgi kavramı..

Sevgi bir kelime ama o aslında bir kavram ve herkes için sevginin taşıdığı anlam farklı, o her canlı için bir ihtiyaç, herkes sevgiye muhtaç.

Hepimizin onu hissedişi, alışı- verişi çok başka, o yüzden karşıdakinin sevgisini kendisininkiyle aynı olmayınca anlayamıyor kimse.

Benim görüşüme göre sevgi en çok davranışlarda hissedilir- bilinir, sözde cümlede, gezme tozmada hediyeler çiçeklerde değil, o davranışlardaki özende hissedilir- bilinir.

Yani ona döndüğün anda sana şifa olan kişi, sevilendir ve sevendir. Her türlü sevgi ilişkisinde, ihtiyacın olduğunda sana zaman ayıran, yanında temel olarak iyi hissettiren (bazen olmasa da genel zeminde), insan olarak varlığını onurlandırıp gelişimini destekleyen kişi seni sevendir.

En büyük hatalarımızdan biri, sevdiklerimizi (eş, çocuk, arkadaş, dost, anne baba kardeş) aşırı sahiplenmemiz, oysa bunu yaptığımız zaman karşımızdakini metalaştırır, değersizleştiririz, o bir insan değil bir eşya gibi olur, oysa herkes ayrı bir birey ve özgür iradeleri var.

Sevgi; insanı yüceltirse kıymetlidir, güzel vasıflarını artırmasına vesile olursa, ona değer katarsa, yaradılıştan gelen yeteneklerinin çıkmasına, üretimine katkı sunarsa değerlidir.

Sahiplenmek, kısıtlamak, daraltmak, baskılamak, iradeye hüküm koymak, sevgi değil küstahlıktır, kendini başkası üzerinden gerçekleştirmek istemek o kişiyi değersizleştirmektir, zalimliktir.

Netice sevgi, karşındakinin yaradılış yetenek ve özelliklerini dünyaya bir değer katması için desteklemek, o kişinin bir üst basamağa çıkması için katkı sunmaktır. İşte sevgi budur, öbür türlü sevgi sandığınız şeyler, sadece yanılsamadır. Sevgi benlikte hissedilendir.

IMG-20200226-WA0012

Kendine..

Şimdi asıl mesele; belki fark etmiyoruz ama biz ne yaparsak yapalım kendimize yapıyoruz, başkalarına değil, asıl konu bu. Birileri bize bir şey yaptığı için kırılıp üzülüyor, keder- acı çekiyoruz veya başkasına biz eziyet ediyoruz, kendimizi her şeyin hakimi, hükümdar falan sanıyoruz, oysa hiç hakkımız yok çünkü özgür irade var, kimse istediğimiz gibi davranmak zorunda değil. Yani başkalarını bahane ederek kendine çektirdiğin acı- eziyet çok önemli, kendine eziyet etme, kırma, dökme, bunu yapma ve asıl dilediğin özür önce kendine, sakın kendini üzme.🌳