organlar ve duyguları

Karaciğer, ağaç elementine dahil bir organdır. Karaciğer öfkenin yeri denir, doğrusu ise şöyledir.. Bu organ sevecenlik duygularımızın kaynağıdır aslında. Sağlıklı çalışıyorsa, olumlu duygusu böyledir.  Ve eğer organda bir problem varsa ve işlevini düzgün yapamıyorsa, enerjisi de bozulur ve bu organın olumsuz duygusu olan öfke ortaya çıkar. Ve normal dağılan enerjisi, tüm bedene saldırır..

Kalp, Ateş elementine dahil bir organdır. Sağlıklı çalıştığı zaman, organ ve enerjisi düzgün akar ve olumlu duygusu sevgi ve neşe olarak yayılır. Eğer organda veya enerjisinde bir problem olursa, bu kişiden yansıyan yoğun duygu nefret ve acımasızlıktır.

Akciğer, Metal elementinin bir organıdır. Sağlıklı çalıştığında olumlu duygusu cesarettir. Organın işlevinde veya enerjisinde bir problem olduğu zaman, yansıyan olumsuz duygu keder ve yoğun hüzündür. Yoğun hüzün duygusu bu organla ilgili bir sorunu düşündürür. Henüz hücre düzeyinde çıkmasa da enerji düzeyinde bir problem başlamıştır. Enerji ve madde arasında ki paralellikten dolayı, zamanla birinde başlayan problem, diğerine yansır.

Böbrekler, Su elementine dahildir. Olumlu duygusu şefkat ve sükunettir. Olumsuz duygusu ise korkudur. Yoğun yaşanan korku durumunda, organ enerjisi bozulmuştur.

Mide, Dalak ve Pankreas, Toprak elementinin organlarıdır. Olumlu duygusu aitlik, dengeli olmaktır. Organ fonksiyonlarında sorun varsa  olumsuz duygusu endişe ve huzursuzluktur. Dalağın duygusu aşırı düşüncedir..

Mutluluk kalpte, düşünce dalakta, üzüntü akciğerde, öfke karaciğerde duygu olarak yer alır..

nocanvas_meridyen-terapisi-hakkinda-bbcp319574_17731_51

 

 

BİR

Aslında her şey çok basit.. Dünya yaşamındaysak.. ki öyleyiz..
Ya Yin’sin ya Yang, ya beyazsın ya siyah, ya aydınlıksın ya karanlık..
Netice ya iyisin ya kötü..
Neysen o ol barii..
Bir de bunların hepsinin BİR olduğunu anlayıp kullananlar var..
İşte orada ne iyi, ne kötü.. sadece BİR var..

AB negatif (-)

Bu yazı çok meşhur, nadir bulunan, özel bir gruba gelsin. Biraz nazlayayım sizi.. Ee kolay mı yani, hem AB olacaksan, bu yetmez gibi bir de (-) olacaksın.. Oluru var mı bunun.. Var tabii de, az var..

Nitekim bu gruba dahil kişiler, toplumda %1-2’dir. Yani 100 kişiye sorarsanız, bunun 1 veya 2’si bu gruptan çıkar. Durum bu kadar ilginç yanii. Benim açımdan bu gruba denilecek şey, grubun üye sayısından, çok aslında.. Belki de, O(-)’ler dışında, beni bıraksanız en çok bu grup için yazabilirim de, gerek var mı bilemedim. Neticede 1-2 kişi için yazıyorum aslında..

Öncelikle 8 meşhur grup içinde en gizemli onlar, gizemli oldukları konular hepsi için ayrı da, bir gizemli yanları mutlaka var. Yani ne bileyim bir A(+) veya bir O(+) gibi değiller, bu kadar açık olamazlar. Seslerinde ki tınıda bile bir gizem vardır onlarda, o kadar yanii..

Bir de hepsi bunu farketmese de (hepsi deyince komik oldu, zaten hepi topu, bir kaç kişi) herhangi bir sanatsal konuda yetenekliler kesinlikle.. resim, yazı, fotoğraf, şekillendirme, düzenleme vs vs..

Vee bence en önemlisi, onlar çok duygu dolu insanlar, genelde bunu gizleseler de, en duygu yüklü insanlar bu gruptan çıkar.

Aynı zamanda bu grubun beni biraz ürküttüğü de doğru.. Genetik olarak sonradan oluşan bir grup onlarınki, sonradan, bir yerlerden dünyaya dahil olmuşlar gibi.. (dedim ya biraz ürkütürler beni) Şaka tabii, niye ürkeyim canımm, onlar da bir can sahibi..

Bir insan nasıl bu gruptan olur, oluru az bunun, zaten onların meşhur lafı da ‘ama olmaz ki, olur mu acaba’ gibi laflardır.  Bir insan AB(-) ise her konuda, zihninde bir şüphe tohumu daima olur. Bu da onların zor yanları tabii, o kadar ‘olur’ artık..

Netice, sevgili AB(-)’ler, gizemlisiniz ve ‘bulunmaz hint kumaşısınız’ siz aslında.. Siz özel ve güzelsiniz, daha ne denir, böyle ‘özel’ bir gruba..

Bab-rh-kan-grubu-siyah2171-500x500

 

ne araması..

Ohh bee güzell.. neyi arayacağım yahuu.. Neyi arayayım ben.. İstediklerim artık beni arasınn..
Arayışı böyle bitirdim benn..
Arayış beni arasın azıcık da yahuu..
Kendimden başka bir şey aramıyorum.. bittii..
Eskiden aradığımı düşündüklerim, bana uygunsalar onlar beni bulsunlar..
(Çok manidar buldum kendimi..)

B pozitif kan grubu

B(+) kan grubu olanlar, çok derin insanlar öncelikle..

Sadakate dostluğa kıymet veren, kadim bilgiye meraklı insanlardır. Hayatta güçlü bir duruşları var her daim, fazlasıyla mantıklarıyla hareket ederler, çok uzun yıllar. Sonra birden erteledikleri kalplerinin sesini duyarlar. İşte o kalp seslerini duyuşla onlarda, gizemli konulara ilgi de başlar..

Yani bir B(+), gizem, ruhsallık, derin konulara ilgi duymaya başladığı anda tamamdır, doğru yoldadırlar.

Yine de bu grup insanları, dış toplum karşısında, sadece mantıkla hareket etmeye çalışırlar. Gizem meraklarını, az tanıdıklarına belli etmek istemezler nedense.. Oysa sizde salın canımm, herkes bilsin bu merakınızı..

Bir de her kadı kızının/oğlunun kusuru vardır, B(+) lerin kusuru da, belli etmemeye çalışsalar da, bir saldırgan tavırlarının olmasıdır.  Buna meyil var içte ve bu irade ile denetlenebilecek bir durum tabii.. Ne olacak canımm sizde yastık falan yumruklayın, ilk hissiniz azalsın böylece..

Bir de B(+)lerin derinliği pek çok konuda geçerli, hayallerini, isteklerini, kendilerini çok açık etmiyorlar, diğerleri onları her konuda keşfetsin istiyorlar.. Sizde haklısınız, keşfedilmek çok zevkli..

Bloodtype_B_Rh+

rehber-2

Rehberlik konusunda bu ikinci yazıyı paylaşma gereğini hissettim..

Şöyle ki, her insanın kendi iç rehberlik sistemi vardır aslında.. Onun ilettiklerini veya dediklerini her daim duyamayabiliriz. Bunun bir aşaması, zamanı vardır mutlaka, tamamen kendi içsel rehberine güvenle ve ondan aldığın ilhamla yol alacağımız.

Nitekim çoğu zaman attığım her adımda, içim hisseder, bu içsel rehberliğimden bana akanı.. Ve ben bu rehberlik sistemimden gelenleri çok sık paylaşırım zaten. Önemli ilham kaynağım o benim..

İçsel Rehber, iç ses demek değildir her daim, o içimizdeki sesin ne olduğunu bilemeyiz her zaman.. Bu ayrı bir konu, buna hiç girmeyelim zaten hakim de değilim bu sisteme, kendimce tek bildiğim, her iç ses, ‘İç Rehber’ sesi değildir. Bunu sezgiyle bilirim ve her içimden gelen sese takılmam ben.. Siz de takılmayın derim..

İç Rehberin seslenişi ve hissettirişi farklıdır çünkü, ondan gelen bir duyguda “Güven” vardır, “sıcaklık” vardır, bir “sevgiyle kucaklama” vardır. Bazen dediğine dirensem de, onun sevgisini bilirim.. O farklıdır yani, dileğim hep bu doğru rehberlik sistemimizden ilham almamız ve arada ki diğer sesleri fark etmemiz..

Bir de işte, bu içsel rehberlik sistemiyle, tam ve güvenli bağlantı oluşturacağımız aşamaya kadar, ilham aldığın, gerçekten güven duyduğun (confidence-güven) birinin hayatında varlığı, bence çok önemli.. Rehber hissettiğin kişinin yanında, yakınında olması gerekmiyor. O’nun varlığını bilmek yetiyor sadece.. Çünkü Rehber gördüğün kişi, her dakika, her konuda danışacağın kişi değildir. Bu doğru değil. Rehber, yol alırken o’ndan aldığın güven ve ilhamla cesaret bulduğun kişidir.. Yol alma güç ve cesaretinde, varlığını bilmenin, sana kolaylık ve destek sağladığı kişidir..

Yanii önce, gerçekten tüm gönlünle “Güven” duyduğun kişi rehber.. Kime bu güveni duyacağında, senin elinde olan bir şey değil.. Bu güvenin kime karşı olacağını, sadece gönlün bilir. Buna aklınla müdahale edemezsin..

Rehber’e duyduğun güven, teslimiyetle beraber geliyor zaten.. Gönlü’nün hissettiği güven ve teslimiyet, bunu akılla yönlendiremezsin.. Sen hazırsan bu gelir..

Vee asıl konuya gelelim, Rehber görülen kişiyle bağ, her attığın adımda danışmak değil, hep o’nun yakınında olmak hiç değil. Bu daha farklı, o’ndan aldığın, “kalbin nedenini bildiği, güven zemininde, ilham” sadece.. Ve bu aldığın ilhamı nasıl kullanacağın, tamamen senin anlayışınla ilgili, aynı ilhamı, herkesin algılayışı farklı. Çünkü her şeyi anlayış düzeyi katmanlı. Yani o ilhamla ne anlayabildiysen, o.. Ve rehberinden sana yayılan cesarete tutunmanla oluyor pek çok şey..

Rehber gördüğün kişiye duyduğun güven çok önemli.. “Güven”, burda sevgiden öncelikli, kalbin duyduğu güven..

Yani işin özü, rehberden aldığın ilham, onun ötesi sana kalmış.. Akıl ve kalp sende var çünkü, bunu kendi değerlendirme sisteminle değerlendirip, içselleştirmelisin, ‘kendin’ haline getirmelisin ve bu hayatta yapacağın her şeyi, kendinleşmiş ve özgün yapmalısın. İşte o zaman sahici olursun, ne rehberinin ne de başka örnek aldığın insanların kopyası olmazsın.. Orjinal olursun.. Ve yaratıcı sistemin, bizlerden istediği tek şey, ‘kendimiz’ olmamız. Aslı’mız varken, neden kopya olalım, bu doğru değil. Sadece “kendimiz” olalım.. Bu hayatta varlığımızın aslı “özgün” olmamızla ilgili..

Yani Rehber her daim danışacağın kişi değil, önce iç rehberliğine danış ve o’nu hissetmeye çalış, bu kesin.. Dışsal güven duyduğun Rehber, en çok daraldığında veya daralmasan da bazen bir konuda danışacağın kişi.. En önemlisi o’ndan aldığın ilham ve cesaret ve bunu içselleştirip, yönlendirme becerisi..

En azından benim şu an ki rehberlikten anladığım bu.. Rehberlik sistemleriniz Sevgi ve Güven’le daim ola..

papatya-görmek

A negatif kan grubu

A (-)ler, tüm A grupları gibi, önde ve fark edilme duygusu taşırlar. Çalışkan, iş bitirici insanlardır..

Yalnız o negatiflik durumu yok mu, o işte zorlar A(-) leri, düşünürler, yapmak isterler ve emin olamazlar. Bir de dışardan hiç belli etmezler ama çok hassas insanlardır onlar. Duygusal olarak hassasiyetlerini, ısrarla saklamak isterler. Güçlü görünmeye çalışırlar ve aslında hep bir yanları çocuktur onların..

Sevilmeye, ilgiye ihtiyaç duyarlar ve bunu da belli etmezler. Her daim dik durmaları gerektiğini düşünürler.

Netice de şöyle bir sorunları vardır onların, aklı ve kalbi dengeleyememek..

Aklı hep öne çıkarmak ve kalbin duygularını saklamak.. Oysa salın yahuu, ikisini de, hem akıllı olun, hem duygulu ve paylaşın bunu, ne olacak sankii.. Keyfinize bakın sizde..

rh-negativo

A pozitif

Sevgili A(+)’ler, siz benden yana torpillisiniz her daim.. A(+)’ların, toplumda en sık olan grup olmalarının vardır bir hikmeti, onların dengedeki çoklukları önemli.. Ve aynı zamanda bu benim kendi kanım ve canım, tabi ki severim A(+)’ları..

A (+)’ler bir şekilde farkedilir, dedim ya torpilliyiz. Siz fark etmeseniz de, zorla farkettirir kendini, o kadar yanii. Yani hep fark edilmek isterler. Birazda dediğim dedikler.. Kendilerine sorsan ‘ne alaka’ derler, mütevazi gibi davranırlar. Ben olsam hiç inanmam buna, biliyorum çünkü içlerini, illa önde ve baskın olacaklar, huy bu onlarda..

Torpilli mi demiştim ben, hiç anlaşılmıyor değil mi? Merak etmeyin toparlayacağım durumu, bilmez miyim ben kendi grubumu..

Baskınız ve bunun alt yapısı vardır bizde, yeter ki isteyelim, yapabiliriz her şeyi. Hayatımızda olmayanlarda, ya isteğimiz güçlü değildir, ya da zamanı değildir..

Bu çok önemli, bir A(+) isterse yapar ve de yaptırır istediğini.. Güçlü bir yaratılış onlarınki, insanlık içinde çoktur bu grup, çünkü insanlığın devamı için bunlar önemli özellikler.. istemek ve yapmak gücü ve iradesi vardır onlarda.

Olumsuz yanları ise, yapabileceklerini bildikleri halde, yapma işinde gevşek davranmaları, uzatmaları.. Belki de bu yüzden çokturlar toplumda bu iş yapıcı ve iş bitirici insanlar, bazen gevşek davranıp, yapmadıkları zaman, biri yapmazsa diğeri yapsın diye çoktur belki de..

Netice sizi en muhteşem grup ilan ediyorum ben, süpersiniz haberiniz ola..