Montaigne-2

Denemeler’i okurken, Montaigne’de kendimden şeyler buldum. O yüzden biraz daha ondan bahsetmek istiyorum. Önce ondan birkaç cümle ile başlıyorum;

BENİM MESLEĞİM, SANATIM YAŞAMAKTIR.

BİR ŞEY YAPMADIM NE DEMEK? YAŞADINIZ YA!

BİLGE KENDİ MUTLULUĞUNUN USTASIDIR.

BAŞINA DOLU YAĞAN, DÜNYANIN DÖRT BUCAĞINI FIRTINA İÇİNDE SANIR.

İNSAN BEDEN HAZLARINI GEREĞİNCE TATMAYI BİLİYORSA TANRILARA YARAŞIR BİR OLGUNLUĞA VARMIŞ DEMEKTİR

Montaigne kitaplarını tıpkı gezer gibi, bir şeyleri keşfeder gibi okurmuş. Okumuş olmak için değil, yeni ufuklar yeni lezzetler yeni düşünceler bulmak için okurmuş. (Parantez içleri benden:Yani bu benimde hep yaptığım şeydir. Bir şeyi okumam veya bir yerde gezmem veya yeni bir tada bakmam, sadece merak ve keşfetme duygumdandır. Keşif tadını hissedersem o şeyi yaparım.)

Denemeler’inde hep SERBEST DÜŞÜN, RAHAT SÖYLE der. (Bende hayatımda bunu önemli bulurum. Herhangi bir konuda katı kurallar içinde olmak tercihim olmaz mesela.)

Ruhla bedenin ayrılmazlığını, hayatın sürekli bir değişim olduğunu, doğanın aşılmakla değil ona uyulmakla yenilebileceğini söyler.

Montaigne’ye göre, kimse kimseyi değil, herkes kendi kendisini adam eder, etmelidir. Adam olmaksa kendini bilmekle başlar. Dünyayı kendi gözüyle görüp, dünyada görebildiği kadarını insanlara duyurur. Montaigne derki, benim yazımda asıl aradığım tam anlamıyla kendimin olmasıdır. Herkes kitabımda beni, bende kitabımı görsün. (Mesela bu kısım aynen hayata bakışımla örtüşür. Hayatta yaşadığım her şeyi sadece kendimden geçirebilirsem anlarım ve içime siner. Kitap insan olay yaşanılan her neyse, kendi süzgecimden geçiririm ve kendi cümlelerimle ifade edebilirim. Öbür türlüsünü yani aynısını anlatmayı yapmam yapamam. Her şey illa benim gözümden akar)

Gerçek nedir? Sorusunu Montaigne GERÇEK BENİM diye cevaplar. Yani Montaigne için gerçek olarak sahiden tanıyabileceği tek şey kendisidir.

Başkalarının bilgisiyle bilgin olabiliriz ve ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz der.

Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir. Başkasına değil kendime ders veriyorum ama bunları başkalarına da anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum. Bana yararı olan bu işin belki başkasına da yararı olabilir. Hayata bakışım böyledir, ben hep kendimi anlamaya çalışırım. Böyle olunca başkalarının ne dediği gibi şeyleri pek takmam. (Hayata aynen böyle bakarım, sadece kendim üzerinde TEFEKKÜR ederim, kendimi anlamaya çalışırım. Bu bencillik değildir, kendimi anlarsam, benden herkese yansıyanda iyi olur diye düşünürüm. Kendimi anlamak o kadar vaktimi alır ki, başkalarının dedikodusu ile ilgilenmem. Kendimi bildim de, başkasını mı bileceğim?)

Kendimi olduğumdan az göstermek, alçakgönüllülük değil, budalalıktır. Kendine değerinden az paha biçmek korkaklıktır, pısırıklıktır. Kendini olduğundan fazla göstermek de, çoğu kez gururdan değil budalalıktandır. (Burada kendi adıma hala biraz sıkıntılarım var tabi, olsun öğreniyorum artık, sizde değerinizi bilin.)

Yaşamak, sizin yalnız başlıca işiniz değil, en parlak, en onurlu işinizdir. Önce siz kendi hayatınızı düşünmeyi, çevirmeyi bildiniz mi? Bizim işimiz yaşayışımıza dirlik düzenlik getirmektir. En büyük en onurlu eserimiz doğru dürüst yaşamaktır. Ancak küçük ruhlar işlerin ağırlığı altında ezilir, onlardan sıyrılmayı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler.

Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak, bütün umudum kendimde. Kendimiz ki en iyi, en emin sığınağımız odur. Bazen kendimiz bile güvenilir değiliz yeterince.

Kendimi hem yürekçe, hem varlıkça öyle hazırlıyorum ki, başka her şeyimi yitirdiğim zaman kendimle yetinmesini bileyim. Her konudan çok kendimi incelerim. Benim metafiziğim de budur, fiziğim de.

Bilge, iyi şeylerde bile bir ölçü gözetir. İçinize dikkatle bakarsanız kendinizi iki kez aynı durumda bulamazsınız. Hiç kimseye fazla sevgiyle bağlanmak, bir uşak gibi sadık olmak istemem. Çünkü insanı ihanete alet etmeye kalkarlar. Kendine ihanet eden efendisine haydi haydi ihanet eder.

İki alışveriş (dostluk ve aşk) rastlantılara ve başkalarına bağlıdır. Biri aramakla bulunmaz kolay kolay, öteki yaşla solar gider. Onun için yaşamımı doldurup doyuramazdı onlar. Üçüncü alışveriş, kitaplarla kurduğumuz ilişkidir ki daha sağlam ve daha çok bizimdir. Ötekilerin başka üstünlükleri vardır ama bu üçüncüsü daha sürekli ve daha kolayca yararlıdır. Ömür boyu yanı başımda, her yerde elimin altındadır. Kitaplar yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır. Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmadıkları zaman acılarımı törpülerler. Rahatımı kaçıran bir saplantıyı başımdan atmak için kitaplara başvurmaktan iyisi yoktur, hemen beni kendilerine çeker, içimdekinden uzaklaştırırlar. Öyleyken, onları yalnız daha gerçek, daha canlı, daha doğal rahatlıklar bulamadığım zaman aramama hiç de kızmaz, her zaman aynı yüzle karşılarlar beni.

İstediğimiz kadar yüksek sırıklar üstüne çıkalım, yine kendi bacaklarımızla yürüyeceğiz; dünyanın en yüksek tahtına da çıksak, yine kendi kıçımızla oturacağız. Düşüncelerimizin en iyi aynası yaşamlarımızın akışıdır.

Çatışmadan tartışılamaz. Bana çatıldığı zaman öfkem değil dikkatim uyanır. Bana atandan bir şeyler öğrenmeye can atarım. Dünyada insanlığını bilmekten, insanca yaşamaktan daha güzel, daha doğru bir iş yoktur. Bilimlerin en çetini de bu hayatı iyi yaşamasını bilmektir.

http://beyazyol.com/lists/montaigne-2/282

Montaigne4

hocam..2

Dert gördüğüm bir konuyu sevgili hocama anlatıyorum; şöyle oldu böyle oldu falan diye.. Konu uzun ve önemsiz aslında ve o yaşadığım anda önemli tabi ki..

Hocam dinliyor dinliyor ve cevabı sadece şöyle: “YAŞIYORUZ İŞTE BİR ŞEYLER..”

Benim halim o anda şok, yani nasıl acaba, hani o kadar şey anlattım ya, bu mudur? Aa bu nasıl bir cevap oluyorum..

Sonrası şöyle oluyor, ben denilen bu tek cümle üzerinde düşünüyorum. O cümleyi önemsiyorum..

Neticede o tek cümleden almam gereken bilgiyi ve ilhamı alıyorum. Sorun gördüğüm konu o anda zihnimde çözülüyor aslında..

“YAŞIYORUZ İŞTE BİR ŞEYLER..”

Abartmaya gerek var mı, onu yaşamasak diğerini yaşayacağız, olacak bir şeyler yani.. Hayat böyle devam ediyor. Yaşadığımız bir sorunda yapmamız gerekenleri temiz bir kalple, iyi niyetle yapalım, neticeyi bırakalım. Netice bazen istediğimiz gibi, bazen daha kötü gibi, bazen de düşündüğümüzden daha iyi çıkar. Bunu o anda bilemeyiz.

Konuyu ne çok abartalım, ne değersizleştirelim, nasılsa bir şeyler yaşanacak, önümüze bu çıkmış.

Yaşadığımız her olayda önemli olan kalbimizi ve aklımızı kullanarak, iyi niyetle bir şeyler yapabilmek, bu kadar işte..

Hocamın dediği bir cümleden, kısaca bunları yazdım. Çok daha uzun ilhamlar da alırım da, şimdilik böyle.. Yani kendimi tebrik ediyorum, ilham almak ve ilham vermeye açık olmak bir meziyet bu arada..

Güneş Yanığı Sonrası Soyulma

rehber-2

Rehberlik konusunda bu ikinci yazıyı paylaşma gereğini hissettim..

Şöyle ki, her insanın kendi iç rehberlik sistemi vardır aslında.. Onun ilettiklerini veya dediklerini her daim duyamayabiliriz. Bunun bir aşaması, zamanı vardır mutlaka, tamamen kendi içsel rehberine güvenle ve ondan aldığın ilhamla yol alacağımız.

Nitekim çoğu zaman attığım her adımda, içim hisseder, bu içsel rehberliğimden bana akanı.. Ve ben bu rehberlik sistemimden gelenleri çok sık paylaşırım zaten. Önemli ilham kaynağım o benim..

İçsel Rehber, iç ses demek değildir her daim, o içimizdeki sesin ne olduğunu bilemeyiz her zaman.. Bu ayrı bir konu, buna hiç girmeyelim zaten hakim de değilim bu sisteme, kendimce tek bildiğim, her iç ses, ‘İç Rehber’ sesi değildir. Bunu sezgiyle bilirim ve her içimden gelen sese takılmam ben.. Siz de takılmayın derim..

İç Rehberin seslenişi ve hissettirişi farklıdır çünkü, ondan gelen bir duyguda “Güven” vardır, “sıcaklık” vardır, bir “sevgiyle kucaklama” vardır. Bazen dediğine dirensem de, onun sevgisini bilirim.. O farklıdır yani, dileğim hep bu doğru rehberlik sistemimizden ilham almamız ve arada ki diğer sesleri fark etmemiz..

Bir de işte, bu içsel rehberlik sistemiyle, tam ve güvenli bağlantı oluşturacağımız aşamaya kadar, ilham aldığın, gerçekten güven duyduğun (confidence-güven) birinin hayatında varlığı, bence çok önemli.. Rehber hissettiğin kişinin yanında, yakınında olması gerekmiyor. O’nun varlığını bilmek yetiyor sadece.. Çünkü Rehber gördüğün kişi, her dakika, her konuda danışacağın kişi değildir. Bu doğru değil. Rehber, yol alırken o’ndan aldığın güven ve ilhamla cesaret bulduğun kişidir.. Yol alma güç ve cesaretinde, varlığını bilmenin, sana kolaylık ve destek sağladığı kişidir..

Yanii önce, gerçekten tüm gönlünle “Güven” duyduğun kişi rehber.. Kime bu güveni duyacağında, senin elinde olan bir şey değil.. Bu güvenin kime karşı olacağını, sadece gönlün bilir. Buna aklınla müdahale edemezsin..

Rehber’e duyduğun güven, teslimiyetle beraber geliyor zaten.. Gönlü’nün hissettiği güven ve teslimiyet, bunu akılla yönlendiremezsin.. Sen hazırsan bu gelir..

Vee asıl konuya gelelim, Rehber görülen kişiyle bağ, her attığın adımda danışmak değil, hep o’nun yakınında olmak hiç değil. Bu daha farklı, o’ndan aldığın, “kalbin nedenini bildiği, güven zemininde, ilham” sadece.. Ve bu aldığın ilhamı nasıl kullanacağın, tamamen senin anlayışınla ilgili, aynı ilhamı, herkesin algılayışı farklı. Çünkü her şeyi anlayış düzeyi katmanlı. Yani o ilhamla ne anlayabildiysen, o.. Ve rehberinden sana yayılan cesarete tutunmanla oluyor pek çok şey..

Rehber gördüğün kişiye duyduğun güven çok önemli.. “Güven”, burda sevgiden öncelikli, kalbin duyduğu güven..

Yani işin özü, rehberden aldığın ilham, onun ötesi sana kalmış.. Akıl ve kalp sende var çünkü, bunu kendi değerlendirme sisteminle değerlendirip, içselleştirmelisin, ‘kendin’ haline getirmelisin ve bu hayatta yapacağın her şeyi, kendinleşmiş ve özgün yapmalısın. İşte o zaman sahici olursun, ne rehberinin ne de başka örnek aldığın insanların kopyası olmazsın.. Orjinal olursun.. Ve yaratıcı sistemin, bizlerden istediği tek şey, ‘kendimiz’ olmamız. Aslı’mız varken, neden kopya olalım, bu doğru değil. Sadece “kendimiz” olalım.. Bu hayatta varlığımızın aslı “özgün” olmamızla ilgili..

Yani Rehber her daim danışacağın kişi değil, önce iç rehberliğine danış ve o’nu hissetmeye çalış, bu kesin.. Dışsal güven duyduğun Rehber, en çok daraldığında veya daralmasan da bazen bir konuda danışacağın kişi.. En önemlisi o’ndan aldığın ilham ve cesaret ve bunu içselleştirip, yönlendirme becerisi..

En azından benim şu an ki rehberlikten anladığım bu.. Rehberlik sistemleriniz Sevgi ve Güven’le daim ola..

papatya-görmek

O ve ben..2

O: Bu dünyada fesat diye bir şey var, kıskançlık diye bir şey var, kötülük var. Şimdiye kadar kendinde ve dışarda yok saydığın bu duygular var. Bunlar enerjiler aklında olsun diyorum bu ara,  çünkü artık akıllı ol.
Ben: Tamam o zaman..
O: Akıllı ol, sadece kalp yetmez akıl lazım her kula, bu hayatta.
Ben: Tamam o zaman..
O: Kabulün iyide, unutma, uygulama sınamasındasın bu ara, bildiklerini düzgün uygula.
Ben: Tamam, birden heyecanlandım sanki..
O: Gülüyorum sana, rahat ol yahuu destekleniyorsun herkes gibi her an, sadece uyanık ve farkında ol hayatta, gözü kapalı değil. Gönlü ve gözü açık insan ol.
Ben: Tamam deneyeceğim..
O: Deneme Ol.
Ben: Tamam..

1496666_10151904689728520_115587396_n