rehber-2

Rehberlik konusunda bu ikinci yazıyı paylaşma gereğini hissettim..

Şöyle ki, her insanın kendi iç rehberlik sistemi vardır aslında.. Onun ilettiklerini veya dediklerini her daim duyamayabiliriz. Bunun bir aşaması, zamanı vardır mutlaka, tamamen kendi içsel rehberine güvenle ve ondan aldığın ilhamla yol alacağımız.

Nitekim çoğu zaman attığım her adımda, içim hisseder, bu içsel rehberliğimden bana akanı.. Ve ben bu rehberlik sistemimden gelenleri çok sık paylaşırım zaten. Önemli ilham kaynağım o benim..

İçsel Rehber, iç ses demek değildir her daim, o içimizdeki sesin ne olduğunu bilemeyiz her zaman.. Bu ayrı bir konu, buna hiç girmeyelim zaten hakim de değilim bu sisteme, kendimce tek bildiğim, her iç ses, ‘İç Rehber’ sesi değildir. Bunu sezgiyle bilirim ve her içimden gelen sese takılmam ben.. Siz de takılmayın derim..

İç Rehberin seslenişi ve hissettirişi farklıdır çünkü, ondan gelen bir duyguda “Güven” vardır, “sıcaklık” vardır, bir “sevgiyle kucaklama” vardır. Bazen dediğine dirensem de, onun sevgisini bilirim.. O farklıdır yani, dileğim hep bu doğru rehberlik sistemimizden ilham almamız ve arada ki diğer sesleri fark etmemiz..

Bir de işte, bu içsel rehberlik sistemiyle, tam ve güvenli bağlantı oluşturacağımız aşamaya kadar, ilham aldığın, gerçekten güven duyduğun (confidence-güven) birinin hayatında varlığı, bence çok önemli.. Rehber hissettiğin kişinin yanında, yakınında olması gerekmiyor. O’nun varlığını bilmek yetiyor sadece.. Çünkü Rehber gördüğün kişi, her dakika, her konuda danışacağın kişi değildir. Bu doğru değil. Rehber, yol alırken o’ndan aldığın güven ve ilhamla cesaret bulduğun kişidir.. Yol alma güç ve cesaretinde, varlığını bilmenin, sana kolaylık ve destek sağladığı kişidir..

Yanii önce, gerçekten tüm gönlünle “Güven” duyduğun kişi rehber.. Kime bu güveni duyacağında, senin elinde olan bir şey değil.. Bu güvenin kime karşı olacağını, sadece gönlün bilir. Buna aklınla müdahale edemezsin..

Rehber’e duyduğun güven, teslimiyetle beraber geliyor zaten.. Gönlü’nün hissettiği güven ve teslimiyet, bunu akılla yönlendiremezsin.. Sen hazırsan bu gelir..

Vee asıl konuya gelelim, Rehber görülen kişiyle bağ, her attığın adımda danışmak değil, hep o’nun yakınında olmak hiç değil. Bu daha farklı, o’ndan aldığın, “kalbin nedenini bildiği, güven zemininde, ilham” sadece.. Ve bu aldığın ilhamı nasıl kullanacağın, tamamen senin anlayışınla ilgili, aynı ilhamı, herkesin algılayışı farklı. Çünkü her şeyi anlayış düzeyi katmanlı. Yani o ilhamla ne anlayabildiysen, o.. Ve rehberinden sana yayılan cesarete tutunmanla oluyor pek çok şey..

Rehber gördüğün kişiye duyduğun güven çok önemli.. “Güven”, burda sevgiden öncelikli, kalbin duyduğu güven..

Yani işin özü, rehberden aldığın ilham, onun ötesi sana kalmış.. Akıl ve kalp sende var çünkü, bunu kendi değerlendirme sisteminle değerlendirip, içselleştirmelisin, ‘kendin’ haline getirmelisin ve bu hayatta yapacağın her şeyi, kendinleşmiş ve özgün yapmalısın. İşte o zaman sahici olursun, ne rehberinin ne de başka örnek aldığın insanların kopyası olmazsın.. Orjinal olursun.. Ve yaratıcı sistemin, bizlerden istediği tek şey, ‘kendimiz’ olmamız. Aslı’mız varken, neden kopya olalım, bu doğru değil. Sadece “kendimiz” olalım.. Bu hayatta varlığımızın aslı “özgün” olmamızla ilgili..

Yani Rehber her daim danışacağın kişi değil, önce iç rehberliğine danış ve o’nu hissetmeye çalış, bu kesin.. Dışsal güven duyduğun Rehber, en çok daraldığında veya daralmasan da bazen bir konuda danışacağın kişi.. En önemlisi o’ndan aldığın ilham ve cesaret ve bunu içselleştirip, yönlendirme becerisi..

En azından benim şu an ki rehberlikten anladığım bu.. Rehberlik sistemleriniz Sevgi ve Güven’le daim ola..

papatya-görmek

rehber..

Bundan 6-7 yıl önce Osho okuduğum dönemlerde “Önce kendini sev, diğer her şey kendiliğinden olacaktır, temeli budur” sözü, onun o kadar kitabı ve sözü arasında en ilgimi çekeniydi. Kendini sevmek ne ola ki.. Bu alttaki resim ve yazı artık Osho okumasam da, ona olan sevgimle beraber, yıllardır iş bilgisayarımın arka ekranından geçen resimler arasındadır. Bu ne demek o zaman anlamasam da içime hoş gelmiştir hep.. Osho’dan tek aklımda kalan söz demeyeceğim çünkü, onun her yazı ve sözünü neredeyse ezbere bilirdim, şimdi söyledikleri bendeki Osho haline geldiği için, kendi cümlelerimle bilirim, ezbere değil yanii..

Ve evet, işte hep soruyorsunuz ya ‘sana ne oldu’ bana bu 6 ay içinde özellikle son 3 ayda olan bu, “ben kendimi sevmenin ne demek olduğunu kenarından da olsa anlamaya başladım”. Kıyamıyorum kendime, iyi olmasını istiyorum her daim ve ben iyi olunca benden akanda iyi oluyor dünyaya. Bu iyilik sadece zihnen değil bende, zihnen olduğum kadar bedenen de iyiyim bu sene. Ona sevgiyle özeniyorum, cinsiyetinin farkında olsun ve ona göre davransın istiyorum, oda buna cevap veriyor. Beden şekle sevilince giriyormuş, kilolar ataletten kurtulup, keyif halinde olunca kendiliğinden gidiyormuş, bunlar hep kişisel tecrübe.. Ve bu fiziki değişiklikler (detay vermeyeyim artık, kısaca kilo ve giyim diyeyim) dış dünyanın ilk ilgisini çeken değişiklikler. Oysa buna geliş önce zihnen oldu bende, fark etmek kendini, önce düşüncede ve bunun yansıması bedende oldu, tecrübeyle biliyorum. Sadece tek başına bedenle ilgilenmek bir yere kadar, ikisi bir arada olunca güzelmiş her şey.

Netice beden zihin iyi olunca ruh daha neşeli ve şefkatli oluyormuş, yani üçü birlikte “iyilik” halinde, bunlarda kişisel tecrübe..

Vee merak edilen son kısım, Osho okurken, insanın bir rehberinin olması ne demek merak etmiştim ben ve ne mutlu bana ki böyle birini tanıdım. Bunu canı gönülden istemişim demek ki. Bu yüzden ona sevgim saygım sonsuz benim. Katıldığım dersleri, okuduğum kitapları ve kişisel sorularıma cevapları ile, bana ışık olan, rehber gördüğüm insan, Mustafa Karnas’a  sonsuz sevgilerimle. O bunu bilmiyordur muhtemelen, onu rehber kabul eden benim bu arada. Hep diyorum ya ona ‘ben iyi biriydim zaten kabul ve o bu “iyi”liğimi arttırmama vesile olan insan’. Onun paylaşımları bana başta kendim olmak üzere, bir çok şeyi fark ettirdi ve tabi ki kabul ben buna hazır olduğum için sevgiyle aldım hepsini.

Olanın kısası böyle, uzunu başka ortamlara, hayat bu belli mi olur, insanı ne güzel sürprizlerin beklediği ..

1541520656_n