Sevgili Ankara; sürekli bomba ihbarlı mesajlar telefonlarımıza geliyor, biliyorum hava çok gergin, biliyorum insanlar çok tedirgin ve haklı..
Bununla birlikte tüm bunların amacı korku ve acı duygusunu sürekli artırmak, bu belli.. Bu dünyanın bir kısmı sadece ‘korku ve acı’ enerjisinden besleniyor.
Aptal olmayalım kabul, akıllı olalım, havayı ve durumu hissedelim.
Bilinçli davranalım ve ‘korku ve acıya’ teslim olmayalım. İstedikleri bu ve bunu vermeyelim.
Daraltmalarına boyun eğmeyelim, birbirimizi akıl ve kalple destekleyelim ve genişleyelim..lütfen..
yeni
Yeni enerjide öyle dirayetsizlik yok, şüpheler yok..
Ve bu ikisinin sende olduğu anlarda, yenide değilsin unutma..
sevgi
Sevilen kişi sadece bir aracı,
O’nu hissetmek için..
Ne sahiplen ne diren,
Sadece o enerjiyi hisset..
Gelen ve giden,
Ve iki ucu bağlıyor gibi görünen..
Ve aslında tek olan..
Seven ve sevilenin değil,
Sadece sevginin olduğu,
O ortak alan..
yeni enerji
Yeni enerjinin içinde kırgınlık ve küskünlük yok.
Sadece olanı görüp, kabul etmek var.
Ve burası önemli, işte o kabulden sonra;
Olduğunu sandığını, olmasını istediğini düşündüğüne, dönüştürmek var.
bilgi
Bilgi evrende alabilene açık, kullanabilene şifadır.
Bu bilgiyi almak ve kullanmak da gönül temizliği ile olur ve gönülleri bilen O’dur.
dişi enerji
Kadın olmak dişi enerji demek ve bu dünyadaki her şeyin yarısı dişi enerjiden oluşur. Her insanın yarısı dişil yarısı eril enerjidir. Bütünü oluşturan her şey hem dişi hem erildir. Bu iki enerji bütünü oluşturur.
Dişi enerji, sakin sessiz derin bir güçtür. Kayaları kum yapan su gibidir, gerekirse her şeyi yıkan sel gibidir. Su dişi enerjinin sembolüdür. Her şeyin şeklini alır uyumludur ve gerekirse sel olur yıkar bitirir her şeyi.
Şimdi gelelim her şeyin yarısını oluşturan bu enerji yok sayılabilir mi? Bu imkansız, bu yarı yok olursa dünya yaşamı olmaz. Gündüz eril enerjidir, gece dişi enerjidir ve ikisi birlikte bir gündür. Yani neymiş bütünün yarısı olan dünyanın gerçeğidir. Ve gerçek olan, her daim var olandır.
Sevgili hemcinslerim bu günümüz, şehirli köylü fark etmez huyumuz suyumuz fark etmez ne olursak olalım başta dişi bedende olan tüm kadınlar için kutlu mutlu olsun. Bu arada her şeyin içindeki dişi enerjide kutlu olsun..
Bu gün her türlü salla saçmalığı ve her türlü dişi enerjinin gücünü etrafımıza yansıttığımız bir gün olsun..
Ben başladım bile..
Güller benden yin enerjiyi hisseden herkese sevgiyle gelsin..
hocam..6
Çok sevgili hocamdan bir paylaşım gelsin istedim. Dilerim hepimiz kendimizde ve dünyada hep iyi olana odağımızı çevirelim..
“SEN KENDİNDE NEREYE BAKIYORSAN, HERKES SENDE Kİ ORAYA BAKAR..
MESELA ACELEYLE AYAĞINA İKİ DEĞİŞİK ÇORAP GEÇİRDİN, BİRİ SİYAH BİRİ BEYAZ, SONRADAN FARK ETTİN. BÜTÜN GÜN BUNUN ENDİŞESİNİ YAŞADIN.
SEN GÖRDÜĞÜN İÇİN, SANA BAKAN HERKES BUNU GÖRDÜ. İŞTE BİR ÇERÇEVELEME DE BUDUR. NEYİN GÖRÜNÜR OLMASINI İSTİYORSAN SADECE ONA ODAKLAN, TERSİ DE GEÇERLİDİR.”
Mustafa Karnas
Ben ve O..18
Ben: Ben buna layık mıyım, bu sevgiye, duygu doluyum, şükran doluyum olan her şeye..
O: Sen sevgiye layıksın ve tabii herkes de..
Ben: Hep öyle söylenir, bu gerçek mi?
O: Öyle, her anınızda sevgiyle sarılısınız zaten. Yalnız şu var ki, bunu anlayanınız çok az, sorunda burada..
O sevgi dediğiniz, aldığınız havada, bedeninizde dolaşan nefeste, kanınızda canınızda.. her biriminizde ki dolgu maddesinde..
Bu ne demek anladın mı? O sevgi denen enerji, sizden bir an bile çekilse, burada ne işiniz var.. O enerji, sizi bir arada tutan bağlayıcı malzeme, hem kişisel olarak bedenlerinizi, hem tüm dünya varoluşunuzu bir arada tutan, o enerji..
Bu, bu kadar net.. Anlayan anlar ve onu alır. Anlamayan ise debelenir..
Ben: Vay alemsin bugün ve çok netsin..
O: Ben her zaman netim. Eskiden net olmayan sendin.
Ben: Sağol, şimdi net olmadığım anlar, henüz ne hissettiğimi anlamadığım anlar. Ve ne olduğu da, andan ana değişiyor ya, ben o değişene göre kalbimi tekrar yokluyorum.. Bu bekleme olarak yansıyor.
O: Bu güzel..
Ben: Bence de güzel, öğreniyorum işte 🙂 güzel olan her şeyi 🙂

hocam..5
Evvel zaman içinde bir gün, birilerine, dert gördüğüm bir konuyu anlatıp, sonrasında büyük pişmanlıklar duyduğum bir zamanda, üzüntümü hocamla paylaştım. Ona dedim ki, artık anladım edasıyla ‘artık kimseye dert anlatmak ve dert yok’..
Çok sevgili hocam Mustafa Karnas beni dinledi dinledi ve sakince dedi ki;
“DERTLER DERTTAŞLARA ANLATILIR
DERTTAŞ OLMAYANLARA ANLATILMAZ.”
Bu benim için çok anlamlıydı ve dersimi aldım o gün.. Yani derdim yok demek yalan olur. Bazen dertlerimiz olabilir, insanız ve bu dünyadayız. Kaçarı yok, zihinlerimiz, algılarımız mutlaka bir şeyleri dert görür. Tabi hangisi gerçek derttir bunlar tartışılır. Kesin olan tek şey, herkes DERTTAŞ olamaz. Bu vasfı vereceğimiz insanlara dikkat edelim ve gerçek DERTTAŞlarımıza özen gösterelim..