çorbanın tuzu..mesleğim

Geçenlerde bir toplantıda yanına tesadüfen oturduğum biri, birkaç dakika sonra bana dönüp ‘enerjiniz ne iyi geldi bana ohh’ dedi. Sağolsun incelik gösterdi.

Biraz sonra tekrar döndü ‘ayy çok iyi hissettim iyi geldiniz bana’ dedi. Ben teşekkür ettim yine. Sağolsun incelik gösterdi.

Sonra tekrar döndü ve ‘şifacılık var mı sizde’ dedi. Sağolsun yine incelik gösterdi.

O anda benim zihnimde olansa şöyle (saf bir merakla, doğru bir cevap arıyorum ya) düşündüm gerçekten ne olabilir diye, ‘yok şifacı değilim, yalnız 15 yıl once reiki almışlığım var’ bunu desem saçma olur, çünkü kullanmıyorum bile. Derken aklıma babaannemin bir ‘ocak’ olduğu geldi ve ‘benim ikinci ismim onun adıdır’ dedim. Yanımdaki de ‘var kesin bir şey’ dedi, teşekkür ettim. O gün facede birbirimizi ekledik ve eve döndüm. Akşam bunu evde söyleyince biri bana ‘onca yıl tıp eğitimi aldın, doktorum demedin mi?’ dedi. Ben şaşkın, hiç öyle bir şey aklıma gelmedi. Şaka bir yana, şifacılıkla tıbbın ilgisi, indirek tabiki de..

Şifacılık ayrı bir meziyet kabul, bununla birlikte, benim mesleğimle bağım, çorbamdaki tuz gibi, varlığını hisseder ve bilirim ve ben sırf bu değilim. Yine de dedimki kendime, bilimsellikten uzak kaldın demek bu ara, meslek olarak yaptığım şey (her şey aklımdan geçtiği halde) aklıma gelmediyse, çorbanın tuzu azaldı ve arttırmam gerekir demek ki..

Ve evett tuzu artırma haftası bu hafta, yarın kongre için yolculuk başlıyor. bir hafta da olsa sırf bilimsel takılacağım haberiniz ola..  Sadece bilim ve ben.. Tabii zihnimin bilimi nerelere bağlayacağının garantisi yok bende.. Yaşayıp göreceğiz artık.. daha doğrusu ben yaşayacağım, siz göreceksiniz..

rbc-eritrosit

 

 

 

Allah’a havale etmek, ne demek..

Hani bir şeyleri çözemeyince ‘Allaha bıraktım, havale ettim’ deriz ya, bu yanlış. Bu hafta rüyalarımdan sonra öğrendiğim derslerden biri de buydu aslında. Allah’a neyi havale edeceksin (karma kader kısmı hariç işin) bu dünyada sen O’nun eli kolu, O’nun aracılığıyla iş yapan değil misin? Yani bu havale ettiğimiz işin, en azından bu dünyada yapıcısı biziz. Bir şey gelip havadan, bizim yapacaklarımızı yerimize yapmayacak yani.. O yüzden akıllı olalım, olduğu kadar, kalp ve akıl dengesinde yapabileceklerimizi yapalım yani. Görev bizde bu alemde unutmayalım..

images (1)

rehber..

Bundan 6-7 yıl önce Osho okuduğum dönemlerde “Önce kendini sev, diğer her şey kendiliğinden olacaktır, temeli budur” sözü, onun o kadar kitabı ve sözü arasında en ilgimi çekeniydi. Kendini sevmek ne ola ki.. Bu alttaki resim ve yazı artık Osho okumasam da, ona olan sevgimle beraber, yıllardır iş bilgisayarımın arka ekranından geçen resimler arasındadır. Bu ne demek o zaman anlamasam da içime hoş gelmiştir hep.. Osho’dan tek aklımda kalan söz demeyeceğim çünkü, onun her yazı ve sözünü neredeyse ezbere bilirdim, şimdi söyledikleri bendeki Osho haline geldiği için, kendi cümlelerimle bilirim, ezbere değil yanii..

Ve evet, işte hep soruyorsunuz ya ‘sana ne oldu’ bana bu 6 ay içinde özellikle son 3 ayda olan bu, “ben kendimi sevmenin ne demek olduğunu kenarından da olsa anlamaya başladım”. Kıyamıyorum kendime, iyi olmasını istiyorum her daim ve ben iyi olunca benden akanda iyi oluyor dünyaya. Bu iyilik sadece zihnen değil bende, zihnen olduğum kadar bedenen de iyiyim bu sene. Ona sevgiyle özeniyorum, cinsiyetinin farkında olsun ve ona göre davransın istiyorum, oda buna cevap veriyor. Beden şekle sevilince giriyormuş, kilolar ataletten kurtulup, keyif halinde olunca kendiliğinden gidiyormuş, bunlar hep kişisel tecrübe.. Ve bu fiziki değişiklikler (detay vermeyeyim artık, kısaca kilo ve giyim diyeyim) dış dünyanın ilk ilgisini çeken değişiklikler. Oysa buna geliş önce zihnen oldu bende, fark etmek kendini, önce düşüncede ve bunun yansıması bedende oldu, tecrübeyle biliyorum. Sadece tek başına bedenle ilgilenmek bir yere kadar, ikisi bir arada olunca güzelmiş her şey.

Netice beden zihin iyi olunca ruh daha neşeli ve şefkatli oluyormuş, yani üçü birlikte “iyilik” halinde, bunlarda kişisel tecrübe..

Vee merak edilen son kısım, Osho okurken, insanın bir rehberinin olması ne demek merak etmiştim ben ve ne mutlu bana ki böyle birini tanıdım. Bunu canı gönülden istemişim demek ki. Bu yüzden ona sevgim saygım sonsuz benim. Katıldığım dersleri, okuduğum kitapları ve kişisel sorularıma cevapları ile, bana ışık olan, rehber gördüğüm insan, Mustafa Karnas’a  sonsuz sevgilerimle. O bunu bilmiyordur muhtemelen, onu rehber kabul eden benim bu arada. Hep diyorum ya ona ‘ben iyi biriydim zaten kabul ve o bu “iyi”liğimi arttırmama vesile olan insan’. Onun paylaşımları bana başta kendim olmak üzere, bir çok şeyi fark ettirdi ve tabi ki kabul ben buna hazır olduğum için sevgiyle aldım hepsini.

Olanın kısası böyle, uzunu başka ortamlara, hayat bu belli mi olur, insanı ne güzel sürprizlerin beklediği ..

1541520656_n

O ve ben..2

O: Bu dünyada fesat diye bir şey var, kıskançlık diye bir şey var, kötülük var. Şimdiye kadar kendinde ve dışarda yok saydığın bu duygular var. Bunlar enerjiler aklında olsun diyorum bu ara,  çünkü artık akıllı ol.
Ben: Tamam o zaman..
O: Akıllı ol, sadece kalp yetmez akıl lazım her kula, bu hayatta.
Ben: Tamam o zaman..
O: Kabulün iyide, unutma, uygulama sınamasındasın bu ara, bildiklerini düzgün uygula.
Ben: Tamam, birden heyecanlandım sanki..
O: Gülüyorum sana, rahat ol yahuu destekleniyorsun herkes gibi her an, sadece uyanık ve farkında ol hayatta, gözü kapalı değil. Gönlü ve gözü açık insan ol.
Ben: Tamam deneyeceğim..
O: Deneme Ol.
Ben: Tamam..

1496666_10151904689728520_115587396_n

O ve ben..1

Ben: Varlığıyla sadece kendini değil başkalarını da mutlu etmek ne muhteşem, böyle olalım yahu..
O: Böyle olduğununun bilgisi ve mutluluğuyla bunu diyorsun şu an.
Ben: Şımarmayayım diye..
O: Arada şımarmak iyidir, bu dünyanın gereği, rahat ol.
Ben: Ne muhteşem bir his bu yahuu..
O: Şımar kabul ve “O’nun eli olduğunun bilgisini de her daim kalbinde tut”.
Ben: Tamamm..

1496666_10151904689728520_115587396_n

soruya cevap

Ne kadar saf ve masum olursan o kadar aydınlanırsın ve onun ışığıyla yıkanırsın aslında. Ve bu da sadece bilgiyle değil bildiğini uygulamakla oluyor. Zorlansak da  bazen bilgiyi uygulamak lazım. Önce bileceksin, sonra bildiğini uygulayacaksın..
Keyif al mümkün olduğunca hayattan, habire hedef peşinde koşma, O’nun eli olduğun bilgisiyle, O’nun adına yap her şeyi, şimdilik arada beter hissetsen bile,  çoğunluk keyifte ol..

“Aydınlanma Yolu”ndan benim anladığım bu, abartılı anlamlar arama bu hayatta, iyi ve keyifli misin, kalbin aklın birlikte iyilikte mi? Tamamdır o zaman Yol’un kendisisin sen ve Aydınsın zaten yahuu.. Senin deyiminle “Aydınlanma Yolu”ndasın o zaman, bu kadar işte..

Tüm dünyanın bir parçasısın, her şeyle temas halindesin, O’nun aracılığıyla, dünyada yaratabilecek olansın.. Hem çok önemlisin hem sıradanın parçasısın.. Ol’an bu işte..

11067487_661206557339215_7974283672712803234_n

O’nunla konuşma ve benim hata dediğim durumdan öğrendiklerim..

Bilgi 1- Herkesle her şey konuşulmaz,

Bilgi 2- Herkesi kendin gibi bilmek olmaz, (dışarıdan sana benziyor gibi görünse de tatlım, herkes kendi gibidir sadece, sende dahil buna)

Bilgi 3- Şu dünyada herkes kendi derdinde, o yüzden ya kimseye dert anlatma ya da gerçekten dertsiz huzurda insan ol.  Ben: Bu ikinci kısmı seçeyim ben, bu iyiymiş

Bilgi 4-Her insanın yaradılışı farklıdır, sen dahil.. Bazen sen iyi diye yaparsın bir şeyi, karşıdakine iyi gelmez bu durum. Bu nedenle önce karşındaki insanın yapısını anla, bu konuda akıllı ol ve ona göre davran insanlara. Bu iyi olan, böylece onlarda mutlu olur, seninde kafan rahat eder.. Tamam mı tatlım?  Ben: Tamammmmm

Bilgi 5-Her yol O’ndan çıkar ve sen istersen her yol O’na çıkar.

Bilgi 6-Sen O’nun eli kolusun bu dünyada.. Bir düşün ne mutluluk bu, O’nun eli olduğunun bilgisiyle yaşaa..  Ben: Ay bu ne güzel bilgi yahuu

Bilgi 7- Hem vicdanlı, hem akıllı ol bu hayatta, ikisi bir arada yani, o zaman tam olursun sen

Bilgi 8-Bu dünyada yaşarken hem beden hem ruh ol, ikisini de fark et ve gözet…

O: Vee….

Ben: Şimdilik bu kadar yeter bana, fazla bile sanki…

O: Unuttun mu hiç bir şeyin fazlası olmaz insana, tam ihtiyacın olduğu kadarı bu, merak etme

Ben: Tamam anladım bunlar bilgi, şimdi zaman lazım bana, öğrendiklerimi layıkıyla uygulayayım o zaman..

O: Hah şöyle, yola gel artık tatlım,

Ben: Çok derin bir gülümsemee..

751038286_n

 

hata değil öğrenme

Ben ne büyük hata yaptım, tamam hata yapılır da, ben  yıllarca yapmışım, dile kolay 15 yıl.. ne şapşalmışım..

Bu tecrübenin bana öğreteceklerini anlamalıyım, öğrenmeliyim ve gerçekten öğrendiysem uygulamalıyım bunları..

Hayat öğretiyor bir şekilde, bazen kolay yerden, bazen de zor yerden ve öğrenene kadar şiddeti değişerek öğretiyor hepimize.

İşte bu yüzden, hata dedim de bu doğru değil, insan her zaman yaptığının en doğrusunu yapar, bu kesin. O zaman bu kadar biliyormuşum ve doğrum buymuş demek ki.. Ve her koşulda küçük uyaranlarda anlamayınca bir şeyleri, şiddeti artınca sızlanmanın gereği yok kabul, madem öyle, ben de öncesindeki uyaranlarda öğrenseydim bazı şeyleri..

Vee bu yüzden bu bir şans bana, belki biraz en zorundan gibi geliyor olsa da, yinede anlamalıyım ve bu konuda anladığımı uygulamalıyım. İkisi bir arada olunca öğreniyor insan.

Bildiğimi iddia ediyorsam bir konuda, onu uygulamada da göstermeliyim.. Kuru kuru bilgiyi bilmek yetmez yani, diğer aşamaya geçmeyince, o ders öğrenilmiş olmaz..

Tıpkı bir öğrenci gibi, öğrendi matematik formüllerini güzel ve girdi matematik sınavına, o sınavda o formülleri layıkıyla kullanmalı ve uygun cevabı vermeli..

Ve evet yıllardır bildiğimi zannettiklerimi uygulama zamanındayım. Hep diyorum ya zorlanıyorum bazen, yinede biliyorum ki, bu bir fırsat bana, güçlenerek çıkacağım bundan..

Bunu neden anlatıyorum, sadece şundan, hem ben yazarken rahatlıyorum kabul zaten..

Birde şu var ki, konuları ve konuların şiddeti değişik olsa da hepimiz geçiyoruz bu tür sınavlardan. Bu tür dönemlerde, insanız ya önce biraz ağlayıp sızlanıyoruz Yaradana, ben yaptım bunu, biliyorum o yüzden.

Ve sonra bunun benim iyiliğim için, arınmam için bir fırsat olduğunu anladım, sizde anlayın, zorlanmalar birer fırsat bize, daha saflaşmamız masumlaşmamız için, böyle bakın olaya ve şunu da unutmayın “Yaradan kimseye taşıyacağından fazla yük vermez” bu evrensel bir yasa…

Demek ki neymiş, yük olarak gördüğüm bu durumu taşıyabilirim ve taşıyabilirsiniz. Uygun zamanı gelmiş ki bu öğrenme dosyası önüme, önünüze açılmış.. Açıldığına göre, Ee hadi öğrenip uygulamaya o zaman.. Her şey hepimize kolaylıkla Ol’a..

751038286_n