Batı tıbbındaki endokrin bezler, Uygur tıbbında çakralar- 2.endokrin bez..

Serinin ilk kısmında 7 çakra değil, 7 endokrin bez demiştik. Bu 7 merkez:

1.Endokrin Bez: (Kök çakra); Böbrek üstü bezleri (Adrenal bez)
2.Endokrin Bez: (Sakral- Yaratıcı çakra); Cinsel salgı bezleri (testis ve yumurtalıklar)
3.Endokrin bez: (Göbek çakrası-Solar plexüs); Pankreas bezi
4.Endokrin bez: (Kalp çakrası); Timüs bezi
5.Endokrin bez: (Boğaz çakrası); Tiroit bezi
6.Endokrin bez: (Alın çakrası); Hipofiz bezi
7.Endokrin bez: (Taç çarka); Epifiz bezi

7 endokrin bez serisinin 2. bölümü ile devam ediyoruz. Bugün konumuz 2.Endokrin bez (Sakral veya yaratıcı çakra denilen kısım) olacak. Bu bölgenin salgı bezleri yumurtalıklar, testis ve prostat bezleridir, burası yaratıcılığın, cinselliğin yeridir.

2.ENDOKRİN BEZ- (Sakral– Yaratıcı çakra); Cinsel salgı bezleri (testis ve yumurtalıklar, prostat)

Renk: Turuncu
Element: SU
Duyu: TAT
Arzu: Saygı ve kabul görme

2.endokrin bez yer olarak göbeğin yaklaşık 10cm kadar altında alt karın bölgesindedir, kök alanımızın hemen üst bölgesidir. Su elementi ile bağlantılıdır, suyun yeridir ve su yaratıcılığı temsil eder, SU varsa yaşam vardır, bir anlamda SU yaratıcı elementtir, canlanmayı sağlar, tıkanıklıkları temizler, aynı zamanda su duygusal dengemizi de temsil eder. Bu bölge cinsel enerji bölgesi olarak geçer ama aslında yaratıcı enerjinin yeridir, bedende sıvı işleriyle ilgilidir.

2.bez uyumluysa beden- zihin- ruh uyumludur, kişi kendini iyi hisseder, baskın duygu neşe, canlılık, yaratıcılıktır.

İlk 3 endokrin bez daha dünyasaldır, arada sapmalar olsa da, genel olarak ilk 3 endokrin bez sağlıklıysa kişiden yansıyan; DENGE- CANLIKLIK- MUTLULUK hissidir. Yani alt 3 bölgeyi kök kısım olarak alırsak, kök sağlıklıysa kişi canlıdır. 🙂 Yaşamanın kıymetini bilen, inanan, güven dolu, dünyayla uyumlu insanlardır. Hem kendilerine hem etrafına canlılık, mutluluk verir, yaşamı severler. Yılgın, depresif, kederli insanlardan canlılıklarıyla fark edilirler.

Ergenlikle canlanan 2.merkezin uygun yönlendirilmesi, yaratıcı cinsel alanın bastırılmaması çok önemlidir. Bu bölgede artan enerjinin kişinin kendini keşfi, meraklı olduğu alanlara yönlenmesi, fiziksel aktivitenin, müziğin, sporun teşvik edilmesi önemlidir.

Yaratıcı alanla ilgili tıkanıklıklar, bastırılmış yaratıcılık; kasvet- keder– mutsuzluğun baskın olduğu yaşamlara neden olur. Kişinin kendine güveni azalmıştır, yaşamı eziyet görür, ilerlemiş durumlarda bastırılmış yaratıcılık intihar eğilimine neden olabilir. Çünkü yaşam yaratımdır, yaratım varsa yaşam vardır.

Sorun olduğunu nasıl anlayacağız? Ne iş yapıyorsanız yapın, yaptığınız işle ilgili üretkenliğiniz azaldıysa, ister mesleğinizle ilgili iş, ister yemek yapmak, örgü örmek, evi toplamak, resim yapmak, yazı yazmak, eser üretmek vs vs gibi şeylerde yaptığınızdan memnun olmuyorsanız, keyif almıyorsanız, elinizin lezzeti kalmadıysa, bıkkınlık varsa, yaptığınız öncelikle sizin içinize sinmiyorsa, sizde heyecan yaratmıyorsa, yaptıklarınızdan keyif almıyorsanız 2.bezde sorun var demektir ve burayı canlandırmak gerekir. Burası yaratıcılığın yeridir, suyun yeridir. İçinize sinerek yaptığınız her şey yaratımdır ve bu bölgeyi canlı tutar, isteyerek yapılmış bir yemek gibi.

Yani cinsel bölge, sadece cinsellik değildir. Doğum da yaratımdır ama üretilen her şey, eser yaratımdır ve iyi üretilmiş bir eser çocuktan daha kalıcıdır 🙂 Toplumlar, kişiler, cinsel alanı bastırırken aslında yaratımı da baskılamış olur ve bu ciddi sıkıntıdır.

Burayla ilgili enerji bastırıldığında cinsellikle ilgili bilinen pek çok sorun yaşandığı gibi (isteksizlik, frijidite, erken boşalma, istese de gebe kalamama vs) ayrıca eklem diz ağrıları, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları, içerleme gibi negatif duygular da ortaya çıkar. Toplumlarda pek çok kadında bastırılmış yaratıcılığın getirdiği başta diz olmak üzere eklem ağrıları çok yaygındır çünkü yaratıma izin verilmemiştir.

Fazla uyarılırsa; kişi yönlendirici ve saldırgan (aktif veya pasif), kendine karşı ise çok fazla toleranslı olur, yaptıkları ürettiklerinde istikrarlı olmaz, cinsel anlamda ise doyumsuz, tatminsiz, hep daha fazla haz peşinde, sınırsız, durmadan eş değiştiren veya bazen cinsel enerjiyi saldırgan anlamda (taciz, tecavüz) kullanan kişilerdir. Ve aslında bu durum, 2.endokrin bezle ilgili toplumlarda yaşanan sorunları gözler önüne getirir.

2.endokrin bez sorunlarında en önemli pasif saldırgan tavır, kişinin kendine karşı saldırgan hareketleridir, dışa vurulamayan içe dönen saldırganlık, ihtihara meyilli kişilik yapısına ve intiharlara neden olabilir. Kendine özgü yaratıcılığı baskılanan kişi hayattan tat alamaz, bu durumu değiştiremeyince yaşamak istemez çünkü bu bölgenin duygusu TAT almaktır.

Yine sorun olduğunda kişide en belirgin ruh hali; keder ve kasvettir. KEDER ve KASVET, önemli sorunlardır, bu iki duygu SU ile ilgilidir, nemli duygulardır. Hani derler ya; Duvarı nem, insanı gam öldürür, işte aynen böyle. Gam, nemdir, insanı içten içe çürütür, kanser vs gibi ağır, çözümü sıkıntılı bedensel hastalıklara zemin hazırlar. Gam, yani keder, yani kasvettir ve su elementinin olumsuz yana kayan duygularıdır.

Netice buranın duygusu TAT almaktır. HAYATTAN TAT ALMAK çok önemlidir, yediğinden, içtiğinden, yaptığından tat almak ve içine sinmesi bu bölgeyle ilgilidir. Keyif aldığınız, iyi hissettiğiniz her şey buranın dengeli uyarıldığını gösterir (şu an bu yazıyı yazarken aldığım keyif gibi, içime sinmesi gibi 🙂 )

Az veya çok, zaman zaman bedenin her yeri gibi burası da sorun yaşayabilir, dengesizleşir. İşte tam da o zamanlar bunu fark etmek ve düzeltmek için çaba göstermek gerekir, üzülerek, kederlenerek, durarak çözüm olmaz.

Bu durumda toparlanmak için aşağıdakilerde biri veya birkaçını düzenli olarak yapmak gerekir. Kısa ve özetle neler yapılabilir?

1-Elementi SU elementidir, yani su bu bölgeyi şifalandırır. Doğayı yaşamak, ay ışığını, kırlardaki berrak suları seyretmek veya dokunmak veya bunları yaptığımızı imgelemek canlandırır.

2-Rengi turuncu, portakal rengi bu renk kıyafet, takı, aksesuar iyi gelir. Bu renk katı duygu kalıplarından kurtulmamızı sağlar, özgüven verir, bedensel hazzı artırır

3-Doğal taşları; ay taşı, akik

4-Turuncu renkli besinler, kök gıdalar iyi gelir.

5-Aromaterapi; ylan ylang bilinen en güçlü afrodizyak, güven hissi vererek kendimizi duyguların akışına bırakmamızı sağlar, sandal ağacı cinsel enerjiyi artırır, ruhsal düzeye çıkarır, hayal gücümüzü arttırır ve safran kokusu iyi gelir. Bunları veya doğal yağlarını burun, kulak kenarlarına ve göbek altı karın bölgesine bir damla sürebilirsiniz.

6-Bu bölgeye iyi gelen müzikler, yani ses terapisi; kaygısız neşe uyandıran akıcı bir müzikler, kuş sesleri, akan su sesi.

7-Hareketler;

a- Dans neşeyi artırır, özellikle oryantal, kalça hareketleri burayı canlandırır, yani göbek dansı yapın 🙂

b- Kollar yanda dik durun, sonra yavaşça kollarınızı aşağı toprağa doğru uzatın, yani öne eğilin, dizler mümkünse düz olsun. Ve bu şekilde biraz kalın, mesela içinizden 10’a veya 21’e sayıncaya kadar biraz durup, sonra doğrulun.

c- Yerde otururken, dizlerinizin müsait olduğu kadar ayakları birbirine değdirip, dizleri yana açın, ayak uçlarını ellerinizle tutup dizlerinizi bir kelebek gibi keyifle çırpın.

d- Yine yerde yapılan yogadaki kuğu pozunu deneyin. Kasık ve alt karın bölgesini sıkıştıran hareketler 2.bezin canlılığına katkı sağlar.

e- Mesela sandalyede otururken veya ayakta, kalçanızı dairesel veya ileri geri hafif hareket ettirin, sanki kalçada, pelvik bölgede SU dolu bir kaseniz var ve onu dökmeden hafif çalkalıyor gibi çevirin. Ve hareketlerin hepsinde nefesinizin tadını da alın.

8-His: 2.bezin negatif hisleri; mutsuzluk belirsizlik yalnızlık, keder, kasvet. Bu durumda bunları tersine çevirin. Kederi kasveti aşmanın en doğru yolu bir şeylerle uğraşmaktır, hoşunuza giden bir şeylerle uğraşın, boş durmayın, bir işle meşgul olun. Duygusal olarak bu bölge iyimserliği, umudu uyarır, tat alma duyumuzla ilgilidir, iyi iletişimi sever. Yaptıklarınızla yaşama sevincinizin arttığını hissedin veya içinizden söyleyin, hayatınızda o anda cinsel paylaşım olsun veya olmasın, kendi cinsel kimliğinizi kabul edin, utanmayın, insanlarla paylaşımı sevin, bu duyguyu hissedin, kendinizi suçlamayı bırakın, yaptıklarınızın değerini fark edin ki daha iyisini yapabilin, hayatınıza seveceğiniz aktiviteleri ekleyin.

Bu bölgenin arzusu saygı ve kabul görmektir, bu durumda kendinize önce siz saygı duyun, iyi hissedecek şeyler yapın, yaptıklarınızı başkalarıyla ölçüp biçmeyin, kendinizi takdir edin, yaptıklarınızı küçümsemeyin, damlaların günü gelince göl olacağını unutmayın.

Bol su için, yapabildiğiniz kadar yürüyün, imkan varsa sahilde yürüyün. Bu arada ayakta kalçalarınızla belli belirsiz çizeceğiniz sonsuzluk işareti hem bu bölgeyi, hem tüm bedeni ve ruhu iyi hissettirir, huzur verir, bunu mutlaka deneyin. Hiçbir şey yapamıyorsanız, belki gözler hafifçe kapalı salının. Aslında dans ve salınım tüm bedene iyi gelecektir.

Yine hepsinden önemlisi 🙂 yaşam diğer canlıların alanına olumsuz anlamda müdahale etmeden tat ve keyif almak içindir, beden ve 5 duyu sadece yaratıcıdan bize buradaki hayatımızı güzelleştirme için verilmiştir. Kimseye zarar vermeden güzel yaşamak haktır, hakkımızdır. O zaman hakkınızı hakkaniyetle kullanın.

Aydek Sultan Özdemir- 9.10.2020

IMG-20190306-WA0004

Çünkü..

Onu seviyorum çünkü o su gibi ruhu okşayan yumuşak huylu, toprak gibi sert, prensipli biri, o hem ateş gibi iyi şeyleri canlandıran, hava gibi net, güçlendirici, hafifletici biri. Ve onu seviyorum çünkü o bunları her zaman beklentisizce, gereğince yapan kişi, ne fazla ne az, tam ölçüsünde. Ve onu seviyorum çünkü ezelden ebede ruhumun tanıdığı bir dost gibi. Ve onu seviyorum çünkü o yolculuğumdaki her sıkıntımda bedenimin ruhumun dinlendiği liman gibi.

Batı tıbbındaki endokrin bezler, Uygur tıbbında çakralar- Genel giriş ve 1.endokrin bez..

Uygur tıbbında bedende irili ufaklı enerji merkezleri vardır, bunların yedisi en temel olanıdır. Günümüzde batı tıbbında bu enerji merkezlerinin olduğu bölgelerin endokrin bezlere (iç salgı bezi) karşılık geldiği anlaşılmıştır.

Endokrin bezler (iç salgı bezleri); salgı kanalları olmayan, salgılarını direkt kana veya lenf sistemine veren bezlerdir. Yani farkları salgılarını direkt dolaşıma vermeleridir, salgıladıkları hormonlar bedenin genel dengesini düzenleyici hormonlardır.

İnsan bedeninde günümüz tıbbında endokrin bezlere denk gelen bölgeler, Uygur tıbbının enerji merkezleri veya Hint felsefesinin çakralar dediği bölgelerdir. Tekerlek-dönüş anlamına gelen çakra Sankritçe bir kelimedir. 7 endokrin bez, Hint felsefesinde 7 çakra olarak adlandırılmıştır. 7 çakra veya 7 ana enerji merkezi veya günümüz tıbbında 7 ana endokrin bez aynı şeyi temsil eder.

Beş bin yıllık Uygur tıbbında bedenin sağlıklı çalışması için bu ana endokrin bezlerin düzgün çalışmasının önemi bilinmekteydi. Bedenin bir bölgesinde sorun olduğu zaman bunun zaman içinde tüm bedeni etkilediğini, hiçbir bölgenin diğerlerinden bağımsız olmadığını biliyorlardı. Yani düşünün o dönemlerde bugün bildiğimizden muhtemelen daha mükemmel bir bilgi sistemi vardı.

Uygur tıbbında hastalık değil, bedende düzensizlikler vardır ve bu düzensizliğe bir şeylerin artması veya azalması neden olur. Tedavi ise fazla olanı azaltma, azı çoğaltma şeklindedir. Netice hastalık yoktur, düzensizlik vardır ve düzensizlik bir şekilde düzenlenebilir. Bunun içinde bu ana 7 merkezin dengelenmesi tedavinin içindedir.

Endokrin bezler ve salgıları artık bilimsel olarak bilinen, kanıtlanmış bilgilerdir. Yani 7 çakra değil, doğrusu 7 endokrin bezdir. Bu 7 merkez:

1.Endokrin Bez: (Kök çakra); Böbrek üstü bezleri (Adrenal bez)
2.Endokrin Bez: (Sakral- Yaratıcı çakra); Cinsel salgı bezleri (testis ve yumurtalıklar)
3.Endokrin bez: (Göbek çakrası-Solar plexüs); Pankreas bezi
4.Endokrin bez: (Kalp çakrası); Timüs bezi
5.Endokrin bez: (Boğaz çakrası); Tiroit bezi
6.Endokrin bez: (Alın çakrası); Hipofiz bezi
7.Endokrin bez: (Taç çarka); Epifiz bezi

Bu merkezlerin hiçbiri birbirinden daha önemli veya önemsiz değildir, hepsinin beden içinde işlevi farklıdır, tek tek ve beraber dengeli uyumlu olmaları bedenin genel sağlığı için gereklidir.

Alt 3 merkez ve üst 3 merkezin titreşim aralıkları farklıdır. Alt merkezler daha dünyasal merkezlerdir, dünyayla bağlantımızı sağlar, üst 3 merkez yaradılışla bağlantı alanımız, bağımızdır. Altta daha hafif titreşen endokrin bezler, yukarı çıktıkça naifleşir ama özü aynıdır, yani bir anlamda “aşağıda ne varsa yukarıda o vardır”. Ve alt 3 ile üst 3 arasında olan 4. enerji merkezi KALP, yani timüs bezinin olduğu alan vardır, alt 3 ve üst 3’ü birbirine bağlar, dengeler, kavuşum yeridir.

Bu genel girişten sonra, bugün BÖBREK ÜSTÜ BEZİ (kök çakra) konusundan başlayalım:

1.ENDOKRİN BEZ- Adrenal (böbrek üstü bezi)- ( Kök çakra)
Renk: Kırmızı
Element: Toprak
Duyu: Koku
Arzu: Fiziksel Temas
Anahtar Sözcük: Fiziksel

Yoga ya da çakra konusunda eğitim almış kişilerin söyleyeceği daha fazla teknik bilgi olabilir ama ben bu seride Uygur tıbbı ve batı tıbbını birleştirerek önemli bulduğum, pratik konulara değineceğim.

1.Endokrin bezin olduğu bölge, yani adrenal bezler, her iki böreğin üst kısmında olmak üzere iki tanedir. Burası bedenin alt- arka kısmıdır, bir ağacın kökü gibi temel ve destek alanıdır. Kök sağlam olursa ağaç sağlıklı olur, aynısı bedenlerimiz için de geçerlidir. Uygur (Çin tıbbı) tıbbında bu bölge hayatta kalmamızla, direkt yaşamla ilgilidir, tehlike anında savaş- kaç tepkisinin kaynağıdır, sağlamlık, dayanıklılıkla ilgilidir ve bedenin en sağlam doku sistemiyle bağlantılıdır, yani kemikler. Böbrek ve mesane (idrar torbası) direkt bu bölgedeki organlardır. Bu bölge tuzlu tatları sever.

İnsan fiziksel ve ruhsal bir sistemdir, sağlıklı yaşamak için manevi bağlarımızı yok sayamazsak, dünyasal yanımızı da yok sayamayız, dengeli bağlantı önemlidir. Adrenal bezler, kök çakra iyi çalışırsa hayat dolu, enerjik, cesaretli, dayanıklı oluruz, hayatta kalma arzumuz güçlenir.

Bu bölge sorunluysa, bedenin bu bölgesiyle ilgili hastalık varsa veya yaşamla bağımız zayıfsa, sürekli kurban gibi hissediyorsak, sinirli, güvensiz, cinsel isteksizlik, yetersizlik, kaybetme korkusu, kendini değersiz ve iyi şeylere layık hissetmeme, yaşamın ağır bir yük haline gelmesi, korkular varsa bu bölgenin enerjisi olması gerektiğinden düşüktür, zayıflamıştır veya aşırılaşmışsa kaybedecek bir şeyi olmadığını düşündüğü için gaddar, acımasız, bencil, maddi şeylere aşırı düşkün, bağımlılıkları fazla, şiddet düşkünlüğü, cinselliğe aşırı düşkünlük vardır. Aslında bunlardan bazılarını dönem dönem yaşayabiliriz ama bunlar aşırılaşır, sürekli hal alır, hayatı yaşanmaz hale getirirse bu bölgenin ilgiye ihtiyacı var demektir. Eksiklik gibi aşırılıkta beden enerjisi için sorundur, destek ister.

Sağlıklı çalıştığında yaşam keyifli, güvenli, kişi mutlu, canlıdır çünkü bu bölge yaşam gücünün yeridir, sağlam bir adrenal bölge dünyayla dengeli bir bağ kurmamızı sağlar. Bu bölge için koku duygusu önemlidir, cinsellik koku duyusu, toprak elementi, olanı olduğu gibi kabul etme duygusu bu bölgeyi sağlıklı tutar. Dengeliyse; kişinin duruşu dik, varlığını belli eden, dinç, sağlıklı, yapıcı sakin yaklaşımlı, kendini olduğu gibi kabul edebilen yapısı vardır.

Her zaman bedensel olarak bir bölgedeki organlarla ilgili gelişmiş bir hastalık varsa ilk önce tıbbı tedaviyi almak gerekir. Ve sonrasında yapılacak davranış ve yaşam değişiklikleri gözden geçirilmelidir.

Bu durumda kendinizde korku, yaşamdan zevk almama, kurban hissi, uzamış depresif hal, hayatın güzelliklerini yaşama hakkını hissetmeme veya yukarıda saydığım aşırılıklar varsa kısa ve özetle:

1- Bu bölgenin elementi toprak, yani toprak burayı güçlendirir, dengeler, huzur verir. Bu durumda topraklanmak, çayırda çimende, toprakta yürümek, doğada vakit geçirmek, yapabiliyorsak düzenli bir görev gibi gün batımı veya doğumunu seyretmek (bu değerlilik hissini arttırır) bu bölgenin enerjisine iyi gelir.

2- Burası kırmızıdan güç alır, bu rengin olduğu kıyafetler, eşyalar, yiyecekler iyi gelir. Parlak, berrak, canlı bir kırmızıyla harekete geçer, canlılık verir, bu bölge kırmızıyı sever.

3- Kırmızı renkli doğal taşlar, takı veya diğer şekillerde kullanılabilir, akik, hematit, kırmızı mercan, yakut iyi gelir.

4- Kırmızı renkli ve kök besinler bu bölgeyi iyi hissettirir.

5- Aroma terapide ise bu bölgeyi düzenlemek için; sedir ağacı yağı (güven duygusunu tetikler), karanfil yağı kullanılır. Bu yağlar kulak arkası burun kenarı, bilekler sırt ve kasık bölgesine sürülebilir.

6- Bu bölgeye iyi gelen müzikler ise ritimli davul sesleri, vurgulu, monoton, ilkel kabile ritimleridir.

7- Hareket olarak;

a- Ayaklarınızı omuz hizasında açıp, kollarınız yanda, güçlü dururken ayak parmaklarınızın ucunda doğrulup, sonra topukları tekrar yere indirin ve bunu her gün belli bir sayıda yapın, 10- 21 gibi.

b- Ayaklar omuz hizasında açık, hafif ayak parmakları yana dönükken, eller yanda güçlü, her iki ayağınızla toprağı iki yana ayırıyor gibi itin, o arada diz hafif bükük, sonra diz düzleşirken bedeni toparlayın. O arada toprağın enerjisinin bedeninize dolduğunu hissedin.

c- Bir ağaç gibi dik durun, belki gözler hafif kapalı, toprağa doğru köklendiğinizi düşünün, gerçek bir ağaç gibi toprağa salının gitsin.

d- Ayakta durup tepeden beyaz bir ışığın tüm bedeni dolaşıp yıkadığını ve toprağa aktığını hayal edin, keyif aldığınız sürece bu hisle ve harekette kalın.

e- Bu hareketlerin hepsinde nefesinizi de hissedin, nefesten keyif alın, hareketlerle korele nefes alın verin. Hiçbir şey yapamazsanız, dik durun köklendiğinizi düşünün, güzel derin sakin neşeli nefesler alın verin.

8- His olarak; dünyada ve yaşıyor olduğunuzu fark edin, bedeninizi gün içinde farklı anlarda hissedin, bedenin size ait olmasından mutlu olun, yaşamdan zevk almanın, yaşamayı tatmanın, dünyayı sevmenin, bedenini sevip saygı duymanın, onun ihtiyaçlarını karşılamanın nasıl bir his olduğunu düşünün, fark edin ve bunlardan zevk alın. Dünyanın ve toprağın enerjisinin bizi beslemesine, şifa vermesine izin verin. Hayata yaradana güven duyun, kendinize bakabileceğinize, hayatta kalabilmek için gerekenlere sahip olduğunuza, desteklendiğinize, yaşamaya hakkınız olduğuna inanın ve bu düşüncelerinizi güçlendirin, şüphe etmeyin.

Netice hangisinden başlarsanız başlayın veya sadece birini veya hepsini yapın, bu size kalmış ama kendinizde sorun gördüğünüz konuları düzeltmeye bir yerden başlayın. Unutmayın emeksiz yemek yok, çaba gösterin, toparlanmak isteyin. Hiçbir şey yapamıyorsanız sert adımlarla, toprağa- yere vura vura, kolları sallayarak ışıklı güneşli havada etrafı seyrederek yürüyün, varlığınızı dünyaya belli edin 🙂

Kökünüz sağlam olmazsa hayat dayanılmaz ve zor olur. Bu bölgenin cesaret güven duygusunu canlandırın. Cesaret ve güvenin gölge duygusu açık veya gizli öfke, kızgınlık vsdir ve bu sadece hissedene zarar verir unutmayın.

Hepsinden önemlisi doğduğunuza göre yaşamaya hakkınız olduğunu iyice anlayın, tefekkür edin, yaşam hakkınızı bilmek için onay aramayın. Zaten yaşıyorsunuz, o zaman güzel yaşayın gitsin. 🙂

IMG-20190306-WA0004