Gereksiz şeyler..

Şehirler arası yolculuklarda bazen diğer tarafa giden insanların yattığı yerleri görürüz ve bu hüzün verir çünkü insan ölümlü olduğunu bilir. Görünce yine gidenleri, düşündüm; ne gereksiz telaşlar var hayatlarımızda ve gereksiz mutsuzluklar. Kim bilir o gidenlerde de ne çok yapılacak işler, ne yorgunluklar, ne çok endişe, evhamlar, belki büyük acılar, belki tatlı anılar vardı. Belki uzun bir ömür belki kısaydı, kim bilir ne çok korkuları vardı, ne hasetler ettiler, dedikodular yaptılar.

Belki hep telaşlıydılar, belki hep huzursuz. Ve şimdi huzuru buldular. Yaşarken huzurda olsalar ne iyi olurdu. Oysa şimdi o hikayeler yaşandı ve bitti, hesap dürüldü, hepsi bu kadar.

Netice; gerekli gereksiz her şeyden korkma, ufacık şeylerden endişe etme, cesur ol, sevebildiğin kadar sev, iyi gelen şeyleri yap, iyi hissettiğin yerde ol. Hayat bu işte, sadece bu kadar; ne kadar tat alabiliyorsan bedenli sana ve ruhuna bu kar.

Eğer..

Eğer sizi anlamıyorlarsa, sıkışmış hissediyorsanız bir kez daha kalpten gelen cümlelerle anlatın. Tabi buna değer insanlara. Diğerleriyle uğraşmanıza gerek yok. Yürüdüğünüz sizin yolunuz, rehberiniz vicdanınız. Değmez kişilere hesap vermeye gerek yok.

Merhamet..

Şu merhamet konusu var ya; kendine merhamet etmeden kimse sahiden merhametli falan değil. O olduğun beden, o olduğun kişi var ya, onu gör onu duy onu hisset, onun da hakları var. Yani merhametli, vicdanlı ol- ben dediğine. Ve zaten bu senden yansır her canlıya ve her şeye. Sadece merhametli ol!

Sonbahar..

Sonbahar veda vakti, baksana ağacın yapraklarına, hepsi renk değiştirmekte, belli ki yakındır düşmeleri.

Sonbahar huzur zamanı, baksana ağaca nasıl sakin, hiç sorun etmiyor gibi düşen yaprakları. Mutlaka bir bildiği vardır ağacın, süsleri giderken huzurda kalabiliyorsa. Ağaç biliyor olmalı, dış süsler dökülürken için süslendiğini. Şimdi sonbahar, belli ki dışa takılmayıp içi düzeltip, süsleme zamanı.

Haydi..

Her ne olduysa oldu, belki sen yaptın belki sana yapıldı ama her neyse olan oldu, o değişmez. İşte o yüzden ah vah etmeyi bırak ve olduğun güne bak, tam olduğun ana. Artık nasıl olmasını istiyorsan tam da o nefesini aldığın anda başla ve düzenle. Geçmişte olanı didikleme, o bitti. Hesabı neyse, alacak veya verecek, o gelecektir sana. O yüzden takılma.

Sadece bu anı tekrar vicdanlı ve güzel yap. Eskiyi dert etme, yarayı sen açtıysan bile. Bu günü güzel yaparsan ama gerçek bir dersle, affın nasıl geleceği bilinmez. Veya af gelmese de bedelini öder ve geçersin. Bedel acı olsa bile.

Orada takılma, yürü, işine gücüne bak ve birileri için bir şeyleri güzelleştir. Sadece kendi derdinle ah vah etme. Bak etrafına ne çok can var, pek çok acıdan geçmiş, bir sürü bedeller ödemiş ama sonra tekrar gülebilmiş.

İşte böyle, sadece kendine mercekle bakıp durma, birinden feyz al ya da birine bir şeylere sen şifa ol, bazen bir sözle, bazen bir gülüşle. Yap işte güzel bir şeyler. Öyle güzel yap ki şifa olsun herkese. Ve beklentide olma ama zaten güzellikler sahibini bulur daima. Sen sadece iyi yap, güzel yaşa.

Screenshot_2020-02-26-20-29-24