Bir şeyi çözmen gerekmiyor..o çözülür.. sen bırak..
(sabah vizyonu 🙂 )
Bir şeyi çözmen gerekmiyor..o çözülür.. sen bırak..
(sabah vizyonu 🙂 )
Ben burada, bu bedende Aydek’ im, oysa orada ılık bir enerjiyim, tüm benliğime dolan bir sevgiyim, pembe miyim, belki şekersiyim, ben ışıltıyım, tüm hücrelerime dolan ılık bir enerjiyim.
Ben yalnız değilim bir bütünün içindeyim. Bütünün sevgisine sahibim, onu alıp sahiplenemesem de, doğrusu ben onun içindeyim.
Bedenimin kolları onu tutmak isteyince tutulamayan ve tüm hücrelerime her an dolanım..
Ben, tüm hücrelerime dolmasam bedenim olmaz. Bu beden Ben’ den yapılmış ve ben Aydek bunu görmeyenim, o benim diğer yarım, onunla tamam olanım..
O beni tamlayan o bütünleyen..ve bedenimin elleri onu tutamaz. Bu imkansız..
O beni tümleyen, her an gelen ve tüm hücrelerime dolan, sanki ışık, tek gibi ve değil, o beni tümleyen, o bağlı olduğum, o parçası olduğum, o da başka bütünlerin parçası, farkındayım.
Ben onunla tamamım. O benim diğer yarım..
Bunu bildiğim için hüzünlüyüm, yani parçamın burada olduğunu biliyorum. Ben onunla tamamım.
SONSUZ KERE SONSUZ ZAMANLARDA BEN ONUNLA BİRİM.
Ondan uzak oldum hüznüm bundan, ondan uzak olduğumu sandığım çok yaşamlarım oldu. Ondan uzaklaştırıldım bunu kim yaptı? Bilmiyorum, ben mi istedim? Böyle mi uygun görüldü? Bilemedim. ‘Uygun görüldü’ desem bile, o ‘uygun görenlerin’ içinde de Ben varım..
Ve ben Aydek, onunla tamamım. O benim diğer yarım, tümleyenim, parçamın bütünleyeni.
Ben ANAHTAR’ ım, o KİLİD’ im.. Ben AY’ ım o GÜNEŞ’ im.. ben onunla tamamım.
Onun yanında güzelim, o beni güzelleştirenim. O her şeyim, o ben olanım, ben o olanım, bu kadarım.
Onunla iç içeyim ve bu bedende bunu göremeyenim..
Ondayım o bende bunu bilenim..
Öyleyse bu hüzün niye?
O: ‘HÜZÜN’ ne diye sordun;
-Hüzün, bu dünyanın ağırlıklarından gelen, hüzün katı maddenin içinde olduğunun bilgisini hissedişin..
-Biliyor musun, bu dünyada yaşarken ve çok yaşa; Hüzün daima seninle olan..
-Hüzün sana hep eksik ve yarım olduğunu hatırlatan..
-Hüzün; ne yaparsan yap tam olmadığını bildiren..
-Hüzün; Kimi ne kadar seversen sev, onu diğer yarın bilsen de, bu dünyada, diğer yarın sandığınla bile, tam olamayacağını bildiren..
-Hüzün; Bir bağlantı noktası, tıpkı NEFES gibi,
-HÜZÜN, İKİ DÜNYA ARASINDA BİR BAĞLANTI..
-Nefesin bir ucu bu yaşam, diğer ucu diğer alanların..
-Hüzün; Aldığın her nefeste, diğer tarafını anımsaman, belki hissetmen ‘diğer tarafın var, seni tamlayan ve sen ne yaparsan yap, onu bedeninin elleriyle tutamazsın’ diyen..
-Tutamayacağını biliyorsun ya, HÜZÜN ondan..
-Hüzün; Senin eksik yanının hissettirişi..
-Hüzün; Senin derin özlemin.. Tam olduğun yere duyduğun derin özlem..
-Hüzün; Senin kilidinin anahtarını hissettiğin an ve anlar..
-Hüzün; Tatlı bir SEVİNÇ, o bir UMUT..
-Hüzün; Tam olduğunu bilmeden, bir önceki durağın..
-Hüzün; Senin ‘tam olduğunu’ bilmenin umudunun başladığı alan..
HÜZÜN UMUDUN başladığı alan..
Sen nerede ne şekilde ne bedende, ne tip içinde, hangi yapıda olursan ol, TAM’ sın. Eksik veya yarım değilsin,
Bir şeyle ve kişiyle tamlanman gerekmez..
SEN HER ŞEKİLDE TAMSIN.
İşte bu bilgiyi almadan önceki durağın var ya, işte o durağa her gelişinde hissettiğin duygunun adı HÜZÜN.
Şimdi anladın mı hüzün ne?
BEN: Anladım HÜZÜN; tam olduğum bilgisinin, bir öncesidir. O acı veya üzüntü değildir. Aslında HÜZÜN, benim bir bütünün hücresi olduğum bilgisinin bana tekrar hatırlatıldığı anlardır. Aslında hücre yoktur, sadece BÜTÜN vardır.
Hücre zaten, her anında, bütünün içindedir. Bunu görmediğim zaman ACI vardır.
Bunu hissetmeye başladığım alanın adı HÜZÜN’ dür..
HÜZÜN dünyasal beynimin anlamadığıdır.
HÜZÜN yaratılış tarafından bana verilen armağandır.
HÜZNÜN armağanı TAM olduğum bilgisidir.
HÜZNÜN anlamı; Hiç kimseye hiçbir şeye hükmedemeyeceğimin bilgisidir. Tam.. tam olana hükmedemez.
HÜZÜN bedenimin kollarının kimseyi tutamayacağını bilişimin duygusudur.
HÜZÜN hiçbir şeye veya kimseye sahip olamayacağımın anlayışıdır.
O: Dünyada “TAM.. TAM OLANLA her zaman YOLDAŞLIK EDER”.
Bu değerli bir bilgidir.
BEN: Ben YOLDAŞLIK ederim..
O: Güzel..

Ben önce bana geleyim. Bana gelirsem, benden her yere giderim. Şimdi susma zamanı. Susup bir kendime geleyim..
Sevgi ve korku aynı alanda olamaz. Bu kesin bir gerçektir.
Şimdi bazıları vardır; Hem birini sevdiklerini söyler hem de ondan korkarlar. İşte bu olur bir durum değildir.
Neden olamaz, çok basittir; Sevgi ve korku, aynı yerde bulunmaz. Birinin olduğu yerde diğeri bulunamaz. İkisi farklı kutuplardır.
İnsan birini seviyorsa, ondan korkmaz. Bir ortamda korku varsa, orada olan sevgi değildir. Hesap kitap işleri olabilir.
Sevgi niyet işidir. Ha tabi o niyet o kalbe neden konur? Başkaları değil de, neden o sevilir? Burada;
1-Dünyasal anlamda bir enerjilerin uyumu konusu vardır. Bununla birlikte pek çok kişiyle enerjiler uyumlu olabilir ve biri sevilir. Yani enerjilerin uyumu tek başına yeterli değildir.
2-Birbirinin eksiğini tamamlama vardır. Bu da tek başına yeterli değildir.
3-Olsa olsa gerçek sevgide ilahi bir yan vardır. Sevgiyi güzelleştiren, tamlayan bu olabilir.
Buradan devamla birini gerçekten seviyorsanız, ondan korkmazsınız. SEVGİ AÇIKLIK bekler. İnsan, sevdiğinden kendini gizlemez korkmaz.
Kendini gizlemek, korkunun bulunduğu yerdedir. Korkunun olduğu yerde, insan kendini gizler, korktuğu kişinin kendindeki eksik gedikleri görmesini istemez. Eksikleri görülürse, eleştirileceğini, aleyhine kullanılacağını düşünür. Korkunun olduğu yerde bu doğrudur. Ve bu dünyada herkesin kendince eksik gedik yerleri mutlaka vardır. Dünyada insan olarak var isek, tam olamayız.
Sevgi, açıklık bekler. Sevgi dürüstlük bekler. Ve gerçek sevgi zaman ister. Zaman sevginin gelişmesi için ona emek vermenizi bekler.
Gerçekten seviyorsanız, açık olmayı öğrenme zamanıdır. Sevdiğine açık olmak öğrenilebilir bir durumdur. Yeter ki gerçekten birini sevmeye niyet edin. Biraz zaman alsa da, açık olmak öğrenilir.
Gerçek sevgi GÜÇLÜ olmayı bekler. Güçlülük, sadece sevgiyedir. Onu geliştirmek içindir.
Gerçek sevgi KENDİNE GÜVENMEYİ ister. Güven önce kendinedir.
Gerçek sevgi ŞEFKATLE beraberdir.
Vee gerçek sevgi, sevdiğine, benim malım demez. Onu hem sevdiğini bilir hem de sahiplenmemeyi öğretir.
Her şey enerjidir. Sevende sevilende enerjidir. Enerji tutulamaz, kısıtlanamaz, sahiplenilemez. Bazıları bunu yaptığını sanır. Oysa yanılır. ENERJİ TUTSAK EDİLEMEZ.
ENERJİ sadece AKAR, o özgürdür. Kim enerjiye dur diyebilir ki? Bu mümkün değildir. O zaman, uygun olan, sevginin akışına izin vermektir.
Gerçekten birini sevmeye niyetiniz var ise, ZAMAN size tüm bunları öğretir. Öğrenmek ise her zaman iyidir.
Enerji, yaratıcıdan bize yansır. Biz bedenlerle bu dünyada enerji ile bir şeyler üretmeye VESİLE olanlarız. Biz enerjiyi kullanırız. Onu kullanıp yeni enerji üretimine katkı sunarız. Enerjiyi üretip ve kullanarak yaratılışa katkı sunarız. Enerji sayesinde varlığımızı sürdürürüz.
ENERJİ her daim AKAR. Biz onu tutamayız.
Neticede gerçekten seviyorsanız, sevgiye zaman tanıyıp bunları öğrenir ve yaşarsınız. SEVGİ size ÖĞRETİR. Yani siz sevgiye, sizden akması için vesile olursunuz.
Bu şansa, onu sahiplenmeye çalışarak değil, ONUNLA AKARAK dahil olun.

Kimse kimseyi tutmaz durdurmaz. İnsan sadece kendini tutar. Tutar da tuttuğunu anlamaz.
Yolculuklar insanı değiştirir.
Ve bazı yolculuklar vardır ki,
Tamamen dönüştürür.
Öyle ki; Yola giden sen ile,
Yoldan dönen sen,
Artık aynı değildir.
Olmasında zaten,
Dönüşmek her zaman iyidir 🙂
Essin rüzgarlar, sen onu boşver..
Kulağına güzel fısıltılar geliyor mu?
Sen onu söyle yeter.. 🙂 🙂
Bazı şeylerin nedeni olmaz. Neden diye sorulmaz. Bilemezsin çünkü..
O öyle olur. Öyle olması gerektiği içindir..
O: Bu bağı kesmemi ister misin?
Ben: Olmaz..kalsın.. Bu bağ, beni hayata karşı sıcak tutuyor. Her ne kadar bazen acı çeksem de, bu bağ “Beni hayata karşı sıcak tutuyor”.
O: O zaman acı çekme.. Acı çekiyorsan, bu bağ kesilmeli.. Artık acıdan zevk alma zamanı değil.. En azından sana hiç değil.. Kararını ver.
Ben: Tamam, düşüneceğim..
O: Düşünme.. Şimdi cevabını ver!!
Ben: Sen beni zorlamazdın..
O: Bu konu önemli.. Önem nedeni şu; Olan veya olmayanın kendisi önemli değil.. Olan veya olmayanın altında yatan, senin duygu ve hislerin önemli. Şu anki duygu ve hissedişi geçmelisin artık. Bunu geçmelisin.. Bu bakışı bırakmalısın. Sen, bırakışın ne olduğunu sanıyorsun. İnsan sadece dünyasal şeyleri bırakmaz. Bırakış sadece, insanları şehri eşyaları kişileri bırakmak değildir. Duygular, hisler, inançlar, kabuller, kavramlar da bırakılır. Bırak artık bazı enerjileri.. Kolayını seç, hala görmüyor musun? Hepimiz yanındayız, bunu hissetmiyor musun? Senin için bu kadar desteği ısrarla kabul etmiyor musun? O halde, sen bilirsin.. İstediğin gibi yaşa..bize dert yanma.. Sadece NET Ol.. Ne dersen onu kabul ederiz. Sadece ikili oynama, bu sadece seni yorar. Karar senin.. Ne dersen o olsun.. Ve en önemlisi “Teslimiyet lafı, sözde değil, senin özünde olsun” Akışa teslimin, neşeyle ol-sun.
Ben: OL-sun..
Bağı, ben istersem kesebileceğini söyledin.. doğru mu?
O: Öyle dedim de, aslında doğrusu şu; Bağı, istersen, sen kesebilirsin. Bu bırakıştır. Ben ve biz, senin istediğini yaparız. Bağı, sen istemezsen, biz dediğini yaparak, keseriz. Büyük ölçüde olan budur. Küçük ölçüde olana karışma. Temele karışma, o bizim düzenimiz.
Ben: Anladım..
O: GÜÇLÜ ve NEŞELİ OL.
Ben: Tamam..GÜÇLÜ VE NEŞELİYİM. BEN BURADAYIM. Uzatmayacağım. ÖNCE BEN VARIM..
O: Güzel.. 🙂 🙂

Allahım bu defa sana teslimim
Gerçekten teslimim sana bu defa..
Ben denedim, yapamadım,
Sen bilensin.
Ben zihnen yoruldum, Sen yorulmayansın.
Ben bir şey olduğunu göremedim, sen görensin.
Ben duyamadın, sen duyansın.
Ben anlayamadım, sen anlayansın.
Bu defa ben bıraktım, sana teslimim.
Sen ne dersen o olsun, sana teslimim.
Bugün boşum, bu boşluğu bildiğin gibi
Sen doldur e mii?..
