O ve ben..2

O: Bu dünyada fesat diye bir şey var, kıskançlık diye bir şey var, kötülük var. Şimdiye kadar kendinde ve dışarda yok saydığın bu duygular var. Bunlar enerjiler aklında olsun diyorum bu ara,  çünkü artık akıllı ol.
Ben: Tamam o zaman..
O: Akıllı ol, sadece kalp yetmez akıl lazım her kula, bu hayatta.
Ben: Tamam o zaman..
O: Kabulün iyide, unutma, uygulama sınamasındasın bu ara, bildiklerini düzgün uygula.
Ben: Tamam, birden heyecanlandım sanki..
O: Gülüyorum sana, rahat ol yahuu destekleniyorsun herkes gibi her an, sadece uyanık ve farkında ol hayatta, gözü kapalı değil. Gönlü ve gözü açık insan ol.
Ben: Tamam deneyeceğim..
O: Deneme Ol.
Ben: Tamam..

1496666_10151904689728520_115587396_n

O ve ben..1

Ben: Varlığıyla sadece kendini değil başkalarını da mutlu etmek ne muhteşem, böyle olalım yahu..
O: Böyle olduğununun bilgisi ve mutluluğuyla bunu diyorsun şu an.
Ben: Şımarmayayım diye..
O: Arada şımarmak iyidir, bu dünyanın gereği, rahat ol.
Ben: Ne muhteşem bir his bu yahuu..
O: Şımar kabul ve “O’nun eli olduğunun bilgisini de her daim kalbinde tut”.
Ben: Tamamm..

1496666_10151904689728520_115587396_n

soruya cevap

Ne kadar saf ve masum olursan o kadar aydınlanırsın ve onun ışığıyla yıkanırsın aslında. Ve bu da sadece bilgiyle değil bildiğini uygulamakla oluyor. Zorlansak da  bazen bilgiyi uygulamak lazım. Önce bileceksin, sonra bildiğini uygulayacaksın..
Keyif al mümkün olduğunca hayattan, habire hedef peşinde koşma, O’nun eli olduğun bilgisiyle, O’nun adına yap her şeyi, şimdilik arada beter hissetsen bile,  çoğunluk keyifte ol..

“Aydınlanma Yolu”ndan benim anladığım bu, abartılı anlamlar arama bu hayatta, iyi ve keyifli misin, kalbin aklın birlikte iyilikte mi? Tamamdır o zaman Yol’un kendisisin sen ve Aydınsın zaten yahuu.. Senin deyiminle “Aydınlanma Yolu”ndasın o zaman, bu kadar işte..

Tüm dünyanın bir parçasısın, her şeyle temas halindesin, O’nun aracılığıyla, dünyada yaratabilecek olansın.. Hem çok önemlisin hem sıradanın parçasısın.. Ol’an bu işte..

11067487_661206557339215_7974283672712803234_n

O’nunla konuşma ve benim hata dediğim durumdan öğrendiklerim..

Bilgi 1- Herkesle her şey konuşulmaz,

Bilgi 2- Herkesi kendin gibi bilmek olmaz, (dışarıdan sana benziyor gibi görünse de tatlım, herkes kendi gibidir sadece, sende dahil buna)

Bilgi 3- Şu dünyada herkes kendi derdinde, o yüzden ya kimseye dert anlatma ya da gerçekten dertsiz huzurda insan ol.  Ben: Bu ikinci kısmı seçeyim ben, bu iyiymiş

Bilgi 4-Her insanın yaradılışı farklıdır, sen dahil.. Bazen sen iyi diye yaparsın bir şeyi, karşıdakine iyi gelmez bu durum. Bu nedenle önce karşındaki insanın yapısını anla, bu konuda akıllı ol ve ona göre davran insanlara. Bu iyi olan, böylece onlarda mutlu olur, seninde kafan rahat eder.. Tamam mı tatlım?  Ben: Tamammmmm

Bilgi 5-Her yol O’ndan çıkar ve sen istersen her yol O’na çıkar.

Bilgi 6-Sen O’nun eli kolusun bu dünyada.. Bir düşün ne mutluluk bu, O’nun eli olduğunun bilgisiyle yaşaa..  Ben: Ay bu ne güzel bilgi yahuu

Bilgi 7- Hem vicdanlı, hem akıllı ol bu hayatta, ikisi bir arada yani, o zaman tam olursun sen

Bilgi 8-Bu dünyada yaşarken hem beden hem ruh ol, ikisini de fark et ve gözet…

O: Vee….

Ben: Şimdilik bu kadar yeter bana, fazla bile sanki…

O: Unuttun mu hiç bir şeyin fazlası olmaz insana, tam ihtiyacın olduğu kadarı bu, merak etme

Ben: Tamam anladım bunlar bilgi, şimdi zaman lazım bana, öğrendiklerimi layıkıyla uygulayayım o zaman..

O: Hah şöyle, yola gel artık tatlım,

Ben: Çok derin bir gülümsemee..

751038286_n

 

hata değil öğrenme

Ben ne büyük hata yaptım, tamam hata yapılır da, ben  yıllarca yapmışım, dile kolay 15 yıl.. ne şapşalmışım..

Bu tecrübenin bana öğreteceklerini anlamalıyım, öğrenmeliyim ve gerçekten öğrendiysem uygulamalıyım bunları..

Hayat öğretiyor bir şekilde, bazen kolay yerden, bazen de zor yerden ve öğrenene kadar şiddeti değişerek öğretiyor hepimize.

İşte bu yüzden, hata dedim de bu doğru değil, insan her zaman yaptığının en doğrusunu yapar, bu kesin. O zaman bu kadar biliyormuşum ve doğrum buymuş demek ki.. Ve her koşulda küçük uyaranlarda anlamayınca bir şeyleri, şiddeti artınca sızlanmanın gereği yok kabul, madem öyle, ben de öncesindeki uyaranlarda öğrenseydim bazı şeyleri..

Vee bu yüzden bu bir şans bana, belki biraz en zorundan gibi geliyor olsa da, yinede anlamalıyım ve bu konuda anladığımı uygulamalıyım. İkisi bir arada olunca öğreniyor insan.

Bildiğimi iddia ediyorsam bir konuda, onu uygulamada da göstermeliyim.. Kuru kuru bilgiyi bilmek yetmez yani, diğer aşamaya geçmeyince, o ders öğrenilmiş olmaz..

Tıpkı bir öğrenci gibi, öğrendi matematik formüllerini güzel ve girdi matematik sınavına, o sınavda o formülleri layıkıyla kullanmalı ve uygun cevabı vermeli..

Ve evet yıllardır bildiğimi zannettiklerimi uygulama zamanındayım. Hep diyorum ya zorlanıyorum bazen, yinede biliyorum ki, bu bir fırsat bana, güçlenerek çıkacağım bundan..

Bunu neden anlatıyorum, sadece şundan, hem ben yazarken rahatlıyorum kabul zaten..

Birde şu var ki, konuları ve konuların şiddeti değişik olsa da hepimiz geçiyoruz bu tür sınavlardan. Bu tür dönemlerde, insanız ya önce biraz ağlayıp sızlanıyoruz Yaradana, ben yaptım bunu, biliyorum o yüzden.

Ve sonra bunun benim iyiliğim için, arınmam için bir fırsat olduğunu anladım, sizde anlayın, zorlanmalar birer fırsat bize, daha saflaşmamız masumlaşmamız için, böyle bakın olaya ve şunu da unutmayın “Yaradan kimseye taşıyacağından fazla yük vermez” bu evrensel bir yasa…

Demek ki neymiş, yük olarak gördüğüm bu durumu taşıyabilirim ve taşıyabilirsiniz. Uygun zamanı gelmiş ki bu öğrenme dosyası önüme, önünüze açılmış.. Açıldığına göre, Ee hadi öğrenip uygulamaya o zaman.. Her şey hepimize kolaylıkla Ol’a..

751038286_n

 

 

 

düşünceler

Zihnimden geçen düşüncelerin bir kıymeti yok gerçekte, hepsini bir yerden almışım ve sahiplenmişim bu kesin. Bunlardan kendime bir karma oluşturmuşum, şöyle böyle diye, oysa hiç birinin bir kiymeti yok gerçekte, etrafta dolaşan başı boş enerjiler düşünceler. Sahiplenmenin gereği yok onları, işine geleni al kullan ve teşekkürle gönder. Sıkıca sarılmanın bir gereği yok, onlar sahipsiz enerjiler, biz değiliz.
‘Benim bu konuda düşüncelerim, benim fikirlerim’ bunlara gerek yok artık… gelsinler gitsinler keyiflerince ve biz de keyfimizce alalım ve bırakalım onları, sıkıca sarılmak gerekmez yani..
Onlar sadece dolaşan enerjiler,  ‘Ben’ olan değil… abartmayalım durumu, gelsinler ve gitsinler boşver..

11173354_678540792272458_345069410213523598_n

kalp ve akıl- güneş ve ay

Bunların hepsi kalbin daha fazla genişlemesi için ve aklın daha fazla kullanılması için mutlaka. Kalp bedenin güneşi, olmazsa olmazı, ee bir düşünsenize, her şeyi kapsayan güneşinin, geniş ve parlak olması ne demek.

Demek ki boşuna demiyormuşum aylardır “parlak güneş” diye, bir bilinen varmış benim için yine. Kalbim daha açılmalı sevgiye ve kapsamalı her şeyi kabul yanii..

Ve bu dünya araçlarımdan olan ‘akıl’ bedenimin görünmeyen ay’ı, seni yok saymak olmaz, dengeli olmalısınız ikiniz de..

Neden, çünkü dünyadayım ve insan diye biliniyorum, öyleyse layıkıyla ikisini kullanmalı ve dengelemeliyim. Sırf kalbimin güneşi yetmez, aklımın ay’ını yani yaratıcılığını kullanmalıyım.

Amaç bu muhtemelen bu dünyada, ee hadi o zaman akıllar ve kalpler dengeye..

ocak.jpg

kalp

Fiziksel kalbin 4 kapakcığı var. Bu kapakcıklar bazı nedenlerle kireçlenebiliyor hem de her yaşta ve bu durumda o kapaklardan kanın akışı ciddi sorunlu oluyor. Burdan kan akarken kapaklarda bir zorlanma sesi “click” sesi duyuluyor ve öyle açılıyor yani zor açılıyor kalp. Kanın geçişi bu kapaklardan zor oluyor. Kişiye, hasta diyebiriz ona, hastaya acı veriyor ve hareket kısıtlılığı yapıyor. Kan subtil bir organ aslında ve duygusal olarak “sevgiyi” taşıyor manen. Ve aynısının aslı duygusal organ olan kalpte de geçerli sanırım.. Sevginin geçişine alışık olmayan kalp, manen zorlanıyor, sevgi bu kalpten geçerken acı veriyor. Çünkü bir şekilde açılması gerekiyor böylece. Ve bu duygu yeniden öğretiyor o kişiye. Bu duygu neden bu kadar etkiliyor anlaması gerekiyor kişinin. Öğrenmek iyidir her zaman, böylece bir engel daha aşılıyor o kişi için. Ve az şey mi, duygusal kalbin kireci, yani katılığı da açılabiliyor bir şekilde. Ve bazen o acının azalması zaman istiyor, bunu da sağlamak lazım o kişiye, çünkü önemli birşeyi hallediyor.

beden ve ruh

Bedenler vakti saati geldiği zaman bu dünyanın malzemesine karışacak kabul, çünkü ondan geldi ve ona gidecek. Ve o an gelene kadar her bir hücresi sevilmeyi hak ediyor.
Öyle bir sistem yapılmış ki bazı hücresi erken gidiyor dünyanın malzemesine, gidenin yerine yeni hücre geliyor, döngü biz farketmeden devam ediyor. Gel de sevme bu düzeni.. Hepimizin şekli şemali farklı, kabul ve bu şekillerin olabileceği en iyi formunu sağlamak bizim görevimiz, çünkü o emanet bize.. Beden, Ruhumuzun bize emaneti, bizim diğer yarımız. Yani, bir emanete nasıl özen göstermek gerekirse, öyle özenelim ve sevelim bedeni.
Ve şunu unutmayalım her şey dengede güzel.. Beden ve ruh dengede, o zaman yaşam daha kolay neşeli ve güzel.. Hem ruhumuza hem bedenimize aynı sevgi ve özeni verirsek zaten ol’an hep güzel.