Dün için ağlama o bitti, yarın zaten yok. Gidecek yer yok ki, mecbur olduğun alanda kal. Gittiğimizi sandığımız geçmiş ve gelecek sadece bir hayal, uyku hali. O halde yüzünü kaldır ve olduğun alana bak, olabileceğimiz en uygun yer..
Yazar: Aydek Sultan Özdemir
bedenim evim
Bedenim benim evim. Nasıl ki gece yatarken evimin kapı ve penceresini kapatıyorum, gözlerim beden evimin penceresi onu da kapatıyorum. Ve sabah ilk işim penceremi açmak, yani gözlerim. Sonra tüm dünyaya kendi penceremden bakıyorum. Pencerem temizse, dünyam güzel. Ee dünyam güzel 🙂
Tabi ağzım, bedenimin kapısı, onu hemen açmıyorum 🙂 Azıcık ne yiyeceğimi, ne diyeceğimi bileyim. Her şeyin evime girişine ve her sözün çıkışına izinli değilim. Orası benim evim 🙂
sen ve ben
Yıllardan Sen, mevsimlerden Sonbahar, aylardan Ekim, haftalardan Geçiş, günlerden Ben, saatlerden yine Sen, an’ lardan ise her daim Sevgi 🙂

devam et
Devam et, başka ne yapılabilir ki? 🙂

gece geldi
Ve gece geldi, beni kendime getirdi. O kadar sessiz sakin yumuşak ki, tüm varlığımı yün bir şal gibi kapladı. Gecenin sarışında huzur, bir annenin saçlarını okşayışı, sevgilinin sımsıcak sarışı, dostun güzel sözleri var. Ve gece geldi, hoş geldi, gece ruhuma hüzünle dolu bir huzur getirdi.

üzme
“Gülüyorum sana.. Bunların hiçbiri kalıcı değil ki.. sakın Aydek’i üzme.. ”

içeri-dışarı
Bedenin içinde koca bir dünya var iken, dikkatim neden dışarıda? Oysa var hepsi içeride. Yani dışarıda yaşadım sanılan aynen içeride. Bunu düşününce, içeri müdahale etmek daha kolay ve zevkli. Hem yabancınız mı canım, beden sizin ev değil mi? 🙂 Orayı hisset, orayı düzenle, orayı hoş tut, bakalım neticesi ne?

rüzgar
essin rüzgarlar
Essin rüzgarlar, sen onu boş ver.. İçine de esiyor mu? Onu söyle yeter.. İçine esiyorsa iyi 🙂 en azından tortuları da temizler..
ışıklı yelkenli
Kalbim ışıklı yelkenli bir gemi, yelkeni benden, rüzgarı senden yapılı.. İçim biliyor, yelkenime uygun rüzgarı, usulünce verirsin. Her rüzgarına eyvallah.. İstikametimin sen olduğunu bilensin..
