hocam..9

YARATIM O KADAR KOLAY Kİ ASLINDA.. HERKESİN TERK ETTİĞİ HAZİNE TEFEKKÜR HAZİNESİDİR. TEFEKKÜRÜN KAYNAĞI..HAYRET ÜZERİNE KURULUDUR..YANİ KAİNATIN MEKANİĞİNİN SIRLARI GÖZ ÖNÜNDE O KADAR AÇIK VE NET Kİ..

SIR……EĞRETİLİKLE İLGİLİ

YÜRÜMEK İÇİN EĞRETİ DURMAK GEREKİR. YANİ YOL ALMAK İÇİN DENGEYİ BOZUP YENİDEN DENGEYİ KURARKEN BİLE.. DENGENİN BOZUK OLMASI HAREKETİ SAĞLIYOR.
İNSANIN EŞYA İLE KURDUĞU BAĞLAR DA EĞRETİ DURMALI.. EĞER BAĞLAR KATI HALE GELİRSE O İNSAN BİTER. BİTİYOR DA ZATEN.. UZUN HİKAYE..
HER ŞEY APAÇIK VE NET.. MEVLANA’NIN DEDİĞİ GİBİ HAYRET GÖZLERİYLE BAKMAK YETERLİDİR. İNSANLARIN ÇOKTAN TERK ETTİĞİ ALAN BURASI BİR HAZİNE. HER BİR İNSAN TEK BAŞINA BİR LABORATUVAR BİR BİLİM İNSANI İÇİN.. İNSANLARA SADECE BİR GÖZLEMCİ OLARAK BAKIN..

Mustafa Karnas

Güneş Yanığı Sonrası Soyulma

Ben ve O..20

O: Sen her şeyi fazla ciddiye alıyorsun, konun bu aslında..

Ben: Farkındayım, sorunum bu..

O: Ee öyleyse.. bir de ben sorun demedim, farkındaysan, konun bu dedim sadece..

Ben: Tamam anladım, her şey eğlencesine olsun öyle mi?

O: Bir açıdan öyle..

Ben: Hep ciddi yaşıyorum ya, ondan rahat olamıyorum..

O: Fark etmez, rahat ol..

Ben: Tamam da..

O: Bu -da’yı sevmem ben, arkasından kesin bir açıklama, itiraz gelir.

Ben: Öyle oluyor gerçekten, -de-da deyince kesin bir açıklamam, kendimi savunma durumum oluyor, haklısın..

O: Biliyor musun, bu hayatta gerçekten ciddi olman gereken konu o kadar az ki, o yüzden rahat ol, keyfinin istediği gibi yap her şeyi..

Ben: O ciddi şeyler, ya rahat anımda, onları kaçırırsam..

O: Kaçır ne olur sanki, ciddi olman gereken yerde de rahat ve keyifli ol ne olur ki.. Ve zaten o anlar kendiliğinden fark edilir, merak etme.. Fark etmesen de fark etmez, yine rahat ol..

Ben: Neden öyle dedin..

O: Şundan dolayı, sadece kendin karar veriyorum ve desteksizim sanıyorsun ya, işte bu yanlış olan, her şey olacağı en uygun yere varır yine merak etme, hem de sana rağmen..

Ben: Öyle mi?

O: Kesinlikle öyle.. Rahat ol.. çünkü olacak olan.. sen rahatken..en iyi şekilde olur.. öbür türlü yine de olacak olan..senin rahatsızlığına rağmen olur.. Tamam..

Ben: Tamam..

O: Tam tersine.. senin rahatsızlığın.. ciddiyetin.. olan’ı.. sadece zorlar.. bu hepsi..

Ben: Tamam, anladım sanki, neden rahat olmam gerektiğini.. ben kendimi hep var kabul ediyorum, yani, zihnim hep kendini var sanıyor ve onun durumu komik ve rahat olsam, ciddi olanın sadece zihnim olduğunu göreceğim..

O: Bu kolay olan çünkü.. ve her şey kolay aslında, zihnin ve aklın farklı.. zihin, şüpheye düşer, o endişelenir, o kurnazdır, onun cevapları hep uzun açıklamalarladır, o sürekli açıklama ihtiyacındadır, o sürekli kendini kanıtlamak zorundadır.. neden biliyor musun?

Ben: Neden?

O: Çünkü o yalan ve sahte.. o olmayan aslında.. sadece bu dünyanın gölge oyuncusu.. Olmadığı içinde, var gibi görünmek için, elinden geleni yapar, o ciddi olur, anlasana..

Ben: Anladım..

O: Tamam..

Ben: Tamam..

( Resimlerde sen yoksun artık 🙂  resimlerde Ben ve Ben varım 🙂  )

 

 

Ben ve O..19 ve Sera

O: Niye böylesin bu akşam, o köprülerin altından çok sular geçmişti, ne oldu sana..

Ben: Sanırım bir değişim, bunu hissediyorum.

O: Bu güzel ya, değişmek güzel, ne var bunda, çocuklaşmak istedin bu gece..

Ben: Tam gitmek üzereyken de kavga edeceğiz seninle..

O: Tam ne zaman gideceğim sana bağlı ve enerjilerimizin uzaklaştığı doğru, biliyorsun Sera hep seninle, ezelden ebede..

Ben: Farkındayım ve sen benim çok yakınımdaydın bu sene, gitmeni istemiyorum aslında..

O: Ben senin bir parçan olacağım her şekilde, bunu sorun etme, birbirimizin sevgisindeyiz her daim..

Ben: Bunu biliyorum aslında, sevgimdesin ve sevgindeyim her daim..

O: Öyleyse ne oldu bu gece..

Ben: Tatsızlık çıkarmasam bana baktığın bile yoktu son ayda..

O: Sen hala çocuksun farkında mısın?

Ben: Farkında olmaz mıyım, benim bir yanım hep çocuk ve o hep yanımda..

Sera: Büyümelisin Aydek, artık zamanı geldi, bu gecenin sabahında büyümüş olarak uyan artık olur mu?

Ben: (sessizlik..) Biliyor musun Sera, senin enerjin çok ciddi, ister istemez seninle ben de ciddi oluyorum merak etme..

Sera: Ciddi olman istenmiyor, sadece artık büyü, bu yeter, bu gecenin sabahında büyümüş olarak uyanman bekleniyor, hepsi bu..

Ben: Ne kolay değil mi? Sadece bir gecede büyüyeceğim.. Merak etmeyin bunu da hallederim, ne olacak sanki, bu kolay..

Sera: Dalga geçme istersen, konu önemli..

Ben: Farkındayım merak etme, yoksa sen gelir miydin buraya, sabaha büyümüş olarak uyanacağım, bunu göreceksiniz nasılsa..

Sera: O’nun gidiş dönemi yakın ve seninle geçici olarak yine beraberiz ve bunun ötesinde biliyorsun ki çok uzun zamandır birlikteyiz.

Ben: Tamam, biliyorum..

O: O hassas dengede ol, kalbin ve aklın tam ortasında, geceyle sabahın tam arasında, o hassas dengede, ben hep sevgindeyim, yine geleceğim..

Ben: Biliyorum geleceksin son bir kez daha, sevgindeyim biliyorum daima..

Sera: Her şey yolunda ve tam olması gerektiği gibi, sadece artık bu sabaha kadar büyü, bu kadar..

Ben: Sabaha büyümüş olacağım hiç merak etme, zaten etmezsin ya, bu da neyse..

Sera: Tamam..

O: Tamam..

Ben: Tamam..

jks3.jpg

 

 

alef yolcuları-mustafa karnas

Geçen yaz okuduğum Karnas kitaplarından biri de “Alef Yolcuları”. Yazarın, Kum kitabının yazarı meşhur Borges’le dialoglarından ve zihinsel akışlarla yazılmış, heyecanlı ve sürükleyici  bir roman. Kitapta, Borges’in ‘Yansıtıcı’ dediği yazar ile savrulmaları var. Beni çok etkilediği için kitaptan bazı bölümleri sizlerle paylaşıyorum:

“- Kalpten kalbe akan giden var ise ve kalp kalbe dönükse dostluk oradadır. Sevgi orada esir kalır ve bu esirlik hoşnutluk vericidir, çünkü sevgi mekanını bulmuştur. Zaten kalbin aradığı da hep bu olmuştur, esir düşecek bir mekan. Bunlara ne mutlu..”

“- Eksik olan kendini tamamlamaya çalışır ve insan hep eksiktir. Ölene kadar sürecek bir serüven. Öldükten sonra da sürer. Zaten sadece bu nedenle, ölüm aslında yoktur diyebiliriz.”

“-Yazılmış olan mutlaka gerçekleşir. İnsanın içinde dört sütun vardır. Bunlardan ikisi görünür, ikisi gizlenmiştir. Gizlendikleri yer insanın gözlerinin içindedir. Bakışlarına hakim olan, kuvvete de hakim olur. O gizli iki sütun kendini sadece gözlerde gösterir ve aynaya bakan her kişi, aynaya bakarken artık kendi gözlerini göremez hale gelince, gördüğü gizli iki sütun olur ki, o zaman ona bir alemin kapısı açılmış olur….Ayna diğer alemlerin bir kanıtı ve ona açılan kapılardan biridir ve aynalar Alef anlarını içlerinde gizlerler. Aleflerin çokları mutlaka aynalar üzerindedir. Onlara baktığınızda, eğer bir Alef size dost olmuşsa elbette kapılarını size açar.”

“-Sıcağın en yüksek noktada bulunduğu anda sıcak artık sıcak değil, insana soğuk gelir, soğuk ta aynı şekilde zirvesindeyken ısıtmaya başlar. Anlamsızlık kendi zirvesindeyken anlamlaşmaya başlar. Her şeyin ve her noktanın ikizi vardır. İkiz ise diğer soyut boyuttadır ve biri eksildiğinde diğeri çoğalır. Biri çoğaldığında ise diğeri eksilir. Sıvı gibi birbirlerine doğru akarlar ve belli bir denge üzere kendilerini eşitlerler.”

orta yol

Olmuyor artık olmuyor, bu devirde iki arada bir derede davranış olmuyor. Net olmak, düşündüğünü yapmak gerekiyor. Ailene, çevrene, yaradana suçu atmak bizi kurtarmıyor. Hayatımızda bir şey yapacaksak bunu yapacak biziz. Öyle ezik, dirayetsiz enerjilere, şüpheye yer yok. Artık bunlarla yol alamayız. Sadece aklın ve kalbin dengesine gelmemiz yeterli. Orta yol ve dengeye gelmek sadece bu; aklını ve kalbini ortak kullanarak yol almak. O aldığımız yolda sadece biz ve bizle bağlaşık olanlar var.

Biz    varız ve bunun kiymetini bilmeliyiz. Bu kendi değerini bilip oradan yol alacakların zamanı. Netice ne varsa bende var, ne varsa sizde var. Sadece olan bu kadar..