Sonsuz içinde sonsuz..
Öyleyse bu acelen ne..
Her şey yavaş yavaş
Ve usulünce..
Sonsuz içinde sonsuz..
Öyleyse bu acelen ne..
Her şey yavaş yavaş
Ve usulünce..
Allahım bu gece sana teslimim
Nasıl uygun bulursan
Öyle olsun her şeyim
Ben bilemedim ne doğru
Sen bilensin
Beni doğrunda tut e mii..
Acı çekmemiz gerekmiyor, acı sadece dirençten oluyor.
Öyleyse olan olsun direnmeyelim, olanın içinde olalım. Bilgisini alınca acı dediğimizden çıkarız..
Oyun oynayan çocuklara demiyor muyuz; bu bir oyun ağlama.. Bizimki de aynen öyle, bu bir oyun ağlamayalım..
Hani yaz öğle sonrasında, ılık bir rüzgar eser ya,
İşte öyle esiyorsun içimde..
Komik ve yine de böyle..
Hani kalbini tatlı bir sıcaklık sarar ya
Seni düşününce..içim öyle,
Ilık ve ferah..
Hani baharda bozkır çiçekleri kokar ya,
İşte seni düşünmek aynen böyle..
Hani bir kış akşamı kulağa hoş ezgiler gelir ya,
İşte seni düşünmek aynen öyle..
Hani bir sonbahar sabahının tatları var ya,
İşte seni düşünmek aynen böyle..
Hani tam ve bütün hissettiğin anlar olur ya,
İşte seni düşünmek aynen öyle..
Aydek S Ozdemır
O: Hayırdır, hoş geldin..
Ben: Hayır.. düşünüyorum ve aslında bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum sanırım, yardım eder misin? Yani karşılıklı konuşuyor gibi düşüneyim, bu daha kolay olacak sanki..
O: Tamam olur, başla bir yerden..
Ben: Çok önemsediğim bir dostum bana ‘sende içerleme, alınma, küsme enerjisi var’ dedi. Nasıl hallederim dedim, oda bana ‘aslında öyle olmadığını düşünerek’ dedi. Şimdi buradan başlarsam nasıl hallederim, ne anlamalıyım..
O: İstersen bir insan niye alınır, niye küser bunu düşün önce..
Ben: Eskiden olsa hassaslık derdim, şimdi demem, bu kendimi kandırmak olur sanki.. Alıngan olduğum an, aslında olan, suçlandığım duygusu sanki. Niye böyle düşünüyorum; demek ki azalmış olsa da suçluluk duygusu var bende. Aslında biliyorum hepsi azaldı, çünkü onların farkındayım, onlar bir enerji, gelişlerini hissediyorum, beni eskisi gibi kaplamalarına iznim yok. Biraz dolaşıp, yeni halime bakıp gidebilirler sadece. Onlar olmadan daha iyiyim. Haksızlık yapmayayım kendime, bunlar çok azaldılar çünkü..
O: Tamam devam et..
Ben: Evet suçluluk psikolojisinden olabilir dedim. Bu niye olur; başkalarının üzerimizde hükmü olabileceğini düşünmekten olabilir. Bunu niye düşünürsün, gücünü başkalarına vermişsindir. Kendini önceliğine almamış olabilirsin. Diğerleri üstün, kendini ise yetersiz görmeden olabilir. Bu beraberinde değersizlik hissini getirir.
Bir de şu var aslında, tam tersi, belki de kendini çok önemseme, bir şey sanma vardır bunun altında, o kadar önemli sanır, abartırsın ve kutsarsın ki kendini, başkalarının her dediği o kutsal olana zarar verir gibi olur. Ne komik aslında, kutsal olsan, bundan rahatsızlık duyar mısın? Tabi ki asla. Ne umurunda olur ki o zaman bu oyunlar. Değersizlik gibi görünüyor en başta ve değil sanki, biraz abartılmış bir değer, kutsanma duygusu var sanki..
O: Bunun ötesi bunlar bir enerji ve o enerjiye o anlamı veren sensin, enerji enerjidir sadece, işine yarar hale getirebilirsin, o senin enerjin, kıymetini bil, onu görmemezlik yapma, gönderme, o senin enerjin, anlamını değiştir. Şimdilik şunu yap, onu gör (ki görüyorsun) onu kaynağında değiştir, değersizlik-değer iki uç sadece, ötesinde ne var; Var olmak sadece, onu varlık enerjisine dahil edebilir misin mesela, bir düşün. Değeri değersizliği kim veriyor, bunların ötesinde var olmak bir değer sadece..
Şeylere, olanlara kattığın anlam bir de, olmayanları kendi kurgunda var sanman, aslında kendin çalıp, kendin oynaman, kim kime değersiz-değerli der ki.. sadece kendin yaparsın bunu kendine.. bu kadar işte.. alındığını düşündüklerin, sadece senin öyle zan ettiklerin, hepsi bu sadece.. Farzet ki düşündüğün zan doğru, ne yapacaksın bu durumda, bir konu var ve sen onunla ilgili, o ana uygun bir konum alırsın sadece ve bunların hepsi de sadece olanın olduğu anda, ötesinde ne var sanki..
Birde şu var, açık olmadığın için küskünlük hissedersin, tüm enerjinin senin üzerinde olmasını istediğin için küsersin, bencillik, benmerkezcilik işte, bütünün parçası değil, ben dersin, tüm ilgi dikkat sende olsun dersin, bu olmazsa küskünlük hissedersin..
Ben: Bana mı dedin bunları, şahsıma mı?
O: Yahu yok, genel konuşuyoruz işte, küskünlük, alınganlık enerjisi ile ilgili.. Sen bunları kolayca aşarsın, biliyorum seni.. ve aştın zaten, sorun yok sende.. 🙂 (azıcık çok azıcık kaldı)
Ben: 🙂 🙂 hah bak, hep böyle deyince, ne güzel oldu şimdi..
O: Gerisini yine düşün sonrasında, bakalım neler çıkar..
Ben: Tamam, düşünürüm, bakalım..
(Resimlerde Ben ve Ben varım sadece 🙂 bu arada hiç doğru düzgün tek resmim yok, hep kırpıp buluyorum, aklımda olsun)
YARATIM O KADAR KOLAY Kİ ASLINDA.. HERKESİN TERK ETTİĞİ HAZİNE TEFEKKÜR HAZİNESİDİR. TEFEKKÜRÜN KAYNAĞI..HAYRET ÜZERİNE KURULUDUR..YANİ KAİNATIN MEKANİĞİNİN SIRLARI GÖZ ÖNÜNDE O KADAR AÇIK VE NET Kİ..
SIR……EĞRETİLİKLE İLGİLİ
Mustafa Karnas

O: Sen her şeyi fazla ciddiye alıyorsun, konun bu aslında..
Ben: Farkındayım, sorunum bu..
O: Ee öyleyse.. bir de ben sorun demedim, farkındaysan, konun bu dedim sadece..
Ben: Tamam anladım, her şey eğlencesine olsun öyle mi?
O: Bir açıdan öyle..
Ben: Hep ciddi yaşıyorum ya, ondan rahat olamıyorum..
O: Fark etmez, rahat ol..
Ben: Tamam da..
O: Bu -da’yı sevmem ben, arkasından kesin bir açıklama, itiraz gelir.
Ben: Öyle oluyor gerçekten, -de-da deyince kesin bir açıklamam, kendimi savunma durumum oluyor, haklısın..
O: Biliyor musun, bu hayatta gerçekten ciddi olman gereken konu o kadar az ki, o yüzden rahat ol, keyfinin istediği gibi yap her şeyi..
Ben: O ciddi şeyler, ya rahat anımda, onları kaçırırsam..
O: Kaçır ne olur sanki, ciddi olman gereken yerde de rahat ve keyifli ol ne olur ki.. Ve zaten o anlar kendiliğinden fark edilir, merak etme.. Fark etmesen de fark etmez, yine rahat ol..
Ben: Neden öyle dedin..
O: Şundan dolayı, sadece kendin karar veriyorum ve desteksizim sanıyorsun ya, işte bu yanlış olan, her şey olacağı en uygun yere varır yine merak etme, hem de sana rağmen..
Ben: Öyle mi?
O: Kesinlikle öyle.. Rahat ol.. çünkü olacak olan.. sen rahatken..en iyi şekilde olur.. öbür türlü yine de olacak olan..senin rahatsızlığına rağmen olur.. Tamam..
Ben: Tamam..
O: Tam tersine.. senin rahatsızlığın.. ciddiyetin.. olan’ı.. sadece zorlar.. bu hepsi..
Ben: Tamam, anladım sanki, neden rahat olmam gerektiğini.. ben kendimi hep var kabul ediyorum, yani, zihnim hep kendini var sanıyor ve onun durumu komik ve rahat olsam, ciddi olanın sadece zihnim olduğunu göreceğim..
O: Bu kolay olan çünkü.. ve her şey kolay aslında, zihnin ve aklın farklı.. zihin, şüpheye düşer, o endişelenir, o kurnazdır, onun cevapları hep uzun açıklamalarladır, o sürekli açıklama ihtiyacındadır, o sürekli kendini kanıtlamak zorundadır.. neden biliyor musun?
Ben: Neden?
O: Çünkü o yalan ve sahte.. o olmayan aslında.. sadece bu dünyanın gölge oyuncusu.. Olmadığı içinde, var gibi görünmek için, elinden geleni yapar, o ciddi olur, anlasana..
Ben: Anladım..
O: Tamam..
Ben: Tamam..
( Resimlerde sen yoksun artık 🙂 resimlerde Ben ve Ben varım 🙂 )
Hepsi bir hal sadece, her şey bir halden hale..
Kabul artık ruhum, senin dediğin hale..
O: Niye böylesin bu akşam, o köprülerin altından çok sular geçmişti, ne oldu sana..
Ben: Sanırım bir değişim, bunu hissediyorum.
O: Bu güzel ya, değişmek güzel, ne var bunda, çocuklaşmak istedin bu gece..
Ben: Tam gitmek üzereyken de kavga edeceğiz seninle..
O: Tam ne zaman gideceğim sana bağlı ve enerjilerimizin uzaklaştığı doğru, biliyorsun Sera hep seninle, ezelden ebede..
Ben: Farkındayım ve sen benim çok yakınımdaydın bu sene, gitmeni istemiyorum aslında..
O: Ben senin bir parçan olacağım her şekilde, bunu sorun etme, birbirimizin sevgisindeyiz her daim..
Ben: Bunu biliyorum aslında, sevgimdesin ve sevgindeyim her daim..
O: Öyleyse ne oldu bu gece..
Ben: Tatsızlık çıkarmasam bana baktığın bile yoktu son ayda..
O: Sen hala çocuksun farkında mısın?
Ben: Farkında olmaz mıyım, benim bir yanım hep çocuk ve o hep yanımda..
Sera: Büyümelisin Aydek, artık zamanı geldi, bu gecenin sabahında büyümüş olarak uyan artık olur mu?
Ben: (sessizlik..) Biliyor musun Sera, senin enerjin çok ciddi, ister istemez seninle ben de ciddi oluyorum merak etme..
Sera: Ciddi olman istenmiyor, sadece artık büyü, bu yeter, bu gecenin sabahında büyümüş olarak uyanman bekleniyor, hepsi bu..
Ben: Ne kolay değil mi? Sadece bir gecede büyüyeceğim.. Merak etmeyin bunu da hallederim, ne olacak sanki, bu kolay..
Sera: Dalga geçme istersen, konu önemli..
Ben: Farkındayım merak etme, yoksa sen gelir miydin buraya, sabaha büyümüş olarak uyanacağım, bunu göreceksiniz nasılsa..
Sera: O’nun gidiş dönemi yakın ve seninle geçici olarak yine beraberiz ve bunun ötesinde biliyorsun ki çok uzun zamandır birlikteyiz.
Ben: Tamam, biliyorum..
O: O hassas dengede ol, kalbin ve aklın tam ortasında, geceyle sabahın tam arasında, o hassas dengede, ben hep sevgindeyim, yine geleceğim..
Ben: Biliyorum geleceksin son bir kez daha, sevgindeyim biliyorum daima..
Sera: Her şey yolunda ve tam olması gerektiği gibi, sadece artık bu sabaha kadar büyü, bu kadar..
Ben: Sabaha büyümüş olacağım hiç merak etme, zaten etmezsin ya, bu da neyse..
Sera: Tamam..
O: Tamam..
Ben: Tamam..
