Olduğumuz yer iyidir, gitmek istediğimiz yere oradan gidilir. Olduğun hali ve yeri yok sayma, her işin asıl enerjisi oradan gelir.
Seçimler..
Bazı koşullar ve seçimlerimiz bizi buraya getirdi, geriye dönüp onları değiştiremeyiz ama şimdi yapacaklarımız her şeyi yeniden şekillendirebilir.
Şimdi..
Sanki bir yapılanmadan geçiyor gibiydik ve şimdi o durgunluk bitti. Artık yeni hedefler ve güzellikler zamanı.
Gibi..
Serin esen bir ilk yaz sabahı, çiğ düşmüş çayırlara sol gözünden akan çiğ damlalarının düşmesi gibi ya da hafif serin ilk yaz sabahında kalpteki neşe damlalarını kuru toprak yolun çekmesi gibi , işte aynen bu tarif edilen gibi. Ya da serin bir ilk yaz gününde zihin bilinmez, kalp suskun, göz sulu gibi.
Ama başka bir şey daha var, dengeyi sağlayan bir unsur gibi, zihin ve kalpten daha baskın ve kişiyi tutan bir şey gibi. O dengeyi sağlayan hafif bulutsu anlaşılmayan şey, gözettiği bedeni her koşulda sağlam tutmak ister gibi. Ve insana her koşulda güven veren tutunacak dal veya her koşulda açık yuva gibi.
İşte aynen bu açıkça 🙂 anlattığım gibi.
Elma..
Bugün elma yemedim, belki de ondandır keyifsizliğim.
Başlayan- biten..
Başlıyor ve bitiyor her şey ve arada bir şeyler yaşanıyor. Bitene istersen tekrar can verebilirsin, canlananı bitirebilirsin ama yeni şekliyle.
Doğum- ölüm..
Aslında insan için mutlak gerçek iki tane; doğum ve ölüm. Diğer her şey bu iki referans arasında yol alır. Bu ikisi insanı eşitler, adildir, mutlaktır. Ve gerisi sadece algıladıklarımıza verdiğimiz anlamlardadır.
Zor- kolay..
Hayat zor dediğimiz anda bir durup düşünmek gerekir. Her şey zıddıyla var olduğuna göre aynı zamanda hayat kolay olmalı.
Bu durumda ikisinin arası sadece bakış açısı, her şeyi çok katı ve değişmez sanışımız, kurallarımız, ilkelerimiz, yıkılmaz, mutlak sandıklarımız.
Bazen- biraz..
Yaşamak bazen ne kadar kolay ve bazen ne kadar zor. Muhtemelen ikisi arasında bir şey olmalı, biraz hafif ve biraz akışkan gibi.
Erik ağacı ve ben-2..
Ben: Sevgili çiçeklerle bezenmiş erik ağacı, nasıl da mutlu görünüyorsun, bunun sırrını bana da versen (an’a hayranlık, tecelliyatı görme).
Acaba sahiden mutlu musun, bunu nereden bileyim? (Şüphe) (Akıştan kopuş)
Erik ağacı: Mutluyum çünkü olduğum gibiyim, kendi gerçekliğimde. İnsan da olduğu kişi olursa mutlu olur.
Yaratıldığın gibi kendin olursan mutlusun çağlar boyunca.
Ben: Ama insanın bilinci var, iradesi var, ağaçlarla bir değil ki?
Erik ağacı: Mutlulukla, bilincinin bir ilgisi yok. Zaten yaradılış bilinci mutluluk, memnuniyet üzerine, bunu o iradenle tekrar düşünebilirsin. Olduğu gerçekliğin içinde olan mutludur yaşamaktan, gerçekliğinden sapan ya da sapma anlarında olan şüphededir ve mutsuz.
Ben: Anladım düşüneceğim, bu arada güzelliğine hayran olmamak elde değil.
Erik ağacı: Sen de güzelsin, kendin olduğun anlarında.
Ben: 🙂
