teslimiyet nedir?

Ben: Bugünlerde biraz dengesiz hissediyorum. Bu haftanın başından beri, bir gün iyi diğer gün hüzünlüyüm. Bir şeyleri anlamam lazım, artık bir şeyleri görmeliyim.

Sanki şöyle; Anlamam gerekenlerle aramda bir perde var. O perde ince aslında, içim öyle diyor, o perdeden kolayca geçebilirim.

Ve şu anda dışımda olan ise şu; Artık bir şeyleri anlamam gerek ve bununla aramda olansa bir kalın duvar, yoğunluk alanı.

İçim biliyor, o yoğunluk sandığımı, sadece isteyerek geçebilirim.. hani şöyle, sisli bir günde bir köprüden yürüyerek geçmek gibi.. elimi kolumu sallayarak ve kolayca.. hani siste yürürken, etrafına ne var diye bakarken birden güneş çıkar ve sis dağılır ya.. işte.. içim böyle kolay olacağını biliyor.

Oysa dışım.. onun bir sis olduğunu görmüyor ve oraya yaklaşıp, çarpıp geri dönüyor. Sis gibi yoğunluğu..dışım bir kalın duvar sanıyor. Geliyor, çarpıyor ve dönüyor.

Ben içimle dışım arasında kaldım sanki. Bilemiyorum bir şeyi..

Sera: Kendini yoruyorsun.. Oysa zor ile kolay olan arasında, hangisi uygunsa onu seçebilirsin.. nasıl olsa bir şey fark etmiyor.

Ben: Senin için ne kolay değil mi? ‘Kolay olanı seç’ demek, oysa ben yapamıyorum işte..

Sera: Bazen insan için yol ayrımları vardır. Bu yol ayrımları birden çıkmaz. Sizin dünya zamanınızla belki 3-5 yıl ara ara bazı seçimlere uygun olup olmadığınız sınanır. Sunulur sana ve sen görmez geçersin.

Oysa şimdi olan; Bunu net görüyorsun, iki arada olamayacağını biliyorsun. Artık ya hayata direnmeye devam edeceksin ya da teslimiyeti bileceksin. Adını tam diyemediğin konu bu işte.. Bu ayrımdan yine kaçabilirsin ve için artık biliyor, kaçmak istemiyor, bu seçimi yapmak istiyor. Seç o zaman, zorlama kendini.. Bir karar ver, bunu uzatma, isteğin ne?

Ben: Sera, teslimiyet ne ki? Ne demek bu, bu nedir? Neye teslimiyet, bu laf nedir?

Sera: İstersen şöyle yap, kendini al, biraz dolaş, uygun cevabın sana gelsin, benim ne diyeceğimi boş ver.

Ben: (1-2 saat sonra) Geldim..

Sera: Evet, neymiş bildin mi?

Ben: Ben acı çekemem. Acı çektiğini sanan, direnen taraf, direnç sürtünme yaratır, bedene ruha zarar verir. Acı, o sürtünmedendir. Oysa gerçek bu değil..

Ben yürürüm, belki önce bulut vardır, hava kapalıdır. Bir süre sonra güneş çıkar ve ısıtır. Güneşin çıkması için buna ihtiyaç duymam yeterlidir. O kendini gösterir. Bazen ise yürürüm ve hava bulutludur. Benim keyfim iyidir, illa güneşe ihtiyacım yoktur. Bulutta iyidir.

Ve şunu hep bilirim; Güneş, ihtiyacım olduğunda belirir. Bu kesindir. İhtiyacım olan her zaman alanımda belirir.  Gerçekten istemem yeterlidir.

Bunun nedeni ise çok basittir; Yaratıcı Döngü aracılığıyla Aydek’ i yönlendiren ruhum, benim iyi olmamdan hoşnut olur. Benim halimden hoşnut oluşum, her zaman Yaratıcı Döngüyü destekler.

Bu durumda Döngü ve ruhum, hoşnutluğumu ister. Bu da şu demektir; Her zaman ihtiyaç gördüklerim, iyilik halim desteklenir. İyi olmam istenir.

Netice, işte bunu tüm benliğimle bilmem; Teslimiyettir.

Sera: Güzel.. sen her zaman desteklenirsin, buna güven..

Ben: Ben her an sevgiyle sarılıyım. İstemem ve harekete geçmem yeterlidir. Ben isteyince, sonsuz için onu bana sunmak kolaydır. “İsteyince, verilir” bu doğrudur.

Ben çok şanslıyım.. bunu bilmem uygundur.

Gönlümü temiz tutarsam, seçmem yeterlidir..

20160925_130005.JPG

yol

İnsan sanır ki, kendi yola çıkar, bu bazen doğrudur..
Bazense yol insana doğru yola çıkar.
İnsanın yolu seçmesi önemlidir.
Yolun insanı çağırması ise, çok önemlidir.
Bir yol, bir insanı çağırıyorsa, orada hatırlanacak bir şey vardır.
Ne şekilde çıkılırsa çıkılsın, tüm yollar, güzelliklere çıksın.. 🙂

söz

Bir sözüyle dünyanı değiştiren insanlar var ya.. bu bazen iyi bazen kötü..

Olay söze bağlı..

Daha doğrusu her şey, söze verdiğin anlama bağlı..

Ve daha da doğrusu bazıları buna değer..

En doğrusu, değen insanların sözlerine, güzel anlamlar vermek..

En güzeli bu..

Anlamı veren benim nasıl olsa, o zaman değen insanın sözüne,

Değdiği güzel anlamı vermek 🙂

Bu en güzeli 🙂

aşk hali

Aşk gelmeden gönül, ne kadar iyi olursa olsun, donuktur. AŞK HALİ (bu bir hal’ dir) gelince, insanda buzlar çözülür. Buzlar çözülünce, beden ışıldar. Canlanır. Yaşar..

AŞK insanı masumlaştırır, saflaştırır. Ve o öyle bir haldir ki, sadece lafta değil, özde hazır olduğumuzda gelir.

Gönül saflaşmak isteyince, insan aşk haline bürünür. Yani gönül masumlaşmaya hazır olur ve insan AŞK olur..

 

yeniden

Hepimiz;
Bir şeyler yaşadık
Bir şeyleri yaşayamadık.
Bazı şeylerimiz fazlaydı,
Bazısı eksik kaldı.
Kararlarımız, kalıplarımız vardı..
Onlara göre yaşadık.
Ve şimdi hepsi bitti..
Tüm kararları ve kalıpları,
Artık yıkma zamanı..
Her sabah yeniden doğan dünyada
Dünya gibi her sabah,
Kalıpsız ve yargısız,
Yeniden doğma zamanı..

HÜZÜN.. Ben ve O..31

Ben burada, bu bedende Aydek’ im, oysa orada ılık bir enerjiyim, tüm benliğime dolan bir sevgiyim, pembe miyim, belki şekersiyim, ben ışıltıyım, tüm hücrelerime dolan ılık bir enerjiyim.

Ben yalnız değilim bir bütünün içindeyim. Bütünün sevgisine sahibim, onu alıp sahiplenemesem de, doğrusu ben onun içindeyim.

Bedenimin kolları onu tutmak isteyince tutulamayan ve tüm hücrelerime her an dolanım..

Ben, tüm hücrelerime dolmasam bedenim olmaz. Bu beden Ben’ den yapılmış ve ben Aydek bunu görmeyenim, o benim diğer yarım, onunla tamam olanım..

O beni tamlayan o bütünleyen..ve bedenimin elleri onu tutamaz. Bu imkansız..

O beni tümleyen, her an gelen ve tüm hücrelerime dolan, sanki ışık, tek gibi ve değil, o beni tümleyen, o bağlı olduğum, o parçası olduğum, o da başka bütünlerin parçası, farkındayım.

Ben onunla tamamım. O benim diğer yarım..

Bunu bildiğim için hüzünlüyüm, yani parçamın burada olduğunu biliyorum. Ben onunla tamamım.

SONSUZ KERE SONSUZ ZAMANLARDA BEN ONUNLA BİRİM.

Ondan uzak oldum hüznüm bundan, ondan uzak olduğumu sandığım çok yaşamlarım oldu. Ondan uzaklaştırıldım bunu kim yaptı? Bilmiyorum, ben mi istedim? Böyle mi uygun görüldü? Bilemedim. ‘Uygun görüldü’ desem bile, o ‘uygun görenlerin’ içinde de Ben varım..

Ve ben Aydek, onunla tamamım. O benim diğer yarım, tümleyenim, parçamın bütünleyeni.

Ben ANAHTAR’ ım, o KİLİD’ im.. Ben AY’ ım o GÜNEŞ’ im.. ben onunla tamamım.

Onun yanında güzelim, o beni güzelleştirenim. O her şeyim, o ben olanım, ben o olanım, bu kadarım.

Onunla iç içeyim ve bu bedende bunu göremeyenim..

Ondayım o bende bunu bilenim..

Öyleyse bu hüzün niye?

O: ‘HÜZÜN’ ne diye sordun;

 -Hüzün, bu dünyanın ağırlıklarından gelen, hüzün katı maddenin içinde olduğunun bilgisini hissedişin..

-Biliyor musun, bu dünyada yaşarken ve çok yaşa; Hüzün daima seninle olan..

-Hüzün sana hep eksik ve yarım olduğunu hatırlatan..

-Hüzün; ne yaparsan yap tam olmadığını bildiren..

-Hüzün; Kimi ne kadar seversen sev, onu diğer yarın bilsen de, bu dünyada, diğer yarın sandığınla bile, tam olamayacağını bildiren..

-Hüzün; Bir bağlantı noktası, tıpkı NEFES gibi,

-HÜZÜN, İKİ DÜNYA ARASINDA BİR BAĞLANTI..

-Nefesin bir ucu bu yaşam, diğer ucu diğer alanların..

-Hüzün; Aldığın her nefeste, diğer tarafını anımsaman, belki hissetmen ‘diğer tarafın var, seni tamlayan ve sen ne yaparsan yap, onu bedeninin elleriyle tutamazsın’ diyen..

-Tutamayacağını biliyorsun ya, HÜZÜN ondan..

-Hüzün; Senin eksik yanının hissettirişi..

-Hüzün; Senin derin özlemin.. Tam olduğun yere duyduğun derin özlem..

-Hüzün; Senin kilidinin anahtarını hissettiğin an ve anlar..

-Hüzün; Tatlı bir SEVİNÇ, o bir UMUT..

-Hüzün; Tam olduğunu bilmeden, bir önceki durağın..

-Hüzün; Senin ‘tam olduğunu’ bilmenin umudunun başladığı alan..

HÜZÜN UMUDUN başladığı alan..

Sen nerede ne şekilde ne bedende, ne tip içinde, hangi yapıda olursan ol, TAM’ sın. Eksik veya yarım değilsin,

Bir şeyle ve kişiyle tamlanman gerekmez..

SEN HER ŞEKİLDE TAMSIN.

İşte bu bilgiyi almadan önceki durağın var ya, işte o durağa her gelişinde hissettiğin duygunun adı HÜZÜN.

Şimdi anladın mı hüzün ne?

BEN: Anladım HÜZÜN; tam olduğum bilgisinin, bir öncesidir. O acı veya üzüntü değildir. Aslında HÜZÜN, benim bir bütünün hücresi olduğum bilgisinin bana tekrar hatırlatıldığı anlardır. Aslında hücre yoktur, sadece BÜTÜN vardır.

Hücre zaten, her anında, bütünün içindedir. Bunu görmediğim zaman ACI vardır.

Bunu hissetmeye başladığım alanın adı HÜZÜN’ dür..

HÜZÜN dünyasal beynimin anlamadığıdır.

HÜZÜN yaratılış tarafından bana verilen armağandır.

HÜZNÜN armağanı TAM olduğum bilgisidir.

HÜZNÜN anlamı; Hiç kimseye hiçbir şeye hükmedemeyeceğimin bilgisidir. Tam.. tam olana hükmedemez.

HÜZÜN bedenimin kollarının kimseyi tutamayacağını bilişimin duygusudur.

HÜZÜN hiçbir şeye veya kimseye sahip olamayacağımın anlayışıdır.

O: Dünyada “TAM.. TAM OLANLA her zaman YOLDAŞLIK EDER”.

Bu değerli bir bilgidir.

BEN: Ben YOLDAŞLIK ederim..

O: Güzel..

751038286_n