Olan olduğuyla, olmayan olmadığıyla kalıyor, ne ilginç..
Yazar: Aydek Sultan Özdemir
herkesin doğrusu kendine
Herkesin doğrusu, zamanı kendine, bunu önemsemeyin. Bazı şeyleri zorlamayın, bununla birlikte sizi rahatsız eden duygu ve duruma teslim de olmayın. Farkedin onu, bekleyin bakalım derdi ne, ne istiyor sizden hissedin ve ona çokta takılmayın. Onu düşünerek güçlendirmeyin, nasılsa gidecek, sabredin ve onun siz olmadığınızı hissedin. Ve şunu bilin, İnsanız ya, hepimiz için her duygunun herşeyin bir zamanı var ve bu zaman hepimiz için farklı olabiliyor. Sabır yani iyilikler mutlaka oluyor, sen ne verirsen etrafına, sana o geliyor. Düzen böyle anlayın. Neşeyi sevgiyi aşkı teslimiyeti güveni hepimiz farklı yaşlarda hissedebiliriz.. sabiti yok bunun. Bize düşen sabırla bu duyguları istemek. Ve neticede hayatımızda olan her şey tam zamanında ve tam istediğimiz şekilde oluyor, Ee daha ne olsun hani.

ne varsa bende var
Ne varsa Ben’de varr.. Bu gerçek.. Ben’im olmadığım bir dünyanın ne anlamı varr. Ben’im için, dünya ben olduğum için varr.. Ben olmayınca, hiç bir şeyin anlamı yok.. Maksat bencillik değil, bu gerçekk.. İyiki Varımm.. İyiki bu dünyayı güzelleştirenlerdenim..
Bu işin bir yanı, diğer yanı da var. Aslında ben kendimi yok saysam her şeyle daha katışım içinde olacağım, O’ndan olacağım. Her şeyle Bir olacağım.. Anladığım kadarıyla bunlar aşamalar ve Var olduğumu kabul etmeden, her şeyle Bir’liği anlayamam. Bu nedenle öncelikle ne varsa Ben’de Varr..

zihinler serbest
Bazen çok basit bir cevabı zihnimizi serbest bırakmadığımız için, gözünün önündekini görmeyenler gibi, farketmiyor olabiliriz.
Özellikle sorun olarak gördüklerimize, biraz dışardan bakmak gerekebilir. Sanki biz değilde, bizim ikinci bir kopyamız var da, değerlendirmeyi ona bırakmışız gibi. Birazda O çalışsın canımm, biz mi çözeceğiz her konuyu.
Bu nedenle bugün cevapları bulmak için zihinler serbestt.. ikinci kopyalar çalışsın biraz.. biz keyfimize bakalım, O’na bırakalım konuları çözsün.
Akşama hepimiz aradığımız tüm cevapları bulmuş olalım emii..
Kendimizi de çok zorlamayalım, cevapların birini bile bugün bulsak yeter.. Nolacak sanki, kismetse başka günlerde varr, rahat olalım yahuu..
Ee hadi gün başladıı ve zihinler serbestt ve çözümler kolay olsun.

kalp
Kalbin yanması ne demek bunu biliyorum, bilme nedenim için çok şükrediyorum. Neyi yanlış yapıyorum ya da yanlış doğru yok bu konuda kabul yanii.. Zamana bırakmak dedikleri ne olaki, bu nasıl yapılır ki.. Bunları zamana bırakmadan anlamalıyım. Yoksa kalbim yanıyor çünkü ve ben kalbimin ve ruhumun her daim ferah olmasını istiyorum..
sonbahar ve ben
duyarlılık-duyarsızlık
“Biz insanlar birbirimize çok duyarsız davranıyoruz. Pek de umursadığımız yok diğerlerini, bencillik diz boyu hepimizde. Diğerlerinin hali çok da önemli değil bize. Sadece kendi dertlerimiz ve halimiz önemli”, Zihnimde bu sözler ile ve gözlerimde yaşlarla yolda yürürken (toz kaçtı tabiki de), hemen o anda bir kadın büyük bir nezaketle, akan gözlerim için mendil verdi iyi mi? İçimden geçen söz için nasıl utandım anlatamam yanii.. Dünyada duyarlı insanlar o kadar çok ki, bunu tekrar ve anında farkettirdin ya, Ee ben ne diyeyim daha Ol’ana..

bir şey yok..
Şimdi bir de şu var, hani zaman zaman hepimizin kafası karışıyor ya aslında bu dünyanın yalan dünya olduğunu da biliyoruz ya olan bir şey de yok aslında. Bir şey yok aslında rahat olalım gerçekten, olan bir şey yok yanii, sadece zihnimizin olduğunu sandıkları var..
ırmak olan aydek..
Ben sandım ki her şey birileriyle güzel olur, birileriyle yapılınca mutlu olunur.. İnsan her yaşta yanıldığını anlayabiliyor ne güzel.. Meğer her şey benimle.. ben yapınca güzelmiş. Her şeyi neşe yapan, huzur yapan veya yapmayan benmişim. Ne güzel ya seviyorum kızım seni.. Varlığınla dünyamı var eden, neşe veren huzur verenim… Hep başkalarını kaynak sandım.. meğer pınarımın kaynağı benmişim.. yukardan gelen pınarımın, dışarı akacak oluk kısmı benmişim , pınardan sızıntı gibi olsa da akan benmişim.. önemli değil ince akması.. akıyor ya sen ona bak dermişim..
Şimdi bir çocukluk anısı.. Ben küçükken bir ay dedemin köyünün yaylasında kalmıştım. Yayla Binboğa’nın eteklerinde, öyle ağaç yok.. bol yeşillik ve bozkırın bahar hali. Çok severim ben bozkırı yani.. onun sonsuz fırsat ve macerasını. O yaylanın dağlarında bir pınar bulmuştum. Nerden baksan 30 küsür yıl var yani.. her gün o incecik pınarı temizlerdim yeniden.. doğaya dış çevreye inat, temiz pak aksın, görünsün diye.. ordaki böcekleri bile hizaya sokardım hani. Ve sabah gelince pınar yine eski haline dönerdi ama sonunda ben de kazandım pınar da kazandı. Irmağın doğallığı ve benim bitmez mücadelem birbirini dengeledi.. Irmak çevreden mümkün olan en az şekilde etkilenerek ve kendi varlığını koruyarak akmaya başladı.
O yazın sonunda benim çocuk emeğime hediye.. köylüler bu pınara ‘Aydak pınarı’ dedi.(dedem ve köydekiler “Aydek”deki “e” yi kullanamaz “Aydak” derdi bana) ve pınarın adı bu kaldı.
Benim artık görmediğim yaylada, adı Ben’ olan bir pınar var yani.. şimdi yıllar sonra bu anı geldi aklıma, vardır bir hayrı tabii.. keyifle akmaya devam etti..ince ışıltılı kararlı küçük ırmak..kar suyundan oluşan ve kaynağı hep var olan. İşte o ırmağım ben. Görmesem de ırmağımdan birkaç yılda bir selam gelir bana.. Sağolsun selamı gönderen kaynak ben ve getiren sen. Gitmesem de biliyorum.. adı ‘Ben’ olan ince de olsa hep akan bir ırmak var yerinde ve bugün kendini bana anımsatan kalbimin çocuk köşesinde.. yani en masum yerimde..
sonbahar demek
Sonbahar eskiden hüzün demekti bana.. ilk gençlik yıllarımda. O zaman da yapımda buna müsait tabii..
Şimdi ise sonbahar olgunluk demek. Daha güzelleşmek demek, yüzünü okşayan, bazen arkandan sertçe vuran rüzgar demek.. yerde savrulan sıcak renkli yaprak demek.. bağdan gelen üzüm demek..ağaçlarda güneşin açısı ile değişen ışıltı demek.. küçük hırkalar, şallar..çoraplar demek..
Vee en önemlisi kalpte hala devam eden yaz sıcaklığı demek.. Ne mutlu sonbaharda “Sonbahar ruhu”nda olana.. Meali güzel olana, ışıltılı olana ve olgunlaşmış olana ve tabii ki bunun kendinde ve etrafında farkında olana..
