günah, hata, kusur

Şu insanlar ne tuhaf, her şey ya hep ya hiç olsun isteriz. Oysa şunu unuturuz, insan hatasız olmaz. Neden olmaz? Cevabı basit aslında, yaratılışın gereği budur, dünyanın ikilikten yaratılmasından dolayı biz her şeyi zıddıyla görürüz, iyi kötü, kadın erkek, gece gündüz, melek şeytan vs gibi. Bu durumda “Kul kusursuz olmaz”, kusursuz olmaya çalışmak, yaratılışın bir ucunu kabul etmemektir, bunu yapamayız çünkü iki farklı uç dünyayı yapar. Bazen hep iyi olduğumuzu sanırız, sadece kendimizi kandırırız, hatasız olunmaz.

Hata, kusur denen şeyler, dinlerin günah dediği kavramlardır. Her insanın günahı olur, hatasız olan sadece döngü yani bütündür. Bu durumda pürü pak değiliz. Bazen birine kötü davranırız, yaparız işte günah dediğimiz şeyleri. Önemli olan hiç hata yapmamak değil, bunu sonradan anlayıp düzeltmeye çalışmak, af dilemektir çünkü günahsız olmak mümkün değildir. Af kapısı bunun için her zaman açıktır çünkü zaten yapacağımız biliniyor çünkü burası iki uçlu bir gezegen.

Bu arada o af dilemek konusu çok önemli işte, samimi ve dürüst olmak, gerçekten içten gelen bir şekilde yaptığının yanlışını anlamak, yoksa korkudan başıma bir şey gelir diye değil, içten şekilde af dilemek. Her zaman hata yaptığımız insanların yüzüne konuşma imkanımız yoktur, o kişi burada olmayabilir, olsun O kalpleri bilir unutmayalım. Af dilemek, içinde gerçek bir değerlendirmeyi ve bilgiyi öğrenmeyi içerir çünkü düşünmüşüzdür ve kendi yanlışımızı anlamışızdır. İşte bu çok önemlidir, yani davranışlarımızın geri bildirimini yapmak, yani TEFEKKÜR.

Birde kuralcılık yapmasak ne güzel olur, hani içki içmenin, bir insanın hakkını yemekten daha hata olduğunu düşünenler vardır. Yani hata yapacağız el mecbur, en azından makul şeyler olsun, şekilci şeyler değil.

Hani dinlerde şirk koşmak denen şey aslında bunu ifade eder, kul kusursuz olmaz, hata yap çünkü bu öğrenmenin gereğidir, diğeri yani hatasızım demek, kibre bile girer.

Hata kusur günah, ne dersek işte, en azından makul olsun ve gerektiği zaman değerlendirme yapıp özür dileyebilelim, bunu neden yaptığımızı anlayarak, “İnsan kendini bil” sözünü anlayalım. Kendimizi kahretmeyelim yani, acılar içinde, suçluluk içinde kavrulmayalım çünkü bu acı döngüsü çok önemli ve ayrı bir günün konusu olsun. Af, özür samimiyetle olsun, çıkar korkusundan değil, safiyet içinde olsun, bunun içinde kendimizi objektif değerlendirmemiz gerekir, yaptıklarımızı düşünmek yani TEFEKKÜR.

Hiçbir insan ben saf beyazım, temizim diyemez, bu olmaz. Dünya bir oyun sahnesi ise, oyun oynarken herkes kirlenir ama az ama çok ve bu kirlenmeyi nelerle yaptığımız bizim için önemli olandır. İnsanların canını, hakkını, yaşama hakkını gasp etmemek önemli olanlardır. Yinede her kirlilik saf yürekle yapılan değerlendirme ile yapılan af ile bağışlanabilir, bu bize karanlık taraftır, neyin af olacağını bilemeyiz çünkü insanın hatasını anlayan kalbi sadece o görür, o kalbin gerçek pişmanlığını, masumiyetini o bilir, biz işin bu uç noktasında yargı makamı değiliz, yargıyı vicdanlar yapar. İnsanların yaptığı bir suç varsa dünyasal anlamda onun yargısını yapmak ve cezasını vermektir. Vicdanın verdiği cevabı bilemeyiz.

Netice hiç hatasız, biz kelebeğiz, meleğiz, saf ışığız demek saçma olur, bari hatalarımızda vicdanımızın altından kalkabileceği gibi olsun. Gerçi vicdanlar her hesabı adil bir şekilde yapar ve ödemesi gereken hakkı, hak sahibine verir.

İyi olalım ama “iyinin içindeki kötü”yü unutmayalım, onu yok sayamayız çünkü dünyanın yaratılışı bu şekilde, yok sayarsak bir ucu inkar etmiş oluruz. Kötü yanlarımızda olacak bari tatlı olsun, altından kolay kalkabilelim.

images

11 thoughts on “günah, hata, kusur

  1. Zıtların savaşıdır hayat,
    Bir şeyi daha iyi tanımanın,
    Ve daha iyi tanımlamanın,
    En sağlam yoludur zıtlık,

    Zira kötü olacak ki
    İnsan iyinin değerini bilsin,
    Nefreti görecek ki,
    Sevginin önemini anlasın,
    Acı çekecek ki
    Hazzı yakaladığında daha sıkı sarılsın,
    Sıcakta kavrulacak ki
    Gölgenin kıymetini bilsin,
    Soğukta üşüyecek ki,
    Sıcacık yuvasını daha çok sevsin,
    Yani uzun lafın kısacası,
    Zıttın, Kuvvetine göre yön bulur hayatın…

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s