kalp

Fiziksel kalbin 4 kapakcığı var. Bu kapakcıklar bazı nedenlerle kireçlenebiliyor hem de her yaşta ve bu durumda o kapaklardan kanın akışı ciddi sorunlu oluyor. Burdan kan akarken kapaklarda bir zorlanma sesi “click” sesi duyuluyor ve öyle açılıyor yani zor açılıyor kalp. Kanın geçişi bu kapaklardan zor oluyor. Kişiye, hasta diyebiriz ona, hastaya acı veriyor ve hareket kısıtlılığı yapıyor. Kan subtil bir organ aslında ve duygusal olarak “sevgiyi” taşıyor manen. Ve aynısının aslı duygusal organ olan kalpte de geçerli sanırım.. Sevginin geçişine alışık olmayan kalp, manen zorlanıyor, sevgi bu kalpten geçerken acı veriyor. Çünkü bir şekilde açılması gerekiyor böylece. Ve bu duygu yeniden öğretiyor o kişiye. Bu duygu neden bu kadar etkiliyor anlaması gerekiyor kişinin. Öğrenmek iyidir her zaman, böylece bir engel daha aşılıyor o kişi için. Ve az şey mi, duygusal kalbin kireci, yani katılığı da açılabiliyor bir şekilde. Ve bazen o acının azalması zaman istiyor, bunu da sağlamak lazım o kişiye, çünkü önemli birşeyi hallediyor.

beden ve ruh

Bedenler vakti saati geldiği zaman bu dünyanın malzemesine karışacak kabul, çünkü ondan geldi ve ona gidecek. Ve o an gelene kadar her bir hücresi sevilmeyi hak ediyor.
Öyle bir sistem yapılmış ki bazı hücresi erken gidiyor dünyanın malzemesine, gidenin yerine yeni hücre geliyor, döngü biz farketmeden devam ediyor. Gel de sevme bu düzeni.. Hepimizin şekli şemali farklı, kabul ve bu şekillerin olabileceği en iyi formunu sağlamak bizim görevimiz, çünkü o emanet bize.. Beden, Ruhumuzun bize emaneti, bizim diğer yarımız. Yani, bir emanete nasıl özen göstermek gerekirse, öyle özenelim ve sevelim bedeni.
Ve şunu unutmayalım her şey dengede güzel.. Beden ve ruh dengede, o zaman yaşam daha kolay neşeli ve güzel.. Hem ruhumuza hem bedenimize aynı sevgi ve özeni verirsek zaten ol’an hep güzel.

fazla yük olmaz evrenden sana

Bu ara biraz daralıyorum ve ‘kaldıracağım dan fazla yük oldu bana, hiç aklıma gelmeyecek şeyler geldi başıma’ diyorum da…

Bir yandan da şöyle, evrenin düzeninde ve yasalarında “Hiç Kimseye Kaldıracağından Fazla Yük Verilmez ” deniyor…

Demek ki bu yaşadıklarımda bir hayır vardır bana, Ol’ması gereken Ol’uyordur benim için..

Yani bunu kaldırıp, halledeceğime güven duymuş ki, beni bu konularda test ediyor evren, Eee bu yüce güvene karşı bana bu güvene teşekkür etmek ve elimden gelenin en iyisini yapmak düşer değil mi?

Vee bende bunu yapacağım, “Hamdolsun  bu duruma, bundan muhteşem tecrübelerle ve arınmalarla çıkacağım”..

Ee kolay gelsin artık bana ve tüm ihtiyacı olanlara..

11050775_10152734034388297_1905972348115903656_n

teslimiyet

Bir karar aldıktan sonra ve evet o kararı uyguladıktan sonra olan şey artık teslimiyet, bunu anladım nihayet. Çünkü sen yapabileceğini yapmışsındır, gerisi enerjilerin, evrenin, Yaradanın işidir artık. Muhtemelen kader ve kısmet lafları da bunun içindedir.

Bu verdiğin kararı uygulama aşamasından sonra yapılacak olan, teslimiyet de olmakla beraber, kalbini iyi duygularda tutmak. Bu gerekli çünkü, niyetin iyi olmalı her daim, verdiğimiz her karar ‘iyi niyetle’ alınmış olmalı.

Ve koşullar o kararı değiştirmemize neden olabilir zamanla, bu da doğal, buna da uyum lazım ve her daim değişiklik gerekse de bunu da ‘iyi niyetle’ yapalım, kalplerimiz ferah olsun en azından..

Kararların uygulama aşamasında, farkında ve uyanık olmak lazım, yeni durum hakkında, saf ve aptal değil yani. Bir de şu var ‘iyi niyetle karar almak’, kendini yok saymak, önemsememek değildir. ‘İyi niyetle alınan karar’da kendin için iyi olanı düşünmelisin ve diğerleri içinde elinden geldiğince ‘iyi niyet’le karar vermelisin..

Artık gerisi teslimiyet ve güven, kendinden yüceye…

karar almak

Karar almak iyi bir şey ve aldıktan sonra kararı, üzerinde tekrar zorlamamak gerekir durumu. En kötü karar, kararsızlıktan yeğdir. Çünkü kararsız kalınca, beyin stress içinde ve alarm halinde oluyor. Karar anına kadar tüm hücrelerde stres hormonları, steroidler tavan yapıyor bu durum hücreleri hem hasta ediyor ve hem yaşlandırıyor. Hele de bu kararsızlık aşaması uzayacak olursa, durum daha da vahim oluyor.

Bu arada aldığımız karar, belki de yanlış karardır, yine de sorun değil. Çünkü %99 kararlarımız, o anki olay anı koşulunda doğrudur. %1-2 yanlış ve basiretsizlik halinde alınmıştır. Bunu sonra anlarız. Ve o sonra olan anda zaten, kararı ilk aldığımız koşullar yoktur. Koşullar değişmiştir, yorum farklı olmuştur.

Neticede aslında “Her karar, doğru karardır”, kasmayalım kendimizi.

Ortam ve koşullar değişirse, ilk aldığımız karardan vazgeçebiliriz her an, ne kadar geç olduğunu düşünsek bile, her karar, değiştirilebilir sonradan, yeter ki bir karar alalım yanii..

Bir de şunu gözardı etmeyelim, verdiğimiz karar sevgiyle ve hayırla alınmış olsun, bizim ve herkesin hayrına olsun, karar anında bunu kalpten dileyelim yani.

Hoşça kal 2015

Sevgili 2015 yılı seninle ilgili söylenecek o kadar çok şey var ki, kısası şöyle..
Hiç tanımadığın görmediğin biri bu kadar etkiler mi seni.. Vee evet etkiledi..
Hiç tanımadığın görmediğin biri bu kadar değiştirir mi seni.. Vee evet değiştirdi..
Bu yıldan öğrendiğimin özeti şu.. mesafe falan yok insana, hepimiz Bir’iz aslında..
Sevgili 2015 yılı bana o kadar katkın oldu ki, umarım benim de sana o kadar katkım olmuştur..
Sana her şey için çok teşekkür ediyorum ve sevgiyle hoşça kal diyorum..

new-years-eve-419862_640

Bu iyi

Bazen yaşarken, bir şeyleri hep aynı kalacak sanıyoruz ya..

 Aslında yok öyle bir şey..

Tabi bu bir insan olarak bize bazen iyi geliyor, bazen de hiç istemiyoruz bunu, hangisi işimize gelirse yani..

Ve gerçek olan tek şey var bu alemde belli ki, ‘Hiç Bir Şey Aynı Kalmıyor’ bu hayatta ve bilelim ki, o an anlamasak da bazen, bu bizim için iyi..