Rüzgar’a aşık Maya’dan

Maya çayını elinde tutup, bir süre suskun bekledi, sonra “ne anlatayım, yeni bir şey yok. Ben onun için kim olduğumu bile bilmiyorum. Yanında mıyım bilmiyorum, ne anlamım var bilmiyorum, sanki tam dokunacakken elimden kaçan bir yel gibi, ona dokunamıyorum. Bunları en baştan beri biliyorum ama zihnim şimdi sakinlik durağanlık sabitlik istiyor, ben çok yoruldum Ketu, yapamıyorum ama gidemiyorum da, bana yardım et” dedi.

Ketu “Peki ne olsun istiyorsun?”. “Biliyor musun Ketu, ilk defa ne olsun istediğimi biliyorum. Her şey çok klasik olsun, yanımda olsun, hep yanımda olacağına güveneyim, o benim sevdiğim, gönül eşim diyeyim. Sabah uyanınca yanımda olsun, gün içinde herkes kendi halinde olsa da akşam çay içerken yanımda olsun, mesela otururken ayaklarımı üstüne uzatayım, mesela koltukta uyurken üstümü örtsün, akşam yanında uyuyayım, uyurken bana sarılsın, bazen de ben ona sarılayım, bazen yatağın iki ucuna kaçalım mesela, sonra tekrar ortada buluşalım. Ona yemek yapayım, bazen de o bana yapsın, bazen kavga etsek de bana sevgiyle baksın, ona kızdığım zaman gönlümü alsın, mutfakta kek yaparken mesela gelip belime sarılsın. Mesela her istediğimde onun kokusunu duyayım, oda beni koklasın. Her anımda sevildiğimi ve değer verildiğimi bileyim, bende onu hep sevip değer vereyim. Bazı günler başımı dizine koyayım, saçlarımı okşasın mesela, canım desin, bende canım diyeyim. Bunlar işte, bunları istiyorum”.

Ketu bir süre sustu, sonra “peki bunları Rüzgar’a söyledin mi?”.

Maya “ne fark eder ki, o sadece günü yaşar, eğer gün bu dediklerimi getirirse onu yaşar, getirmezse sorun etmez, o iradelidir, olsa da olur olmasa da der. Oysa ben olsun istiyorum. Bunları istemem çok mu bilmiyorum. Bu hepsi” dedi ve sustu. Bir süre ikisi de konuşmadı, sadece yağmuru dinlediler.

MASAL TADINDA BİR GERÇEKLİK hikayesi..

Josephine-Wall-Titania-an.jpg

2016 ve mucizeler

2016’nın bitmesine sayılı günler kala yılla ilgili benim söyleyeceğim, mucizelerle dolu kendi adıma unutulmaz bir yıl olduğudur. 2016 sana çok teşekkür ederim.

Yıl içinde her anda hem ülkemizde hem dünyada insanlık adına çok acı şeyler yaşandı ve hala yaşanıyor. Bunun farkındayım. Ama şunun da bilincindeyim kaosun amacı bir şeylere tekrar düzen getirmektir ve onun getirdiği güzellikleri görmek meziyettir.

Hazır olmak, o karmaşanın içindeki güzelliği görebilmek, yıkıldım bittim öldüm derken tekrar dirilmek ve her olana rağmen yaşamın mucizelerini görmek.

Bir insan önce kendi mutlu olmalı. Bu sanıldığı gibi bencillik değildir. Kendi mutlu olmayan, kendine hayrı olmayan, dünyanın mutluluğuna nasıl katkı sağlar ki?

Mucizeler her an ve her yerde iş onu görebilmekte. Mucize, imkansız olan demek değildir. Mucize her an içinde olan ve görülmeyi bekleyendir. Yani beceri onun her an olduğuna inanmak ve görmek.

Mucize her şeyin sütliman sessiz huzurlu olması değildir. O bazen müthiş bir kargaşanın ortasında duran bir noktadır. Rüzgarlı bir fırtınanın tam ortasındaki sakinliktir.

Mucizeler hazır olanlara gelirmiş. Yani zihinlerimiz hazır mı? Hayatta mucize dediğimiz nedir? Ne olunca mucizedir? Büyük bir ev mi, yat mı kat mı para mı eş mi? Nedir sizin için mucize?

Mucizenin gerçekleştiği anda derin bir tatmin hissi vardır. Mucize ev yat kat eş değildir. O dünyanın ikili yapısı içinde (dualite, iyilik ve kötülük) güzelliği görmektir. Yaratılanın ve olanın güzelliğine hayran olmaktır. Mucize aşkı sevgiyi hissetmektir. Mucize güzel şeyler yaratmaktır, çalışmaktır yaratıcılıktır. Her yaptığını sevgiyle yapmaktır.

İnsanı en derinde mutlu eden, o severse severim, verdiği kadar veririm, yaptığı kadar yaparım değildir. Mucizenin içindeysen, beklediğin için değil sende olduğu için yaparsın. Mesela sevebildiğini anladığın için seversin, o da sevsin diye değil. Mesela yazabildiğin için mutlu olursun, herkes yazdığını beğendiği için değil. Yemeği yaparken mutlu olursun, herkes beğensin diye değil.

Tabi ki dünya yaşamı içinde yapılan şeylerin görülüp değer görmesi hepimizi mutlu eder. “Marifet iltifata tabidir” denir ya, siz sevin o da severse ne mutlu, siz sağlığınıza iyi bakın, bedeninizde buna cevap verirse ne mutlu. Siz yemeğinizi yapın, yiyen teşekkür ederse ne mutlu. Siz yazın çizin, beğenen olursa ne mutlu. Ama şunu hiç unutmayın, önce siz yaptığınızdan hoşnut olun.

Hani Nesimi’ye sormuşlar, yarin ile hoş musun? Oda demiş ki “Hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne?”

İşte o yapılan her işinizde ince ince yayılan haz keyif mutluluk, dünyanın ve bizim kaderimizin güzelleşmesi için gereken şey. Siz yaptığınızdan hoşnut musunuz vicdanınız hoşnut mu elinizden geleni yaptınız mı? O vakit kime ne?

Mucize kargaşanın içinde bu durumun sizin için iyiliğini görmektir. Mucize dünyanın kargaşası içinde bu durumun dünya için iyiliğini görebilmektir.

Yani yapman gerekeni her günde yapmak, çok abartılı anlamlar içinde olmamak, yaptığını kalbinin sevgisi ile yapmak. Başkalarının sözüyle beğeni veya yerişiyle değil kalp ve akılla yapmak, vicdanı duyarak yapmak.

Bazen yapmamız gereken sadece ayağa kalkmaktır, bazen sadece elimize bir örgü alabilmektir. Kalkamayan biri için kalkmak mucizedir, eli tutmayana örgü örmek mucizedir. Yani abartmak değil, yaratılan halimizin o andaki en iyisini yapmak.

Her zaman küçük noktalar bir araya gelir büyük bir resim oluşturur. Küçük güzellikler birikir dünyanın mucizesi olur.

Güzel bir hayat nasıl olur düşünün, önce onu hayal edin, sonra her gün irade ile adımınızı atın. Kalbinizin ve zihninizin kirletilmesine izin vermeyin. Bu devirde bunu sağlamak gerçekten irade gösterebilmeyi gerektirir. Öyleyse irademizi kullanalım. İrade göstermek bize verilen tanrısal bir özelliktir. Onun verdiğini kullanalım, daha iyi olalım. Biz olmayınca ne düzeltmeye çalışacağımız bir dünya var ne de düzelteceğimiz insanlar var unutmayalım.

Var olduğumuz için bizim için dünya var. Biz yoksak dünya bizim için yok.

Bu arada bu yılın bana verdiği pek çok şey içinde o iki mucizeye şükür doluyum. İşin komiği insan mucizeyi her zaman yaşarken fark edemiyor sonra anlıyor. Olsun nerede anlarsanız orada olur. Yine iki şükür dolu olduğum mucizede kişisel kaosumun ortasından çıktı.

Yani kargaşanın tam içinde huzur dolu bir alan var. Size sizi göstermek için yaratılışın size özel hazırladığı bir şey var. Eksiğinizi tamamlayacak olan, sizdeki yaratılıştan getirdiğiniz güzellikleri çıkarmanızı isteyen bir şey. Dünyanın ikilik yasası gereği insanoğlu zorluktan geçmeden, kendindeki kolaylık ve güzelliği göremeyebiliyor.

Netice hangi zorluktan geçerseniz geçin, para sağlık sevgisizlik nankörlük vs vs. Tüm bunlar ve bunlara aracılık edenler, sadece yaratılışın sizi daha iyi hale getirebilmesi için var.

Mucizeleri görmeye ve hayatımıza dahil etmeye izin verelim 🙂