Ayrı olunca sevdiğim her şeyi özlerim, ailemi, eşimi dostumu, tüm sevdiklerimi, oturduğum köşeyi, bardağımı, yatağımı, hele hele kedilerimi çok özlerim. Yine de sana duyduğum özlem nedense çok başka, yanında veya uzakta hep özlem doluyum sana.
Emek..
Bu çağın insanının hatalarından biri; bir şeylerin öyle, kendiliğinden, emeksiz, çabasız olmasını beklemesi çünkü gayret etmek istemiyor çünkü tanrısal iradeyi kullanmaktan korkuyor. Hatta o torpil bulup iş yaptırmalar da hep bundan, yani çabasız hak elde etmek, çağın, hele de maalesef bizim ülkenin gerçeği bu.
Kişisel gelişim konularında, yani insanın ruhsal zihinsel gelişiminde de bu böyle; insanlar bir şeylerin değişmesini ama bunu kendi için birilerinin yapmasını bekliyor, pasif tavır, kurban tavrı, muhtaçlık zihniyeti, kendine düşen tek şey parayı vermek ve doğru yanlış belli olmayan ama referans kaynaklı bazı bilgileri satın almak, sonrasının birden mucize olmasını bekliyor. Oysa insan katman katman, gelişim değişim ömür boyu, hem bedende hem zihinde hem ruhta. Öyleymiş gibi davranılıyor ama hayal et, pat diye hemen olsun gibi bir şey yok şu an dünya insanında, bu yalan, bir yemek nasıl pişiyor, bir iş dosyası nasıl oluşturuluyor, bir çocuk nasıl büyüyor, bir kazak nasıl örülüyor ya da bir roman, resim nasıl yapılıyor? Hep adım adım, ilmek ilmek, satır satır üstüne ilave edilerek oluyor. Kimse kimsenin yerine onun için bir şey yapmıyor, hazırcılık yok. Bazı konularda öyle sanılıyor ama değil, insan emek vermeli, çaba göstermeli, gayret etmeli, irade göstermeli, insan o zaman insan olma yolunda oluyor.
İrade..
İnsanın en büyük hatası iradenin kendiliğinden ortaya çıkmasını beklemesi ve tembelleşmesidir. İrade kullandıkça güçlenir, zorlayarak başlatılır, ilk adımı; yapmak istediğin için zorlanmaktır, ta ki kendiliğinden olana kadar. Ve o işi yapmak için harekete geçerken, ama’ları, off’ poff’ları, acaba’ları, şüpheleri bir kenara bırakmak zorundasın, yoksa başlamamak için hep bir bahanen olur, onlara uymadan, çok düşünmeden yapacağını yapmaya başlamalısın. Düşüneceğimiz kısım öncesindeki zihinde o işi tartmak, hesaplamak, biçmek işidir, karar verme, niyet aşaması düşünmeyi gerektirir. Ve fakat verdiysen kararını uzatmadan başla ki belki olur. Diğer türlü tüm hayat sadece oyalanırsın, bir robot gibi, kukla gibi oyuncak olursun diğerlerinin elinde. Netice; varsa hayallerin, yapmak istediklerin, ilk adımları zorla da olsa at ve başla. Bugün başlarsan belki yarın devamı olur, diğer türlü ömür öyle geçer gider. Geçirme onu anlamsızla, kendi anlamların için çabalarsan hayat daha güzel olur.
Hikayeciler..
Anlatıcılar ve hikayeciler olduğu sürece dünya için umut vardır. Selam olsun onlara.
Yaz günleri..
Yaz günleri böyledir, biraz pervasız, dışa açık ve aldırmaz.
Pembe beyaz begonvilli ev..
Bir kadın var hatırladığım, çok hasta bir kadın, onun tek hayali pembe beyaz begonvillerin duvarına sarıldığı bir evdi. Kadının bu hayalini dünyanın en güzel ressamı onunla tuvalde gerçekleştirdi. Çok hasta kadın o güzel kalpli ressamla pembe beyaz begonvilleri beyaz duvarına dolanmış bir ev yapmıştı ve kadın hayalini bir şekilde gerçekleştirdikten sonra öldü.
Farklılıklar..
Hatırladığım çocukluk travmalarının, yani aslında travma şimdiki zamanın lafı, doğrusu çocukluk yaralarımın, bana öğrettiği şey çok kıymetli. Öğrendiğim bilgi, farklılıklar iyidir, bireysel ve toplumsal gelişmemizi sağlayan farklı yanlarımızdır. Budanan bir ağacın dalının diğerlerinden daha canlı büyümesi gibi, o yaralarla bizim enerjimizi alırlarken aslında oradan daha çok canlanırız, hayat böyle, yaralar bizi canlandırır, güçlendirir. Ve hayatın renklerini sağlayan yaralardan çıkan ışıktır. Çünkü aslında farklılıklar aydınlanmamız içindir, ilahi düzende farklılık, büyük küçük, şişman zayıf, zenci beyaz vs yoktur. Bunlar hayat deseninin çeşitli yerleridir, yapbozun bütününü sağlayan parçalardır. Ve bütünü güzelleştiren bu değişik desenlerdir.
O yüzden korkmayıp, farklılaştırılmanın sahtelik olduğunu anlayıp, bu tür oyunlara alet olmadan yaşamanın gerçeklik olduğunu anlayalım.
Dinlen..
Ve bu gece sevdiğim kalbin kalbimde dinlensin🙏
Öylesine..
İlham veren hayatlar, destekleyici insanlar vardır ama bazen onların da ilham ve desteğe ihtiyacı olur. Bu doğal çünkü hayat düz bir çizgi üzerinde olmadığı gibi insan da dümdüz değildir. Her şeyin yıpranmaya, eskimeye, yok olmaya doğru gittiği bir dünyada bu kaçınılmaz gerçek. Ve insanın asli görevi; bazen insandan bazen doğadan bazen diğer canlı ve cansızlardan ilham alarak, o yıpranmayı, yıkımı tekrar farklı bir şekilde onararak sonlu bir hayatı anlamlı bir şekilde yaşamaktır. Netice; bazen destek ve ilham olursun, bazen de bunları sen alırsın, yerine göre alma ve vermenin güzelliğiyle.
Ses..
Dışarıda sessizleştikçe içeride cümlelerin seslenir. Onları duyar, işe yarar hale getirirsen gün gelir o cümleler ihtiyacı olana seslenir.