Merhamet..

Şu merhamet konusu var ya; kendine merhamet etmeden kimse sahiden merhametli falan değil. O olduğun beden, o olduğun kişi var ya, onu gör onu duy onu hisset, onun da hakları var. Yani merhametli, vicdanlı ol- ben dediğine. Ve zaten bu senden yansır her canlıya ve her şeye. Sadece merhametli ol!

Sonbahar..

Sonbahar veda vakti, baksana ağacın yapraklarına, hepsi renk değiştirmekte, belli ki yakındır düşmeleri.

Sonbahar huzur zamanı, baksana ağaca nasıl sakin, hiç sorun etmiyor gibi düşen yaprakları. Mutlaka bir bildiği vardır ağacın, süsleri giderken huzurda kalabiliyorsa. Ağaç biliyor olmalı, dış süsler dökülürken için süslendiğini. Şimdi sonbahar, belli ki dışa takılmayıp içi düzeltip, süsleme zamanı.

Haydi..

Her ne olduysa oldu, belki sen yaptın belki sana yapıldı ama her neyse olan oldu, o değişmez. İşte o yüzden ah vah etmeyi bırak ve olduğun güne bak, tam olduğun ana. Artık nasıl olmasını istiyorsan tam da o nefesini aldığın anda başla ve düzenle. Geçmişte olanı didikleme, o bitti. Hesabı neyse, alacak veya verecek, o gelecektir sana. O yüzden takılma.

Sadece bu anı tekrar vicdanlı ve güzel yap. Eskiyi dert etme, yarayı sen açtıysan bile. Bu günü güzel yaparsan ama gerçek bir dersle, affın nasıl geleceği bilinmez. Veya af gelmese de bedelini öder ve geçersin. Bedel acı olsa bile.

Orada takılma, yürü, işine gücüne bak ve birileri için bir şeyleri güzelleştir. Sadece kendi derdinle ah vah etme. Bak etrafına ne çok can var, pek çok acıdan geçmiş, bir sürü bedeller ödemiş ama sonra tekrar gülebilmiş.

İşte böyle, sadece kendine mercekle bakıp durma, birinden feyz al ya da birine bir şeylere sen şifa ol, bazen bir sözle, bazen bir gülüşle. Yap işte güzel bir şeyler. Öyle güzel yap ki şifa olsun herkese. Ve beklentide olma ama zaten güzellikler sahibini bulur daima. Sen sadece iyi yap, güzel yaşa.

Screenshot_2020-02-26-20-29-24

Düşünerek yap..

Hatalarımız, o zaman da bizim kararımızdı, yani kurban falan değildik. Belki öyle gibi davranmak, başkalarının yönlendirmesinde olmak o dönem için kolay geldi. Çünkü böylece yaptığımızın sorumluluğunu almadık, ne olduysa başkaları bize yaptı ve böyle düşünmek kolaydı. Böyle düşündüğümüz zaman kendimizi masum sandık, oysa masum falan değildik.

Zaten hata da yoktu, sadece öyle yaptık, sonucu öyle oldu. Ve şimdi devir değişti, devran döndü, bir şeyi cesaretin şu an az olsa da düşünüp yap. Ama tabi sen bir şeyi isteyip istenmediğin konusunda da kararsızsındır çünkü buna karar verdim demek de bir cesaret, yaptığının sorumluluğu demek. Bunu yapman da çağ atlaman demek. O zaman yapayım diyorsan, eksik gediğini iyice düşünerek yap, başkalarını suçlama ve kendini de suçlama, o an öyle uygun buldum de ve yap. Haydi yolun rast gelsin o zaman.

Akılla davran..

Bir yol var gidilen ve bir an var yaşanan, her şey basit gibi ama insanlar sade olmayı öğrenemedi. Dünya kaos içinde, kötülükler had safhada, insana doğaya hayvana yapılanlar, canın kıymetini bilmeyenler, ruhsuz, vicdansızlar var. Ve işte böyle zamanlarda ne yapmalı, nasıl yapmalı? Eğrilerin arasında elinden geldiğince doğru olmaya devam etmeli, olduğun çevrede ne yapabiliyorsan onu yapmalı ve olabildiğince zihnini sakin ve serin tutmalı. Ahlar vahlar boşuna zaman kaybı. Bir de böyle dönemlerde en önemlisi ruhen çöksen de bunu uzatma, toparlan ve yapman gerekenleri daha da iyi yap çünkü toparlanamayıp sersefil olman zaten o kötülükleri yapanların besini, onlara malzeme çıkarma. İnsan görünümlü her yaratığın insan olmayabileceğini anla ve onlara acıma, acıdığın zaman acıtırlar canını çünkü onlar can düşmanı, insan olamayan ruhsuz sefiller. Onları tanıyabilirsin, sadece gözlerine bak, ordan anlarsın kim olduklarını, içi boştur o gözlerin, işte onlardan sakın ve acıma, yoksa acıtırlar unutma. Netice özellikle böyle zamanlarda sakin kal, serin kal, akılla davran, yapabileceklerini yap ve bitap düşme.