İşin aslı kırıldığın, incindiğin, canının yandığı her noktada yapman gereken, sadece kendine dönmek, ruhunda acıyan yerlere, yarana bakmak. Evet kolay değil, evet bir günde hemen “oldu oldu, 777 vs” diyenler gibi hiç değil, yaranı deştikçe kanayacak, yani kalbin ağrıyacak, gözlerin yaş dolacak, evet kolay değil ama şifanın yolu sadece kendinden kendine, başka yolu yok. Yani o dışarda olduğunu sanıp, içini yaralayanlara, kendinde bakmalısın, neden bu yara oldu, bundan ne anlamalısın vs vs, içine, ruhuna soracağın soru çok, kendinle çalışmayı göze alırsan tabi. Ve yol belki de bütün ömür, böyle, bu şekilde kendini arındırman, anlaman, şifalanman ile dolacak, yani keşifler ve senden sana ruhunla aranda, başka aracı yok arada. Hayat belki de sadece bu, yani can acıtanların, seni şifalandırmak için olduğunu anlaman, onlar sadece buna vesile, yani sana hizmet etmek için varlar, böyle bakarsan. Ve bu vesilenin hizmetini görürsen, o zaman huzurdasın, huzurundasın. Hayat böyle, belki de daha iyiye gitmek için, güzellikleri görebilmek ve düştüğün yerlerde, bunu gelişmen için aldığın hizmet olarak görmek, ve sonra huzur. Başkası yok, senin dünyanda sadece sen varsın.
Şems-i Tebrizi’nin şu sözü gelir aklıma;
”Allah içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler” Anlattığınız gibi her zorlayıcı, üzücü, yorucu, kırıcı durumda ve onca hengamenin, hır gürün, sıkıntının ve hüznün içinde durup düşünürüm, bunu neden yaşadım, bura da bana anlatılmak istenen ne. Haktan gelen bu mektupta bana anlatılmak istenen asıl mesele ne. Hak bu mektubu bana göndermekle hangi eksiğimi tamamlamak, hangi fazlalığımı törpülemek, hangi kusurumu düzeltmek için gönderdi. Zira onca yaşanmışlıkların ardından öğrendiğim bir şey varsa, O da her başıma gelen olayda, karşıma çıkan her olumsuz yada olumlu insanda ve onun bana yaşattıklarında, karamsarlığa, hüzne, feryat figana, yada çok aşırı mutluluğa, coşkuya kapılmak yerine olayın özüne, perde arkasından anlatılmak istenene yönelirim. Neden, Niye, Ne anlatılmak isteniyor derim Zira bilirim ve inanırım ki Allah istemeden onun izni olmadan dalda ki yaprak bile kımıldamaz. Enam suresi 59.ayet söylendiği gibi “Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez” ve işte bu beni teskin eder, rahatlatır ve huzur verir, inanırım ki yaşadığım menfi yada müspet olay Haktan, benim için gönderilmiş bir mektuptur ve elimden geldiğince açıp, okur, anlamaya çalışır ve gereğini yapabilmek için uğraşırım…
Sözü biraz uzatmışım kusura bakmayın, her şeyin gönlünüzce güzel olduğu zamanlar dilerim…
BeğenLiked by 1 kişi
iyi ki uzun anlattınız, sağolun Mustafa hocam, amin 🙏
BeğenBeğen