Sevgili Kıvırcığım

Sevgili Kıvırcığım, dünya bizim için bir kere daha güneşin etrafında döndü. Zaten zamanın an’da yaşandığı yerde hep birlikteyiz. Bugün bir kere daha direkt temas ettik.

Sevgili Kıvırcığım seni düşününce gözlerim nedense hep yaşla doluyor ama merak etme bu mutluluk gözyaşları.

Saçımı hala sen gibi kullanamıyorum, yani arada dalgalı yapsam da, artık seninki gibi bukleli kıvırcık olmuyor. Zaten sen küçüksün ya sana o bukleler çok yakışıyor. Ben büyüdüm, bana böylesi daha hoş oluyor.

Canım Kıvırcığım, yılın başı biraz zor olsa da sonrasında muhteşem bir yıl yaşadım. Sen bunları biliyorsun. Her şeyin an’da olduğu yerde hep birlikteyiz çünkü.

Canım Kıvırcığım, gözlerim hala senin gözlerin, kalbim senin kalbin, halimde şeklimde hala sen var. Bunlarla beraber ben büyüdüm.

Dünya güneşin etrafında bizim için bir kez daha döndü Kıvırcığım.

Ben seni çok seviyorum, en masum halim, sevgili çocukluğum, Kıvırcığım, bebeğim benim..

Rüzgar’a aşık Maya’dan

Maya çayını elinde tutup, bir süre suskun bekledi, sonra “ne anlatayım, yeni bir şey yok. Ben onun için kim olduğumu bile bilmiyorum. Yanında mıyım bilmiyorum, ne anlamım var bilmiyorum, sanki tam dokunacakken elimden kaçan bir yel gibi, ona dokunamıyorum. Bunları en baştan beri biliyorum ama zihnim şimdi sakinlik durağanlık sabitlik istiyor, ben çok yoruldum Ketu, yapamıyorum ama gidemiyorum da, bana yardım et” dedi.

Ketu “Peki ne olsun istiyorsun?”. “Biliyor musun Ketu, ilk defa ne olsun istediğimi biliyorum. Her şey çok klasik olsun, yanımda olsun, hep yanımda olacağına güveneyim, o benim sevdiğim, gönül eşim diyeyim. Sabah uyanınca yanımda olsun, gün içinde herkes kendi halinde olsa da akşam çay içerken yanımda olsun, mesela otururken ayaklarımı üstüne uzatayım, mesela koltukta uyurken üstümü örtsün, akşam yanında uyuyayım, uyurken bana sarılsın, bazen de ben ona sarılayım, bazen yatağın iki ucuna kaçalım mesela, sonra tekrar ortada buluşalım. Ona yemek yapayım, bazen de o bana yapsın, bazen kavga etsek de bana sevgiyle baksın, ona kızdığım zaman gönlümü alsın, mutfakta kek yaparken mesela gelip belime sarılsın. Mesela her istediğimde onun kokusunu duyayım, oda beni koklasın. Her anımda sevildiğimi ve değer verildiğimi bileyim, bende onu hep sevip değer vereyim. Bazı günler başımı dizine koyayım, saçlarımı okşasın mesela, canım desin, bende canım diyeyim. Bunlar işte, bunları istiyorum”.

Ketu bir süre sustu, sonra “peki bunları Rüzgar’a söyledin mi?”.

Maya “ne fark eder ki, o sadece günü yaşar, eğer gün bu dediklerimi getirirse onu yaşar, getirmezse sorun etmez, o iradelidir, olsa da olur olmasa da der. Oysa ben olsun istiyorum. Bunları istemem çok mu bilmiyorum. Bu hepsi” dedi ve sustu. Bir süre ikisi de konuşmadı, sadece yağmuru dinlediler.

MASAL TADINDA BİR GERÇEKLİK hikayesi..

Josephine-Wall-Titania-an.jpg

Ben ve Ketu

Ketu: O iş öyle olmaz Aydek canım, her ne diyorsan o dediklerini yapmaya önce kendinden başla. Hiç unutma hem de hiç, önce kendin. Zaten başka bir şey yapman gerekmez.

Sen kendini motive et önce, önce sen sakin bir deniz ol, önce sen ışık ol, önce sen gerçeği bil, önce sen mesut ol. Hepsi bu kadar işte.

Bu bir süreklilik, hiç bitmeyen başlangıcı sonu olmayan, işte o yüzden dünya tecrübenize yolda olmak denir ya, hani başı sonu olmayan yollar olur ya, o yol nerden başladı bilmezsin. Yolun bir yerine seni bırakırlar. Yapabildiğin kadar gidersin. Bu yolun ne kadarını gideceğin tamamen sana bağlıdır, bilmezsin. Hep dışarıdan, görünen ve görünmeyenden müdahale edildiğini sanırsın. Oysa yalan bu. Sen sadece kendine müdahale edilmesine izin verirsin. İstersen müdahale ederler, istemezsen etmezler. Her şey sende başlar ve sende sürer.

Bu neden böyledir biliyor musun Aydek?

Ben: Neden?

Ketu: Çünkü bir şey yok aslında. Anlamak istemediğiniz bu. Bu bir kurgu ve içinde siz. Hani gerçekten bir oyun oynarsın ya, mesela yakar top. Oyunu eğer istersen keyifle oynarsın. Tüm coşkunla oynarsın güle oynaya, ne olacak sanki oyun işte. Oyun keyifle oynanabilir, hem çok ciddi katılırsın yakar topa hem bir yanın bunun oyun olduğunu bilir. Oyundur bu aslında. Yani keyifli bir ciddiyetle oynayabilirsin.  KEYİFLİ BİR CİDDİYET.

Bazense oynar gibi yaparsın veya oyuna katılmışsındır ama sanki biri seni zorlamış gibi isteksiz oynarsın yani oynarsında yüzün hiç gülmez. Veya korkarsın kenarda beklersin, sanki ne olabilir, neden korkarsın? Yakar top işte, en fazla top çarpar sana, yanarsın, hemen oyun dışı kalmazsın. Bir sürü hakkın olur, yani seçimlerin, en olmadı dersen ve istersen oyun dışı kalırsın. Ne olacak sanki oyun bu işte.  Yalnız unutma, CİDDİ BİR OYUN. Bu oyunun içinde olmak, olan için bir şans. Şanslı olduğunuzu bilin hepinizde.

Her gün ve her gün Aydek, bir fırsat var anlayana. Ne kadar yanlış şey yapmış olsan da, tekrar kalk ve dene.

Olmadı mı? Bir daha dene. Yine dene. Önce kendini motive et Aydek. Önce sen mutlu ol.

Bunun ne demek olduğunu şimdi tam anlamıyorsun belki, önce sen, her daim önce sen.

Sonra bir an gelir ki, o anda, sen ve ben, önce sonra olmaz. Orda sadece döngüye katkı olur. Bir şeyler yaparsan ve devran döner. Bu işte.

Hepsinden önce sen Aydek, bu işte.

Yılma, bıkma her günün doğmaktan bıkmaması gibi işte. Her sabaha tekrar doğ. Her sabahı tekrar sev. Her gün kendine hizmet et önce. Aracılık ettiğin ruha hizmet et. Kendine yaptığın her güzellik, ruhuna yaptığın güzellik demek. Ruhuna yaptığın her güzel katkı döngüye katkın demek. Döngüye katkın yaratılışa katkın demek.

Önce sen Aydek.

Bıkma yılma her an önce kendini motive et. Her anın fırsatlarını gör. Önce sen gör, sonra gösterirsin isteyene.

Her an yıkılıp tekrar yapılan var ya, işte onu gör. Her an tekrar yık ve yap sende. Sonsuz kere hem de. Sınırın yok çünkü.

İyi düşün Aydek, iyi şeyler yap, kendini hep yüreklendir. Olduğunun en iyisi ol. Mutlu ol, keyifli ol. Hepsi şimdilik bu işte. Nasıl yaparsan yap mutlu ol.

Her günde mutluluk üretmeyi bil. Olmadı mı? Tekrar dene, bir daha yap. Mutluluk üretmenin yolunu bul. Tek keşfetmen gereken bu aslında.

Anlasana başka gerçek yok. Şimdilik tek gerçek bu işte, iyi ol Aydek, hepsi bu işte.

Ben: Tamam.

Ketu: Mutlu yıllar Aydek…

Ben: Sağol Ketu, sana da mutlu sonsuzluklar.

Ketu: 🙂 🙂  sana da MUTLU SONSUZLUKLAR Aydek…

nevruzatesi