İnsan..

En yakınındakiler dahil, insanı tanıdığını sanırsın, oysa sadece sana gösterdikleri yüzlerini bilirsin. Bu her zaman böyledir. Oysa insanın bin bir türlü hali var, birini bilsen, diğerini bilemezsin.

Netice, insanın farklı yüzünü görünce şaşırma, zamanla isterse düzelir. Senin için önemli olan, insanın bu hallerini bilerek tedbirli olman, yani yüzde yüz güvenme. Unutma, adı üstünde insan, nisyanla malul, yapar unutur, değişir unutur. Yapacak bir şey yok, yaradılışı böyle. İnsan olma yolculuğunda bunu bilerek ilerle.

Affetmek..

Neyi affedeceğim, cahilin cahilliğini, kötünün kötülüğünü mü? Hayır, asla. Azıcık insan olsalardı.

Af geçen hanı mıyım? Hayır, asla.

Evet neden affedelim kötülük yapanı? Ve ama işte tıpkı tasavvuftaki dört kapı misali, neticede, düşününce, her şey benden bana, senden sana bu alemde.

İşte son kapıda denildiği gibi, senden başka kimse yok alanında, her şey senden sana, benden bana, ne affedecek ne affedilecek var öyle bir alanda.

Tabi oraya kadar, af falan yok kötüye, sadece uzaklaşmak var, yapabiliyorsan haddini bildirmek var.

Kendine iyilik yapmak için böyle bir olayın sonrasında olanın hikmetine bakarsan bunu aşabilirsin, bu seni neden etkiledi, sana neyi gösterdi, neyi öğretti?

Bunu yaşananı kendine yük yapmamak için yapmalısın. Öğrenmen gerekeni görüp, devam etmelisin.

Mesela ben yaşadığım böyle bir anıda düşününce, gösterdiğim sabıra şaşırdım, çok sabretmiştim, sabrımın nedenlerinden biri cesaretsizliğimdi, anladım. Bunu anladığımda kendimden özür diledim, sabretmem gerekmezmiş, sabrın manası çok daha başkaymış, öğrendim. Ve tekrar anladım ki, asıl olarak ben ve ben varım yolumda. Bazen ben ve eşlik edenlerim var.

Netice sen ve sen varsın hayat yolunda, her şey senden sana, benden bana.

İllüzyondan kurtul..

Hiç kimse yalnız değil, sen de değilsin.

Hiçbir insan veya canlı veya cansız dediklerimiz çirkin değil, herkes, her şey güzel, orantılı. Çirkinlik sadece öyleymiş gibi seni kaplayan bir duygu, gerçek değil, sahte bir şey, inanma ona. Ruhunun sesi değil, insanın sesi değil, şeytani iç ve dış sesler hepsi. İnanma onlara.

İnsan bilir çirkinleştiği yerleri, huyu, suyu, duygusu, hareketleri çirkinleşir. Mesela haset olur, kıskançlık yapar, fesat olur, bile isteye kötülük yapar, birinin canını yakar ve o zaman insan gerçekten çirkindir.

İnsan için yaşamak, hayatta olmak şans, bir nimet, değişiklik işte, ne mutlu sana ve bunu gör, hisset hücrelerinde, nefes alıyorsun işte, ne güzel.

Bir şeylerle ilgilen, bir şeyler yap, meşgaleler ve dinlenmeler olsun hayatında. Gerisi zihnin vesvesesine neden olur, onun da kaynağı bellidir.

Herkes özünde kendini sever, değerini bilir ama bazen bunlar dış caydırıcılarla örtülür, oysa için bilir. Dış sesler, dışında birileri seni değersiz, sevgisiz, suçlu hissettirir çünkü kendi de öyledir, dışarıya öyle yaparak güçlenir, vampir emiciler gibi. İşte böyleleri belki küçüklükten böyle bakım verdi sana, değersiz, suçlu hissettirdi ama bu mümkün değil. Aklını başına al, hiçbir şey öylesine, tesadüfen var değil, sen de öyle.

Ama kimseye sorma, kimseden bunu sana hissettirmesini bekleme, kendin gör güzelliğini, keyfini, değerini, iyi bir şeyler yap, büyük küçük deme, ölçü dünyasal, önemli değil, iyi şeyler yap, birileri için ve kendin için ve iyi ol.

Dünyada insanların uydurduğu normları vardır, büyü, iş bul, evlen, çocuk yap, bunları yaparsan başarılı sanırlar. Yalan hepsi, diğerleri herkesi kendine benzetmeye çalışırlar. Bunlar başarı, başarısızlık değil, denk gelir evlenirsin, gelmez evlenmezsin, çocuk yaparsın ya da yapmazsın, önemli şeyler değil hiçbiri, olursa da olur olmazsa da. Ama tabi birini, bir canlıyı sevmeyi öğrenmek güzel şeydir, olursa, bunu dene.

Başkalarının normlarına takılma, yaşayacağın tek hayat, onu da keyfince yaşa. Dışarıdakiler sürekli konuşurlar, belki sen de onları konuşursun ama boş işler bunlar.

Yaşıyorsun işte, keyfini çıkar, belki biraz yavaşla, belki solunumuna özen göster, belki sessizliği dene, ruhsal yanını hisset, mutlu ol. Diğerleri dünyasal geçici işler.

İşte böyle diyeceklerim, umarım ihtiyacı olana ulaşsın ve fayda olsun.

Özgün olmak..

Bu çağın insanı herkesin, her şeyin benzer olmasını istiyor. Böyleleri için doğru tek, her konuda haklı onlar, farklı düşünemezsin, davranamazsın. Bunlar ne büyük hata, sonsuz yaratılış içinde bir işin tek yolu, tek doğrusu olur mu?

Bu mümkün değil, yaratılan kadar doğru yol vardır, her insanın kendi yolu vardır. Bunu tek hale getirmek, her şeyi eşitlemek bize düşmez. Sonsuzu yaratan yolları sonlu mu yaratır sanırsın, bu olmaz. Hep dediğim gibi, başka canlılara zarar vermeden, özgür irade dahilinde her yol uygundur, o kişinin doğrusudur. Çağın insanı her şeyi eşitlemek, aynılaştırmak ister ama bu yalan, inanmayın, kendinizi farklı olduğunuz, değişik davrandığınızda kusurlu görmeyin çünkü her insan kendine özgüdür, kimseye benzemeniz gerekmez. Kendiniz olun, önce zarar vermeyin, nasıl istiyorsanız adaletle öyle yaşayın, normlara hiçbir konuda uymak zorunda değilsiniz, aynılaşmayın, özgün olun, siz olun, neyseniz o olun.

Hani Allah’ın 99 ismi var diye diretenlerden olmayın, neden? Çünkü sonsuz olanın adı, vasıfları sonlu mu olur? Bu mümkün değil, o sonsuzdur, yarattıkları da özgündür. Netice başkalarının normlarına uymadığınız için sizi üzmelerine izin vermeyin, lütfen kendiniz olduğunuz, kendi yolunuzu yürüdüğünüz için gurur duyun, mutlu olun, herkesin tek hayatı var ya, işte onu olduğunuz şekilde yaşayın.

İnsan..

İnsanın en büyük hatası, hep kendi açısından konuşması, kendi mutluluğu, mutsuzluğu vesaire bütün meselesi bu. Oysa insan bu kadar kendiyle uğraşacağına etrafına baksa, biri için iyi bir şey yapsa, bir ağacı sulasa, bir köpeğin gözlerine baksa, bir çiçeği koklasa, bir kedinin sırtını okşasa, birine güzel bir çift laf söylese ya da sadece dinlese, yani kendinden çıkıp diğerlerini görse çok daha iyi olacak çünkü hayat sadece senin için değil, herkes ve her şey için, her canlı için var. Hayatın anlamı kendi varlığından bütün için bir şey yapabildiğinde var.