14 mart..

Hekimliğin öyle bir varlığı vardır ki; yıllar içinde insanın iç yapısını, fark ettirmeden şekillendirir. Hekimlik sadece bir meslek değildir, o insanın hayata baktığı pencere, ya da kılıftır.

Mesela bir hekim adayı daha okula ilk girdiği yıl, ruhunda bir değişiklik hissetmeye başlar ve bu usta yapı, o doktor adayını her yıl biraz daha şekillendirir. İnsanlara, hayata, tüm yaşama bakışını geri dönüşsüz bir şekilde çekip çevirir, değiştirir, dönüştürür. Bir de bir hekim genelde hep ciddidir, eğlenceli tipler arada tek tük çıkar ve genelde bir sanat dalına bulaşır, yoksa bu işi yapamaz. Ama zamanla, yıllar ve tecrübe arttıkça, ölümü, acıyı gördükçe, her ciddi hekim hayatın tatlı, neşeli olması gerektiğini anlar ama yüzüne artık ciddiyet oturduğu için, belli belirsiz, şekilsiz gülümser. 🙂

İyi bir hekimin yaptığı aslında doktorluk değildir, insan sarrafı olmayı öğrenir. Her bir hücreyi, organı, dokuyu, doku arasını, hücre boşluğunu yani bedenin iç yapısını öğrenirken aslında öğrendiği; insanlar arasındaki farklar, benzerlikler, insanlar arasındaki boşluklar, bağlar, duygular, beyin, bilinç, bağlantılar, yaratım, yaratılış, yok ediliş (hayatın aslı olan varoluş- yok oluş, bir hekimin mutlaka dokunduğu iki enerjidir). Her hekim hem varoluşu hem yok oluşu bizzat ellerinin altında deneyerek yaşar. Ölüme ve doğuma, kana, salgılara, sıvılara, ifrazata, kemiğe, organa, bedenin en ücra yerlerine dokunmadan doktor olunmaz.

Bu eğitimden, ruhu hazır olduğu için, farkında bile olmadan geçen bir doktor, yıllar içinde insan hakkında o kadar çok şey öğrenir ki, sonrasında mesleği yapsa da yapmasa da, artık farklı bakış açılarından, insanı tanır.

En akıllı ve şanslı hekimler ise parçadan bütünü, bütünden insanı görebilenlerdir ve onlar gerçek insan sarrafıdır. 🙂 Siz onu anlamasanız da merak etmeyin o sizi bir şekilde anlar. 

Bir doktor adayına ilk öğretilen muayene yöntemi gözlem ve anamnezin iyi alınmasıdır. Yani karşındaki anlatacak ve sen güya onun anlattıklarını dinlerken aslında demediklerini, anlatamadıklarını dinleyeceksin. Ve asıl sorunun anlattıkları değil, anlatamadıkları olduğunu anlayacaksın. Bu öyle bir meslek pratiğidir ki, zamanla insanı bakınca gözlerinden anlar olursun, tabi iyi gözlemciysen. 🙂 Karşındaki insanın bakışından, konuşma tarzından, kokusundan, kıyafetinden, hareketlerinden, pek çok şeyini, daha dokunmadan anlarsın. Zaten aslında işin yüzde seksen- doksanını o anda anlarsın.

Netice şu an dünyada her şey çok değişse de, devir teknolojik muayeneler devri olsa da, iyi bir hekim bir bakışıyla işin yüzde doksanını anlayandır. Geriye sadece detaylar kalır. Asıl tanı her zaman ilk görüşmedeki konuşmada bilinir. Şu an dünyada ve Türkiye’de hekimlik adına her şey çok değişmiş olsa da, gerçek doktorluk anlayışı ile yetişmiş veya kendini yetiştirmiş tüm doktorlara, dönemin her zorluğuna rağmen gönülden selam olsun. 

14 Mart Tıp bayramı kutlu mutlu olsun.  

IMG-20170315-WA0007.jpg