A- B (3)

A: İstediğin dünyayı, sen oluştur, sen yap,

nasıl istiyorsan öyle olsun pencerelerin.

Kapın ahşap mı, çelik mi olsun?

Rengi beyaz mı, siyah mı olsun?

O kapıdan kimler dünyana gelsin?

Dünyana gelenler seni nasıl sevsin?

Nasıl sevilmeye ihtiyacın var?

‘Sevilme ihtiyacı’ diyorum çünkü

hala buna ihtiyacın olduğunu sanıyorsun.

Sevginin her an seninle olduğunu, etrafında aktığını anlamıyorsun.

Onun bir hedefi olduğunu sanıyorsun.

Oysa sevgi her aldığın nefeste sana dolar

ve verdiğin her nefesle senden çıkar.

Bunu anlamadığın için;

illa sevginin bir hedefi olması gerektiğini sandığın için,

saplanır durursun birine veya birilerine.

‘Sahiplenilmek istiyorum’ diyorsun oysa zaten sahiplisin ama yine anlamıyorsun.

Demek ki hala bunlara kanma ihtiyacın var, oysa gerçek hemen yanı başında..

B: Tamam, hayatımı ben oluşturayım ama sanki sevgi, nefes alıp vermek gibi dedin.

A: Öyle dedim, evet. Nefesle aldığın sadece oksijen verdiğin karbondioksit mi? Nefes almak, yaşamak demekse ki öyle, sadece gaz alışverişi olamaz anlasana, biraz kafanı kullan şimdi, dikkatle dinle çünkü bir sır vereceğim sana..

B: Ne?

A: Aldığın her nefesle düşüncelerinde yoğun olan şeyleri kendine yaklaştırırsın, çekersin. Mesela olmasından korktuğun şeyleri düşünürken aldığın nefesle, alırsın o korkuyu dünyana ve bunu ısrarla yaptığında, zamanla o hayaldeki istenmeyen, gerçekteki yaşadığın olur. Ve ne tuhaftır ki, insanlar yaşadıklarının kendi hayalleri olduğunu çoğu zaman anlamaz.

B: Aslında bunun uzun zamandır farkındayım. Şu anda ne yaşıyorsam, bir zamanlar düşündüklerim. Biliyor musun birde bu aralar, her şey çok hızlı sanki, yani önceden yıllar önce düşündüğüm, şu an önümde derdim ama şimdi geçen hafta, ay hatta gün düşündüğüm şey, bugün karşımda. Düşünülenin gerçekleşmesi inanılmaz hızlı.

A: Evet.

B: Yani hep seviliyorum, hep sahipliyim öyle mi?

A: Bu kesin.

B: Bunu neden hissedemiyorum?

A: Aslında artık biliyorsun ama sadece kabul etmeye direniyorsun.

B: Çünkü sevgi, sahiplenilmek isteklerim hep hedefli.

A: Evet. Ve bu yanlış bir şey.

B: Ne yapayım?

A: Sevgi sensin, sevilen sen, seven sen, sahiplenen sen, sahip olunan sen isen ki öyle, bir daha düşün; her şeyi kendinde oluştur. Konuşmanın başında dediğim gibi;

İstediğin dünyayı, sen oluştur, sen yap,

nasıl istiyorsan öyle olsun pencerelerin.”

Ne olmak istiyorsan, onu önce sen ol.

B: senin için bunu demek ne kolay.

A: Doğru, çok kolay. Sende kolayından gel, zorlama hiçbir şeyi.

B: Nasıl?

A: Bir düşünsene, karşında yemek istediğin bir elma var. Elini uzatsan sende. Ama sen ne yapıyorsun, sadece el uzatma mesafende olan şeyi, şüphelerinle bozup, ta arka yoldan dolanıp, karşı tepeyi geçip, geceyi bekleyip vs vs öyle almaya çalışıyorsun. Oysa…

Elini uzat, gördüğün önünde ve sende.

B: Bir de hiç görmediğim seçenekler var..

A: İlla ki öyle..

B: Hayat tuhaf..

A: Hayat net ama insan tuhaf.

1496666_10151904689728520_115587396_n

6 thoughts on “A- B (3)

  1. zihnin kontrol ettiği bedenler nefes almayı dahi unuturlar evet katılıyorum!

    ama şu var: olanı sevmek sadece nefes ve zihin kontrolü sağlayarak gerçekleştirilemez ve hayal ettiğini tam olarak aynı şekilde yaşayamazsın.

    bu ayrıntıları da aktarman dileğiyle 🙂

    Liked by 1 kişi

    • Hayal edilenin, oluşma şekli farklıdır çoğu zaman, bu doğru ama aynısı olmasını bekleyen ne, nasıl enerjiler, mesela beden beyninin, korteksin kontrol etme isteği mi? Düşünmek lazım.
      Bir de hayal edilenin, akışa bırakılıp oluşması var.
      Bu ikinci tercih edilesi..
      Ve hayal edilenin gerçekleşmesinde en büyük güç, onu hayal eden zihinde, bununla birlikte ortak alanın etkisi yadsınamaz.
      Yorum için teşekkürler..

      Liked by 1 kişi

  2. hayalinde yalnızsan beklenen muhtemelen gerçekleşir. Fakat bir ortaklık varsa evet etkisi yadsınamaz. bence özünde hepimiz sevgi yaratıklarıyız ve anlaşılması gereken “değişim” konusu!

    doğru şekilde nefes aldığımızda zihnimiz ferahlıyor. düşünce fabrikası biraz mola veriyor ya da daha sağlıklı düşünceler ortaya çıkıyor gibi bir anlam var yazıda. bildiğim kadarıyla zihin kayıt cihazıdır. düşünmeye bir son verip akışa dönebilirsin bu sayede bu durumda hayali üreten zihin olamaz öyle değil mi?

    Liked by 1 kişi

    • Çok teşekkür ederim yorum için.
      Zihnin farklı tanımları var. Bedeni idare eden, beynin zihni: Bu hep geçmiş- gelecek- kendi derdi kaygısında.
      Bir de sonsuza uzanan zihin kısmı var, en büyük zihne kadar uzanan, belki adına yaratıcı denilen zihin, ruhun bağlı olduğu zihinsel alan, ruh denilen alan belki de zihin alanı.
      Zihin, düşünce, düşünen kim, zihnin ucu nerede 🙂 🙂 kafamız iyice karışacak şimdi.
      tekrar teşekkürler.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s