40’lı yıllar..

40’lı yaşlar güzelmiş gerçekten, toy değilsin (en azından pek çok konuda) ve yine de gençsin her anlamda.. çok güzelmiş sevdim yani. Bedenen değişiklikler olsa da henüz gençsin ve genelde ruhen daha olgunsun, tecrübeler olgunlaştırıyor insanı.. (Gündüz bunu dedim de, bu akşam muhteşem iki genç insanla randevum vardı ve o kadar olgundular ki bazı konularda, anlayıp düzeltiyorum durumu, yaş almak olgunlaşmak değil gördüm ve bana katkı oldular resmen.. Yani olgunluk yaşla ilgili değil kabul) Bu muhtemel ki uzunca süre böyle sürüyor (en az 80’lere kadar, bende gençlik aralığı geniş). Ne zamanki yaşlanmaya karar veriyorsun, sanırım o zaman bir şeyler değişmeye başlıyor. Burda anladığım kadarıyla her şey bize bağlı, her daim kendi yaşın dahilinde genç ve iyi olabilirsin. Birde bilinen bir söz var ya “kaç yaşında olursan ol, olduğun en genç yaştasın”.. Olduğumuz en genç yaşın kiymetini bilmek lazım bence de..

20151029_141420

geçişler

Hayattaki en önemli geçişler tek başına yapılır. Doğum gibi, ölüm gibi.. Vee günlük hayatta alınan önemli kararlar, önemli geçişler, herkes bize bir şeyler önerse de tek yapılır. Bizi sevenlerin güzel enerjilerini desteğini kalbinde hissetmek güzel bu anlarda, yani destek en fazla kalpte olabilir ve geçiş yapacağımız konu neyse orda biz tek başınayız. Bazen anlamayız önemli bir geçişte olduğumuzu, hani konu çok tipik bariz görünmez, zihnimiz bilmez ve ruhumuz bilir, biz de duyarlıysak, bilmesek de hissederiz, önemli bir kavşakta  olduğumuzu. İşte o  kavşaklarda olacak en iyi adımı atmak için, üzerinizde O’nun ışığını hissedin ve bırakın zihniniz değil O’ yön versin olaya, olanı anlamasanız da cesaretle ilerleyin..

11351316_847656241991411_2090013215891763955_n

‘damarımda kanımsın’

“Sen uzaklarda değil, damarımda kanımsın” buraya kadar güzelmiş sözler, ben kanı severim, maksat meslek aşkı yani.. Damarımdaki kan kadar önemlisin diyor, güzel, kan demek yaşam aşkı demek tamam.. Sözlerin gerisi ise şöyle.. ‘İste kölen olayım, istersen öldür beni, başkasını seversen bil ki yaşatmam seni’, şarkısının sözleri böyle olan ülkeye ne denir, hani nerde andan ana değişim, severse sevsin başkasını ne yapalım yani (kabul, sevdiğinin, başkasını sevmesi acı da, mecbur, zorlamak yok bırakacaksın tabii)..
‘Ben Sensiz yaşayamam, hayatımsın canımsın’ Oysa yaşa yani, o olmadan da yaşa, hayat bu ne güzellikler çıkaracağı belli mi olur, azıcık sabret sende..
Netice sev yani kabulde, saplantılı olma, hiç bir meselede.. Vee herkesin hayatı ve canı da kendine..

20151202_094038

sahici olmak

Sahici olmak ne ola ki.. Sahici olmak kendine duyarlı olmak belki de. İçin bir şeye öfkeliyken, dışardan iyiymiş gibi davranmak değil,  bu kesin.. İçin öfkeliyse birine, bunu uygun bir şekilde ifade etmek. Sevgi doluyken ciddi olmak değil, sevgini göstermek. Bilmiyorken biliyor gibi yapmak değil, bilmediğini söylemek vs vs.. Yani hissettiklerine duyarlı olmak her daim ve bunu en insani şekilde gösterme becerisinde olmak..sahici olmak..

sun_gunes_png_13_4

aşk..sevgi..

Aşk ne demek.. Eskiden bu kelimeden hiç hoşlanmazdım. Çok yapay ve samimiyetsiz gelirdi bana..
Ve şimdi ise aşk demek samimiyet demek,
Kendi içinde olduğu kadar, her şeyi kapsamak demek,
Aşk demek yaşam enerjisi demek, Aşk demek gözyaşı demek,
Aşk demek her daim temelinde akan mutluluk demek,
Aşk demek her şeyin senden başladığını ve yayıldığını anlamak demek,
Ve aşk demek kendindeki ve etrafındaki Bir’in ışığına kapılmak demek,
Aşıkken gördüğün tek şey ‘ışık’ ve onun da kaynağı belli..
Yani rahat olun aşk tek kişilik bir emek..

Aşk demek zıtlıklar dünyasını en derininde yaşamak demek, en derin acı ve en derin mutluluk

Ve bu kadar derinliğin ne saçma olduğunu farkedip ortaya gelme iradesi ise Sevgi demek. Abarttığını anlayıp en derinlerden dengeye gelmek Sevgi demek.. Sevgi demek, sonsuz kabul demek..

Bildiğimden değil benimki öylesine..

1013170_10151922716798520_281459831_n

çorbanın tuzu..mesleğim

Geçenlerde bir toplantıda yanına tesadüfen oturduğum biri, birkaç dakika sonra bana dönüp ‘enerjiniz ne iyi geldi bana ohh’ dedi. Sağolsun incelik gösterdi.

Biraz sonra tekrar döndü ‘ayy çok iyi hissettim iyi geldiniz bana’ dedi. Ben teşekkür ettim yine. Sağolsun incelik gösterdi.

Sonra tekrar döndü ve ‘şifacılık var mı sizde’ dedi. Sağolsun yine incelik gösterdi.

O anda benim zihnimde olansa şöyle (saf bir merakla, doğru bir cevap arıyorum ya) düşündüm gerçekten ne olabilir diye, ‘yok şifacı değilim, yalnız 15 yıl once reiki almışlığım var’ bunu desem saçma olur, çünkü kullanmıyorum bile. Derken aklıma babaannemin bir ‘ocak’ olduğu geldi ve ‘benim ikinci ismim onun adıdır’ dedim. Yanımdaki de ‘var kesin bir şey’ dedi, teşekkür ettim. O gün facede birbirimizi ekledik ve eve döndüm. Akşam bunu evde söyleyince biri bana ‘onca yıl tıp eğitimi aldın, doktorum demedin mi?’ dedi. Ben şaşkın, hiç öyle bir şey aklıma gelmedi. Şaka bir yana, şifacılıkla tıbbın ilgisi, indirek tabiki de..

Şifacılık ayrı bir meziyet kabul, bununla birlikte, benim mesleğimle bağım, çorbamdaki tuz gibi, varlığını hisseder ve bilirim ve ben sırf bu değilim. Yine de dedimki kendime, bilimsellikten uzak kaldın demek bu ara, meslek olarak yaptığım şey (her şey aklımdan geçtiği halde) aklıma gelmediyse, çorbanın tuzu azaldı ve arttırmam gerekir demek ki..

Ve evett tuzu artırma haftası bu hafta, yarın kongre için yolculuk başlıyor. bir hafta da olsa sırf bilimsel takılacağım haberiniz ola..  Sadece bilim ve ben.. Tabii zihnimin bilimi nerelere bağlayacağının garantisi yok bende.. Yaşayıp göreceğiz artık.. daha doğrusu ben yaşayacağım, siz göreceksiniz..

rbc-eritrosit

 

 

 

Allah’a havale etmek, ne demek..

Hani bir şeyleri çözemeyince ‘Allaha bıraktım, havale ettim’ deriz ya, bu yanlış. Bu hafta rüyalarımdan sonra öğrendiğim derslerden biri de buydu aslında. Allah’a neyi havale edeceksin (karma kader kısmı hariç işin) bu dünyada sen O’nun eli kolu, O’nun aracılığıyla iş yapan değil misin? Yani bu havale ettiğimiz işin, en azından bu dünyada yapıcısı biziz. Bir şey gelip havadan, bizim yapacaklarımızı yerimize yapmayacak yani.. O yüzden akıllı olalım, olduğu kadar, kalp ve akıl dengesinde yapabileceklerimizi yapalım yani. Görev bizde bu alemde unutmayalım..

images (1)

rüya-2

Merak ettiğim rüyanın devamı bu sabah şöyle.. durum tam komedi. Aynı muhteşem yolda birkaç kişiyle beraber mastika eşliğinde uzun saçlarla, renkli kiyafetlerle çılgınlar gibi oynuyorum, nasıl kaptırmışım oyuna sorma. Birde gerçekte oynamaktan anlasam neyse, hani hiç bilmem kenarından köşesinden böyle oyunları..
Kendimi uzaktan öyle seyredince ben, bu defa kahkahayla uyandım valla, olacak iş mi bu yahuu mastika ve ben… Tabii rüya bu orda en muhteşem oynayan bendim iyi mi? Sen o kadar bilgiye yoğunlaş ve rüyanda o yolda olan bu olsun. Vardır bir hayır mutlaka..
Çok ciddiye alma salla gitsin dediler herhalde, çünkü iyi sallanıyordum valla..
Ruhumun özü neşe bunu anladım bu sene, yine de bir oyun havası falan olaydı ya da ben azıcık daha ciddi oynayaydım daha mı iyiydi ne..

rüya-1

Epeydir rüya görmüyordum veya hatırlamıyordum..
Ve bugün sabaha karşı olan da şu:
Bir yolda, sanırım toprak yol ve açık alan, biri beni her türlü duygunun, işe nasıl dönüştürüleceği konusunda eğitiyordu. Duygular, havada birer enerji ve farkedip, işine nasıl gelirse o hale dönüştürebiliyorsun her duyguyu..
Ne muhteşem yani, acı keyfe dönebilir, huzursuzluk huzura ve işe dönebilir..
Malesef rüyanın en can alıcı yerinde bana olansa şöyle, çalan telefonla birden o muhteşem yoldan, yatağa düşüş ve şaşkınlık..
Netice malesef bunun sırrını öğrenemedim bu gün, kismetse yarın sabaha, rüyanın devamı gelir belki…
Ve lütfen gelsin yani, anlamalıyım bu bilgiyi..